YAZARA MAİL GÖNDER Beslenme biliminin Nobel'ini kaptı soluğu İstanbul'da aldı

YAZARLAR

Harvard'a 41 yaşında profesör olmayı başaran ve diyabet hormonunu bularak tıpta devrim yapan Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil ile önceki akşam karşılaşınca aldığı son ödül aklıma geldi. Hotamışlıgil, obezite, diyabet ve damar sertliğinin de içinde bulunduğu metabolik hastalıklar ve bağışıklık sistemi ilişkisi üzerine keşifleriyle 9. Danone Uluslararası Beslenme Ödülü'ne layık görülmüş ve birkaç gün önce de ABD'nin San Diego şehrinde beslenme biliminin Nobel'i olarak nitelendirilen bu ödülü almıştı.
Geçen yıl Vehbi Koç Vakfı ödülünü kazandığı için İstanbul'da yaptığı konuşmaya hayran kaldığımdan San Diego'da neler söylediğini merak ettim. Bilim insanlarında alışık olduğum tevazu kuşkusuz Hotamışlıgil'de de fazlasıyla vardı ve çok konuşmak istemedi ama biraz araştırınca Gökhan Hotamışlıgil'in ödül töreninde söylediği şu cümleleri buldum:
"Bu ödül sayesinde metabolik hastalıkların vücudun bağışıklık sistemi üzerindeki tehlikeli etkilerine daha fazla ışık tutabilmeyi umuyorum.
Araştırmalarımı genişletmeme imkan verecek bu önemli ödül ile yaygın kronik metabolizma hastalıklarının önlenmesi çabalarına katkıda bulunabilmeyi umuyorum.'
Biz de öyle umuyoruz ve Türkiye'nin yüz akı profesörünü her fırsatta Türkiye'de görmek de ayrıca sevindiriyor.
Gökhan Hotamışlıgil ve Leeds Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Edward Blundell gibi değerli bilim adamlarının Türkiye'ye geliş sebebi bu kez Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı'nın (SÜGAV) bu yıl 2'icisini düzenlediği Beslenme ve Sağlıklı Yaşam Zirvesi. Önceki akşam Yıldız Holding Yönetim Kurulu Murat Ülker'in ev sahipliğinde düzenlenen akşam yemeğinden sonra dün de Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu ile Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker'in katılımıyla toplantılar başladı ve uluslararası camiada yapılan son dönem çalışmalar paylaşıldı.
Sağlıklı bir toplum muyuz sorusuna ne yazık ki evet demek mümkün değil. SÜGAV'ın paylaştığı Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması'na (TBSA) göre tüm yetişkinlerde obez oranı yüzde 30'u bulmuş durumda. Toplam şişman ve obez oranı ise yüzde 65'lerde. Beslenme alışkanlıkları önemli bir konu ve ne yazık ki Türkiye'de hiç balık tüketmeyenlerin oranı yüzde 39, tam tahıllı ekmek tüketmeyenlerin oranı da yüzde 71. Şeker, bal, reçel, pekmezi her gün tüketenler yüzde 55, zeytinyağı hiç tüketmeyenler ise yüzde 46. Üstelik ne yazık ki 2-5 yaş grubu hafta içinde her gün 3-5 saati internet, bilgisayar, TV önünde geçiriyor. 6-11 yaş grubu 6 saat kalıyor her gün TV ya da bilgisayar başında ve ne yazık ki yarım saat veya daha fazla süre egzersiz yapmayan 12 yaş üzeri yüzde 72'yi buluyor.
O nedenle umuyorum ki bakanlıkların büyük önem vermeye başladığı sağlıklı yaşam ve dengeli beslenme konuları, SÜGAV gibi vakıfların ciddi katılımı ve değerli bilim adamlarının da katkılarıyla Türkiye gündeminde ön sıralara taşınır.
Tehlikenin farkındayız. Obezite en büyük felaket.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.