YAZARA MAİL GÖNDER Müslüm Gürses'in öğrettiği

YAZARLAR / Cumartesi Sabah Yazarları

Müzik zevki tartışılması zor bir konudur. Kişiye göre değişir ve dünya üzerindeki müzik türleri oranında farklı beğeniler ortaya çıkar. Aslında biraz da sinema gibi... Bendeniz sinemadaki çok geniş biçimde kapsayıcı, hemen her türü içeren ve geçmişten gününüze geniş bir yelpaze gibi uzanan hoşgörülü ve meraklı yaklaşımımı müzikte de sürdürürüm. Elbette tercihlerim, ön plana çıkan zevklerim vardır. Ama her tür müziği en azından dinlemeye ve kavramaya çalışırım. Bu konudaki ünlü İngiliz deyimi 'Curiosity kills the cat /Merak kediyi öldürür' deyiminin tam tersini yaparım yani! Arabesk de öyle. Aslında sevdiğim bir tür olmadı. Aşırı gırtlaktan söylenen biçimine sevgi duyamadım. Ama özellikle Karaböcek kardeşlerin (Neşe ve Gülden) temsil ettiği bir tür 'yumuşak Arabesk'i sevip dinledim. Müslüm Baba'yı ise birçoğumuz gibi ancak 2000'lerden sonra keşfettim. Murathan Mungan'ın şarkı sözlerinden oluşan Söz Vermiş Şarkılar'daki (Ada Müzik) Olmasa Mektubun parçası bir kapıyı açtı. Ardından pop müziğin Sessiz Gemi'den Belalım'a, Yalan Dünya'dan Sigara'ya Hümeyra, Sezen Aksu, Selda veya Şebnem Ferah parçalarını yorumladığı ünlü Yalan Dünya (Pasaj) geldi. Teoman'ın Paramparça'sını söylemeye veya en ünlü pop klasiklerini senfonik orkestra eşliğiyle yorumlamaya başka kim cesaret edebilirdi? Ve böylece Müslüm Baba popçularla, Arabesk de aydınlarla barıştı. Ülkemizin son derece ihtiyaç duyduğu (İhtiyacım Var!) ve siyasetten sanata her alanda gerçekleşmeşi şart olan diyalogun anlamlı bir örneği... Müslüm Baba ise tevazuunu ve asıl kitlesiyle diyalogunu hep sürdürdü. Yıllar önce SİYAD olarak sevgili Muhterem Nur'a geç kalmış bir onur ödülü verdiğimizde, Cemal Reşit Rey'in kapısından içeri girmemiş, büyük aşkını arabada beklemişti. Muhterem ve diğer sevenlerine sabırlar dilerken, ülkemize en azından bu alanda barış getiren ustayı rahmetle anıyorum.

SİNEMA KİTAPLARI ARASINDA
Son çıkan kitaplardan, özlemle andığımız Rekin Teksoy'un Ansiklopedik Sinema Terimleri Sözlüğü'nün yeni basımı (Oğlak), büyük bir boşluğu dolduruyor. Sinema yazarlarının 'şövalyesi' (İtalyanlardan aldığı bir unvan!), gündelik eleştiriden çok temel kaynak kitaplar ve unutulmaz TV programlarıyla seçkinleşen Teksoy, kapsamlı Sinema Tarihi kadar bu çalışmayla da hatırlanmalı. Çünkü, çok iyi Türkçesiyle -ayrıca Fransızca ve İtalyancayı da iyi bilirdisinemanın sanat, endüstri ve kitle iletişimi olarak kullandığı, kimileri gündelik dile girmiş, kimileriyse bilinmeyen veya yanlış kullanılan sözcükleri, deyimleri, yerli-yabancı şirket ve kurumlardan film türlerine birçok bilgiyi en net biçimde veriyor. Her sinemasever evine lazım! Futbolcudan Yönetmen (Horizon Yayınları), büyük usta Memduh Ün'ün anılarına dayanıyor. Önsözünde Agah Özgüç'ün dediği gibi "Herkesin bir Memduh Ün'ü var. Kimine göre 'zor adam'. Kimine göre 'inatçı ve kara listeci'. Kimine göre de 'yukarıdan aşağıya bakışıyla bir narsist'. Peki ama, futboldan gelip Üç Arkadaş gibi belki en güzel Yeşilçam filmini yapmak nasıl oluyor? Ya Fatma Girik'le tam 55 yıldır süregelen bir aşkı yaşamak? İşte tüm bunlar ve daha çok şey var bu kitapta. Mutlaka okuyun. Emeği geçen Ümit Bayazoğlu, Uğur Ün, Buse Mercan ve İbrahim Şahin'i de kutlarım. Arkapencere'ciler yine yaptı. Yani bu tanınmış sinema sitesi'nin genç yazarları, Aşktan Da Üstün bölümünde yer verdikleri klasik film eleştirilerini bir kez daha kitaplaştırdılar: 50 Film Daha adıyla (Kırmızı Kedi)... En eskisi olan Chaplin'in Altına Hücum'undan en yenisi Manolya'ya 50 seçme film, adları Cem Altınsaray, Tunca Arslan, Kemal Ekin Aysel, Talip Ertürk, Burak Göral, Murat Özer ve Burçin Yalçın olan yedi sinema tutkununun kaleminden yepyeni anlamlar kazanıyor. Ve sinema kitaplığımız gerçekten zenginleşiyor. Ve Kelebeğin Rüyası filminin birden gündeme getirdiği iki gariban ve unutulmuş şairimizin kitapları da çıktı. Şimdilik bana Rüştü Onur'un Mektubun Avcumda (Kaynak) kitabı ulaştı. Leyla Şahin ve İbrahim Tığ tarafından hazırlanan kitapta, 22 yaşında veremden ölüp giden ozanın tüm şiirleri, mektupları ve yaşamı var. Gerçekten keşfetmeye değer bir öykü, taptaze duran gencecik şiirler. Ve sinemanın oynayabileceği en güzel toplumsal rollerden birinin kanıtı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.