YAZARA MAİL GÖNDER Toledo'ya toz kondurmam!

Türkiye'nin en iyi haber sitesi

YAZARLAR

Haydarpaşa'yla haşır neşir olmuş biz İstanbulluları bile çarpan güzellikteki Madrid tren istasyonuna girin. Toledo'ya bir bilet isteyin. Konforlu bir tren yolculuğundan sonraysa büyülenmeye hazır olun. Toledo, bir masal diyarı...

Hiç öyle dünyanın bütün şehirlerindeki tren istasyonlarını biliyor filan değilim (Ayrıca da hatırlatırım ki hayatı boyunca o güzelim Haydarpaşa Garı'yla aynı şehirde yaşamış biriyim). Ama oturduğum yerden, hiç tereddüt etmeden iddiaya girebilirim: Madrid'dekiyle çok azı rekabet edebilir! Trenle seyahat etmek gibi bir niyetiniz yoksa bile, Madrid'in merkez tren istasyonuna uğramalısınız. Paseo del Prado'nun güney ucundaki Estacion de Atoca, dışarıdan ayrı haşmetli, içerden ayrı tropikal! Yemyeşil devasa bitkilerle dolu kocaman bir yer burası. Kafeler, dükkânlar ve yüzlerce su kaplumbağasıyla dolu çılgın bir orman! Ve bir yerden bir yere gitmeye çalışırken, bunların fotoğrafını çekmekten yürümeyi unutan çocuklarını, eşlerini, sevgililerini çekiştiren yüzlerce insan! Estacion de Atoca'dan sürüyle yere, gün içinde sürüyle sefer var. Bir arkadaşım Madrid'den Barselona'ya gitti trenle ve bayıldı bu yolculuğa... İki şehrin ruhu, karakteri arasındaki farkın yol boyu ilerledikçe de an be an hissedildiğini anlattı. Biz Toledo'ya gitmeyi koymuştuk kafaya. Saatlere baktık, neredeyse her saat başı mümkün, bileti aldık.

TATLI TREN YOLCULUĞU

Bizim trenlerle kıyaslamayın; araçlar da çok başka, sistemin milim aksamayan düzeni de. Çok konforlu, gayet lüks trenler bunlar. Uçakta business uçuyorsunuz diye düşünün; koltuklar o derece geniş ve rahat. Madrid'den Toledo'ya yolculuk yaklaşık 40 dakika sürüyor. Camdan dışarı baktığınızda ahım şahım bir görüntü yok önceleri ama ferahlık hissi veriyor bu yolculuk ve sıkılmaya fırsat bulmadan, aman Allah'ım! Bu nasıl bir panoramik manzara! Nefes kesici bir tablo! Göz alabildiğine uzanan bir delilik! Öncelikle iki noktayı netleştirelim: 1. Tarihi önemi ve olağanüstü fotoğraf verme özelliği, turistlerin sevgilisi yapıyor burayı. E ulaşım da kolay. O yüzden sabah erken saatlerdeki bir trenle, tur otobüsleri teşrif etmeden gelmenizde fayda var. Sonra da akşam turistler etrafı boşalttıktan sonra dönün vaktiniz elveriyorsa ki, hakiki havasını koklayabilesiniz. 2. Yabancı bir kent en iyi yürüyerek keşfedilir genellikle. Fakat burada mutlaka ama mutlaka bir otobüs turu yapmak lazım... Yukarılara tırmandıkça kucağınızda açılan kent, olağanüstü bir görsel ziyafet çekiyor çünkü. Ve de tren istasyonundan tepedeki eski kent merkezine yokuş yukarı yürüyerek çıkmak insanı canından bezdirir.

***

UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alıyor Toledo. Falancanın kayınçosu olduğu için değil haliyle. Bir panoramik manzara var, Alcazar'dan Toledo Katedrali'ne bütün kent mücevher gibi ince ince işlenmiş. Yeni yapılar da aynen yüzyıllar öncekilerle aynı çizgide, karakterde, estetikte yapılmış. Müthiş bir uyum ve tutarlılık var. Aynen İstanbul'daki mantık!

TARİH, KÜLTÜR, ZARAFET...

Romalılar zamanındaki adı Toletum. Müslüman Arap fethinden sonraysa Tuleytula deniyor. Vizigotlara filan girersem boğulur çıkamam. Ancak şu kadarını söyleyeyim: 13 ile 16. yüzyıllar arasında İber Yarımadası'nın kültür ve din merkezi. Ama sonra Madrid'in başkent yapılmasıyla çaptan düşüyor. Sonrası sanat, ipek ve turizm demek, ki hiç itirazımız olmaz! Bir masal diyarı, bir film platosu gibi burası... Oyuncak. Biblo. Nakış. Dantel. Rüya... Tarih, kültür, zarafet, estetik... Nereleri gezeceğiz peki? Dik yokuşların, dolambaçlı dar sokakçıkların hepsi Zocodover Meydanı'nda buluşuyor. Her daim şenlikli burası o yüzden. Ortaçağdan kalma San Servando Şatosu'nun eteğindeki Alcantara Köprüsü'yle 13. yüzyılın sonlarında yapılan San Martin Köprüsü, Tajo nehrinin iki yakasını buluşturuyor. Gayet Instagram'lık! Kent surlarının Vizigotlardan kalanları da var ama çoğunu Mağripliler ya da Hıristiyanlar inşa etmiş. Değişik dönemlerden kalma kapıların fazla hasar görmediği söyleniyor; yine aynen İstanbul! İçine girince büyüleyen nereler var peki? Evvela katedral. İspanyol gotik katedrallerinin en iyi örneği deniyor Toledo Katedrali için. El Greco'dan Goya'ya baba isimlerin eserlerinin yer aldığı müzesi var. Müze demişken: Alcazar. Museo De Santa Cruz. Museo Del Greco... Manastır: Monasterio San Juan De Los Reyes. Sinagog: Sinagoga De Santa Maria La Blanca. Kilise: Iglesia De Santo Tome (El Greco'nun Kont Orgaz'ın gömülmesini anlatan ünlü tablosu da buranın şapelinde). Cami: Mezquita Del Cristo De La Luz. Son ikisi, şehrin İslam etkisi taşıyan önemli tarihi yapılarından... Babü'l-Merdum ve Las Toernerias camileri... Santa Maria la Blanca ve El Transito sinagogları (Ki Sefhardi Müzesi de burada)... San Roman, Christo de la Vega, Santiago del Arrabal kiliselerinde de yine İslam etkisi hissediliyor.

GÖZ DOYMUŞ, MİDE NE Kİ!

Açı açına gezilir mi? Ne münasebet! 14. yüzyıldan kalma sütunların arasında yenilikçi İspanyol mutfağı mı istersiniz? Alfileritos 24 olabilir. Şık bir restoranda bir tık yorum katılmış geleneksel mutfak mı? Hierbabuena o zaman. Klasikten şaşmaz mısınız? Casa Aurelio belki... Fazla da kasmaya gerek yok. Hayatımın en 'Allah'ım, hiç bitmesin!' dedirten kruvasanlardan biri, rastgele girdiğimiz bir kafede, meydandaki El Foro'daydı. Gözünüze kestirdiğiniz, atmosferini beğendiğiniz bir yer çok da pişman etmez genellikle. Zaten manzara o kadar gözünüzü doyurmuş, ruhunuzu doldurmuş olacak ki Toledo'da, fazladan kalori de almaya hiç lüzum yok!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.