YAZARA MAİL GÖNDER Çocukların anılarını da bizimkilere benzetmeyelim...

YAZARLAR

Yıllar önceki bir bayram gününde mesleğimizin büyüğü Ahmet Rasim'in "Bir Bayram Gecesi Ağladıklarım" başlıklı bayram yazısına takılmış ve o yazının bir bölümünü köşeme almıştım...
Google eksik olmasın...
O yazıyı hemen buldum.
Ahmet Rasim çocukluğunda hep bir "Sako"su olsun istermiş. Sako da, kukuletasının ucunda bir püskül bulunan paltonun adıymış.
Sonunda arife günü annesi ona Mahmutpaşa'dan bir sako almış.
Eve gelmişler, sakoyu odasındaki minderin üzerine koyup yatağına uzanmış küçük Ahmet Rasim ve gündüz yorgunluğu ile uykuya dalmış.
Sonrasını şöyle anlatıyordu yazısında:
- Başımı kaldırıp baktım ki yatarken koyduğum minderin üstünde elbiselerim, o güzel sakom yok.
Birdenbire ağlamaya hatta hıçkırmaya başladım...

Mahmutpaşa yine var ama...

O sırada bir el Ahmet Rasim'i dürtüyor.
Sütninesi ona "Rasim, Rasim gözlerini aç" diyor. Uyanıp sakosunun yerli yerinde durduğunu gören Ahmet Rasim, "Sütninemin o kapkara, yarık yarık yanağına titrek dudaklarımı yapıştırdım" diye noktalıyordu yazısını...
Ahmet Rasim 1864 doğumlu olduğuna göre (ölümü 1932), bu çocukluk anısı olsa olsa 1870'lerin başındandır.
O günden bugüne Mahmutpaşa hâlâ eski bayram alışverişlerinin heyecanını yaşıyor... Ama şimdi başka heyecanlar var her yaştan tüketicilere dönük... Akıllı telefonlar, tablet bilgisayarlar "Sako"nun yerini aldı. Çocukların bayram hediyesi beklentilerine, Steve Jobs'un gerçek olan hayalleri yön veriyor şimdi.

Kentten kaçış farkı

Bir de bayramlar artık "Büyüklerin ellerini öpme ziyaretleri" yerine "Kentten kaçış fırsatı"na konu olmakta.
İstanbul'u bu bayramda kaç milyon kişinin terk ettiğini, TEM yolunda trafiğin kaç kilometrelik tıkanıklığa yol açtığını falan, haberlerden öğreniyoruz.
Ama o günden bugüne yer alan tek değişiklik Türk tüketicilerinin de yaşamlarına, yüksek teknoloji ürünlerinin veya otomobillerin girmesi değil ki?
Ahmet Rasim'in kuşağının insanları Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş dönemini yaşamışlardı... Bizim kuşaklar Tek Parti'den, darbeli ve çok partili demokrasiye geçişi de yaşadık. Şimdi de "Vesayetsiz Demokrasi"yi özümseme sürecindeyiz. İdeolojik kavgalarla, kamplaşmalarla dolu yıllardan geçtik.
Yeniden başa dönmeyi ister miydik acaba?
Yaşlıların her bayramda geçmişi hatırlamaları hoş olabilir. Ama çocukların bellekleri yarın olacakları kaydetmek üzere hazırlanmıştır. Dünün kavgalarını bugüne taşıyıp, çocukların kafalarını da karıştırmamalıyız.
Bence bu bayramı birbirimizi susturmayı deneyerek değil, şiirler okuyarak karşılamayı deneyelim.

Şiir de bir kaçıştır...
Mesela Orhan Veli'nin "Masal"ını hep birlikte hatırlayabiliriz...
"Çocuk gönlüm kaygılardan azade;
Yüzlerde nur, ekinlerde bereket;
At üstünde mor kâküllü şehzade;
Unutmaya başladığım memleket.
Şakağımda annemin sıcak dizi,
Kulağımda falcı kadının sözü,
Göl başında padişahın üç kızı,
Alaylarla Kafdağına hareket.
"

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.