Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Paris terör saldırısının şokunu henüz üzerinden atamamış. Her yerde sıkı güvenlik önlemleri var. Ancak insanların kendilerini eve kapatmaları da mümkün değil. Özellikle yılbaşı alışverişinin başladığı günlerde her yer tıklım tıklım. Meşhur Galeries Lafayette'te adım atmak mümkün değil

Paris, terör saldırısının ardından ne durumda? Gündelik hayat bu durumdan nasıl etkilendi? İnsanlar korkuyu ve travmayı üzerlerinden atabildiler mi? Paris'e giderken kafamda bu sorular vardı. Havaalanından otele giderken bu soruları sordum Türk şoförümüze... "Ortalık kötü, insanlar gergin. Pek dışarı çıkmıyorlar" dedi... Şoförün anlattığı havayı otele girerken hemen fark ettim. Otelin kapıları kapalı. Siz içeri girerken bir görevli açıyor ve çantanızı göstermenizi istiyor. Diyelim ki sigara içmek için birkaç dakikalığına dışarı çıktınız, görevli sizi gördüğü halde içeri girerken yine aynı işlemlerden geçiyorsunuz.

GERGİNLİK SÜRÜYOR

Bu duyguyla başladı seyahatimiz. Ben de kendime "Dikkatli ol" dedim. Ve o gün kalabalıklara karışmadan yollara vurdum kendimi. 15 kilometre yürümüşüm. "Niçin görkemli bir yılbaşı süslemesi yok?" diye kendi kendime düşünürken yanıtı bir Fransız'dan aldım.. "Biliyorsunuz" dedi, "şu anda iklim zirvesi var. Böyle bir zirveye ev sahipliği yaparken Paris'in ışıl ışıl olması pek de hoş kaçmazdı." Ama akşam saatlerinde Boulevard Hausmann'a gelince neye uğradığımı şaşırıyorum. Müthiş bir kalabalık, yürüyemiyorsunuz. Herkes Galeries Lafayette'in önünde, vitrinlerdeki muhteşem şovları izliyor. Mağazaya girişte ise yine aynı güvenlik önlemlerinden geçiyorsunuz. Paltolar çıkarılıyor, çantalar kontrol ediliyor. Her mağaza güvenlik durumunu en üst seviyeye çıkarmış. Lafayette'in kapanış saatinde kimi bölümlerde dedektörlerle çöp kutularının bile arandığını gördüm. Paris saldırısının ilk günlerinde kafeler bomboştu. Şimdi her yer dolu. İnsanlar çılgınca bir Noel alışverişinde. Üstelik pazar günü bütün mağazalar açık. Hayat bir biçimde devam ediyor.

VE YARIŞLAR

Paris'e Longines Masters için gittim. Dünyanın en prestijli at yarışlarından olan bu organizasyon, Paris'in dışında yer alan Salon du Cheval'de yapıldı. İki gün boyunca 50 bin kişinin girip çıktığı bu dev salonda, son derece çekişmeli geçen yarışları izledik. 1832'de İsviçre 'de kurulmuş olan Longines, binicilik sporunu 1878 yılında at ve jokey oymalı kronograf saatini tasarladığından beri destekliyormuş. Uluslararası arenada en iyi binicilerin katıldığı yarışları heyecan içinde izledik. Zamanın, dikkatin ve konstantrasyonun ne kadar önemli olduğunu gördük. Masters of Paris yarışlarındaki etkinliklere katılan isimler arasında Prenses Caroline de Hanovre'ın kızı Charlotte Casiraghi, dünyaca ünlü Fransız aktör Guillaume Canet, Alain Delon'un oğlu Anthony Delon, ünlü Amerikalı aktör ve müzisyen Gary Dourdan ve dünyaca ünlü Amerikalı binici Jessica Springsteen gibi tanınmış isimler vardı. Ama asıl önemlisi cumartesi günü yapılan yarışın taşıdığı anlamdı. Prenses Caroline'e ait olan Amade Vakfı için fon toplamak adına yapılan yarış özel bir sosyal sorumluluk projesi. Amade, tüm dünyadaki çocukların korunmasını ve yetiştirilmesini amaçlayan bir vakıf. Vakfın amacı dil, din ve ırk ayırt etmeden yaşayan her çocuğun saygınlık ve güven içerisinde yaşayabileceği, temel haklarının korunduğu bir dünya oluşturabilmek. Bu yarışlar sonunda dereceye girenlere ödülleri kendisi de bir binici olan Charlotte Casiraghi verdi.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER