YAZARA MAİL GÖNDER Ucuz, huzurlu ve sakız gibi bir ada

YAZARLAR / Cumartesi Sabah Yazarları

Sakız Adası'nın Pyrgi köyü girişindeydim. Köşeden bir otobüs dolusu turist kafilesi belirdi. Türk olduklarını anlamak için kahin olmak gerekmiyordu. Rehber bir hediyelik eşya mağazasının önünde durdu ve arkadan ağır ağır ilerleyenlere seslendi: "Buradan hediyeliklerinizi alabilirsiniz. Diğer ihtiyaçlarınızı ise otobüsten indiğimiz yerdeki marketten karşılarsınız. Saat 16'da buluşuruz. Köyün içine girmek isteyenler sağdaki ilk sokağın ucundaki binaya dikkat etsinler. Orası Kristof Kolomb'un evi." Genç rehber bu kadar ilgi ve bilgiyi yeterli bulmuş olmalıydı; gölge bir yerde dinlenip 16'da takımını toplamak üzere yoluna devam etti. Bu kısa söylev günübirlik Sakız turistlerinin neye ilgi duyduklarını özetliyor. Türk turistler saat 14:30'da öğlen uykusu tatilinin başladığını görünce inanamıyorlar. Uyku sonrası dükkanların bir bölümü saat 18'de açılıyor. Bir bölümü ise ertesi sabaha kadar hiç açılmıyor. Bir de adanın önemli azizlerin isim günü bayramları var. Örneğin benim gittiğim gün Sakız'ın kuzey kesim azizinin isim günüymüş. İnanamayacaksınız, Sakız'da eczane dahil her yer kapalıydı. Yunanistan'a kriz yaptırımı haberleri bu adalara hiç ulaşmamış gibi. Birkaç avrocuk fazla kazanayım diye tatlı uykusundan fedakarlık eden pek az. Ama kapatmayıp gün boyu satış yapanlar da var ve onların dükkanları sürekli tıklım tıklım. Benim gibi adada daha uzun kalanların yaptıkları ilk iş kiralık araba ayarlamak. Bugünlerde Sakız'a Türk akını yoğun olduğu için aracı önceden, otel rezervasyonu sırasında bağlamakta yarar var. Adanın otomobilleri genellikle en küçük modellerden oluşuyor. Ama Sakız'ın dar ve virajlı yollarında zaten hızı saatte 60 kilometreye çıkarmak bile kolay değil; böylesi daha iyi. Gide gele esnaftan dostlarım oluştu. Dostlarım gün boyu arı gibi çalışan kişiler. Bunlar arasında Armoria kenti girişindeki seramik dükkanının sahibi Bayan Melpo Paradeisi'nin yeri başka; bir şey almasam bile her gidişimde ziyaret ederim. Aile bireylerini sorar, onlara küçük armağanlar yollar. Bayan Melpo'nun dükkanı her saat doludur. Ona son zamanlarda işlerin nasıl gittiğini sordum. Sır verir gibi kulağıma doğru "Sizler sayesinde mükemmel" diye fısıldadı.

TÜRKÇE SAKIZ'IN İKİNCİ DİLİ OLMUŞ
Bir dostum da Sakız merkezindeki reçelci bayan Rena. O da sabahtan akşama dek işinin başında. Tatil boyunca aldığınız reçel kavanozlarını taşımak istemezseniz, geminin kalkış bilgilerini bıraktığınızda gümrük kapısına kadar getirip teslim ediyor. Aynı şekilde adanın bir numaralı peynircisi Marios da gemi kalkış saatine dek buzdolabında tuttuğu yiyecekleri limanda size ulaştırıyor, bozulmadan Türkiye'ye götürüyorsunuz. Gelelim restoranlara. Öncelikle belirteyim, Türkçe Sakız'ın ikinci dili olmuş. Broşürler, yemek listeleri Türkçe. Daha önceki yıllarda ileriyi gören ve zaman içinde iyi Türkçe öğrenen bazı Yunanlı gençler Türk müşterileri çekmek isteyen restoranlar tarafından transfer ediliyor. Restoranların servis uygulamaları da eskisinden epey farklı. İlk gittiğimde restoranlarda herkesin önüne birer küçük tabak bırakılırdı. Ortaya servis edilen mezelerin aktarıldığı bu tabak yemeğin sonunda çöplüğe döner ama hiç değiştirilmezdi. Türk müşterilerin yoğun olduğu tavernalar şimdi bizim usul sık tabak değiştirme uygulamasını az çok öğrenmişler. Sakız'daki favori restoranım hâlâ Lithi plajında bayan Asya tarafından işletilen Galera adlı taverna. Balık ve balık mezelerinin yanı sıra çıtır çıtır kabak, patlıcan kızartmaları ve patates kroketinin üstüne yok. Bu gidişimde bir restoran daha keşfettim. Adanın Çeşme'ye bakan Karfas bölgesindeki To Bahari'nin yemekleri hem çok lezzetli, hem de rakiplerinden daha özenli pişirilip sunuluyor. Türklerin giderek artan ilgisinin nedenlerine gelince; balık ve et başta olmak üzere bütün yemeklerin ve içkilerin ucuzluğu kuşkusuz önemli. Ama gittiğiniz yerlerin temizliği, dükkan sahiplerinin müşteriyi misafir gibi görüp ağırlaması da yabana atılmamalı. Döndükten bir gün sonra, pazar akşamı hava kararırken Çeşme'nin Ilıca plajı civarındaydım. Bu sahipsiz plajın ve çöplük halindeki sözüm ona piknik alanının hali içler acısıydı. Türkiye'nin her yanından akına uğrayan, bayramda içme suyu sıkıntısı bile yaşanan Çeşme ve Alaçatı bu haldeyken, buradan 25 dakikalık bir yolculukla bambaşka bir ortama, huzur veren, üstelik daha ucuz Yunan adalarına gidenleri ayıplamamak gerek...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.