YAZARA MAİL GÖNDER En siyasi bienalde Türkiye Sarkis'le 'Nefes' diyor!

YAZARLAR

Dile kolay tam 120 yıl. İki yılda bir yapılan ve dünyanın en önemli sanat olayı olarak bilinen Venedik Bienali'nin bu yıl 56'ncısı düzenleniyor. Kimle konuşursam konuşayım herkes bienali çok sert buluyor, son derece siyasi ve dünyada yaşanan dramlara çok daha fazla dokunan bir bienal. Nitekim ülke pavyonlarını dolaşmaya başlayınca, dünyadaki eşitsizliklere, haksızlıklara yaptığı vurguyu gördükçe neden böyle olduğunu da anlıyoruz. Afrikalı Küratör Okwui Enwezor'un "Dünyanın Tüm Gelecekleri-All the World's Future" temasıyla gerçekleştirdiği ve 1970'lerden sonra yapılan en "siyasi" bienalin biz Türkler için ise önemi büyük.
Çünkü büyük mücadelelerden sonra bu yıl ilk kez Türkiye Pavyonu, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Ecacıbaşı'nın yazdığı mektuba "evet" diyen 21 bireysel ve kurumsal destekçi sayesinde kalıcı bir görkemli bir mekanda sergi düzenliyor.
Yapıtları en çok Fransa'da sergilenen, dünyaca ünlü Ermeni sanatçımız Sarkis'in İtalyanca "Respiro" yani "Nefes" adını verdiği yerleştirmeyi görmek için dün İstanbul'dan akın akın gelen Türklerin hepsi Türkiye Pavyonu'ndaydı.
En siyasi bienale tanıklık ederken Sarkis'in yerleştirmesinden de kısaca söz etmeliyim. FIAT sponsorluğunda ve Defne Ayas'ın küratörlüğünde gerçekleşen sergide Sarkis, mekanla eserlerini büyüleyici bir şekilde birleştirmişti. Yüksek tavanlı dev mekanı aynayla ikiye bölmüş, aynanın üzerine 7 çocuğun parmak izlerinden oluşan resimler yerleştirmiş.
Aynanın her iki tarafında gökkuşağı hissi veren neon ışıklar ve vitraylardaki resimlere, Jacopo Baboni- Schilingi'ye ait bir beste eşlik ediyor.
Sarkis'in seçtiği fotoğraflar arasında hain bir suikasta kurban giden Ermeni gazeteci Hrant Dink de var, Gezi olayları sonrası rengarenk boyanan merdivenler de, Gezi döneminin simgesi haline gelen kırmızı elbiseli kız da... Ancak ilginç olan Sarkis'in bu eserlerin hiçbirinin yanına açıklama yapmamış olması ve yorumu izleyiciye bırakması.
En siyasi bienal deyip duruyoruz ya, 56'ncı Venedik Bienali'nde en çok Karl Marx'ın Das Kapital'inin gün boyu okunması ilgi çekiyor. Nijeryalı küratör, bugünkü dramlara en çok Karl Marx'ın dokunduğunu düşünüyor ne de olsa.
Bu arada Nobel ödüllü edebiyatçımız Orhan Pamuk da Venedik'teydi. 14. İstanbul Uluslararası Dostları ve Hamileri Programı tarafından Palazzo Loredan Dell'Ambasciatore'de verilen davette konuşan Pamuk, 14. İstanbul Bienali'ne destek istedi ve dostlarını İstanbul'a çağırdı. Venedik Bienali'nin ana sergi mekanında Sabancı Ailesi tarafından sanatçı Kutluğ Ataman'a sipariş verilen "Portre" isimli eser de sergileniyor. Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı da bu vesile ile Venedik'e gelen isimler arasındaydı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.