YAZARA MAİL GÖNDER Seçim hazırlığı dersleri

YAZARLAR

Farkında mısınız bilmem? Yaklaşan seçim takvimi, partilerin hazırlıklarını da hesaplarını da gün ışığına çıkarıyor. Ve tuhaf biçimde muhalefet partileri, kendi başarıları yerine iktidar partisinin iç dinamiklerinden kaynaklanacak senaryolara oynuyor. Daha doğrusu, evini toparlamak yerine, komşunun bahçesine bakarak hasat umuyor. "Nedir o beklenti?" diye sorulacak olursa dört konu ön plana çıkıyor:
1- Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Tayyip Erdoğan'ın 2014 yazından sonraki siyasi konumları ve AK Parti'nin nasıl yapılanacağı?
2- Hükümetle, Hizmet Hareketi arasındaki mesafenin açıldığı varsayımı ve bu durumun sandığa yansıyacağı tahmini!
3- Kürt-terör sorununun çözümü ile Demokratikleşme Paketi kapsamında atılan bazı adımların farklı seçmen gruplarındaki muhtemel tepkisel yansıması.
4- Gezi Parkı olayları ile organize olan grupların, bilhassa Alevi yurttaşların sergileyeceği keskin politik tavır!

***

Siyaset, kuşkusuz iddia işi. İçinde hem umut hem de rekabet barındırıyor. Ama siyasetinizi, ağırlıklı olarak rakibinizin içişlerine göre planlar, oradaki gelişmelerden medet umarsanız, hayal kırıklığı ile karşılaşabiliyorsunuz. Esas olan sizin siyasal performansınızdır. Yerleşik seçmen kitlenizi pekiştirip, yeni ve sürpriz oylar alabiliyorsanız ne alâ. Özellikle gençleri ve kadınları siyasetin aktif parçası haline dönüştürebiliyorsanız, ezberleri bozmanız an meselesidir! Hele sandığa sahip çıkabiliyor, tek oy için bile üşenmeden mücadele verebiliyorsanız, zaten dengeleri değiştirmeniz kaçınılmazdır.
Peki, öyle oluyor mu?
Doğrusu, muhalefet partilerinin mevcut hazırlıkları için umut vaat eden söz söylemek şimdilik güç. Birçok ilde sandık müşahidi bile bulunamadığını görmek ise hakikaten üzücü.
***

AK Parti'ye gelince... Evet, iktidar olmanın, ülke genelinde yerel yönetimlerde hâkimiyet kurmanın avantajını yaşıyorlar. Lâkin tablo bundan ibaret değil. İktidar olmak çoğu kez rehavet getirir. Oysa AK Parti, Başbakan'ın motivasyonu ile tam saha pres yapıyor. Her şeyden önce, 30 büyükşehir için özel bir seçim çalışması yürütülüyor. Sandık sandık seçmen güncellemesi yapılıyor. İl yönetimleri, il gençlik kolları, il kadın kolları sandık bazında görevlendiriliyor. Ayrıca her sandıkta oy kullanacak seçmenle birebir temasa geçilmesi planlanıyor. Diyelim ki bir sandıkta 200 seçmen oy atacak. Bu seçmenlerin "yaş ve cinsiyet" dağılımı analiz ediliyor. Partinin kadın kollarından, doğrudan kadın seçmenlerin kapısını çalacak isimler seçiliyor. Aynı şekilde gençlerden de mahallesindeki akranlarına ulaşması, onların anne ve babasını ziyaret etmesi isteniyor. Böylece, hiçbir sandık boş bırakılmadığı gibi seçimden önce her bir seçmenin ayrı ayrı nabzının tutulması hedefleniyor.
Hani bir söz var ya, "Gidemediğin yer senin değildir" diye... Seçimlerde de gidemediğiniz sandık sizin olmuyor!
Bu yakın markaja, aday belirleme sürecindeki titizliği, anketleri, il yönetimleri ve milletvekillerinin katılımı ile gerçekleşen eğilim yoklamalarını, genel merkezin puanlamasını da eklediğinizde, başarının tesadüf eseri olmadığı gerçeği bir kez daha ortaya çıkıyor...
Sözün özü...
Siyasetten medet uman seçmene, siyaset dışı güçlerden medet uman toplum mühendislerine yatırım yapar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.