YAZARA MAİL GÖNDER Türkiye'ye çekilen katmerli operasyon

YAZARLAR

Cumhuriyet tarihinin en kanlı terör eyleminin "siyasi mesajını" doğru okumak, ülkenin "siyaset eliyle yönetilebilirliğini" belirleyecek kadar önemli hale geldi.
Bu haince saldırının "dış ayağı" olduğuna kuşku yok. Ancak, o ayağı kırmak kolay olmayacak. Neticede birden çok istihbarat örgütünün amaç ve hedef birliğinden söz ediyoruz. Profesyonelce çalışan, araya çok sayıda taşeron katman yerleştirerek kamufle olmayı beceren yapılar bunlar.
Er ya da geç büyük resim de ortaya çıkacak. Zaten "devlet eşkalleri" şimdi de belli.
Lakin bir o kadar kaygı verici olan husus, "ya bu işin bir de iç ayağı varsa..." Yani, milli devlet içine yerleşmiş bazı unsurların da aktive olduğu, yardım, yataklık veya yönlendirme yaptığı bir başka kesişim alanı söz konusu ise?

***

Canlı bomba saldırısının Suriye kaynaklı olduğu hususunda genel bir fikir birliği söz konusu. Suriye'deki krizin en ağır faturasını Türkiye'nin, daha açıkçası AK Parti'nin ödediği bir gerçek. Maalesef 4 yıl sonra Suriye, küresel aktörlerce nihai olarak masaya yatırıldığında Ankara, denkleme giremeyecek.
Yanlış hatırlamıyorsam, 2004 yılı idi. Başbakan Tayyip Erdoğan'la, Romanya'ya gitmiştik. Sn Erdoğan'ın kaldığı otele Rumen futbolunun efsane ismi Hagi de geldi. Tayyip Bey, Hagi ile bir süre sohbet ettikten sonra dedi ki... "Neden oynamıyorsun? Futbola devam etsene..." Hagi, hâlâ hafızamda tazeliğini koruyan bir cevap verdi: "Beynim oynuyor da bedenim kaldırmıyor!"
Türkiye'nin Suriye politikası da gelinen noktada devlet aklının olup biteni gördüğü ve ülkenin bekası adına tutum aldığı ama askeri, diplomasisi, kamuoyu, medyası ve teknik kapasitesi ile giderek taşımakta zorlandığı sınıra dayandı.
Bugün Türkiye, "Suriye'de artık taraf olma. Aksi takdirde kendi başkentinde açık operasyonun hedefi olursun" diyen zincirleme küresel reaksiyonu yaşıyor.
***

DEAŞ denilen illeti doğup, büyüten ve Ortadoğu'ya şekil vermek için kullanan ABDİngiltere ekseni ile Rusya- İran hattı, neredeyse tamamladıkları paylaşımlarında, Türkiye'yi olabildiğince etkisiz kılmayı deniyorlar. Türkiye, iktidar gücü, bölgesel iddiası zayıflamış, "kontrollü istikrarsızlık" sarmalında tutulacak ülke kimliğine dönüştürülüyor. DEAŞ'ın yanında PKK terör örgütünün kullanılması da bu yüzden. HDP'nin yüzde 13 oyla 80 vekil çıkardığı bir ortamda somut gerekçe yok iken Kandil'in 11 Temmuz'da tekrar silaha sarılması ne kadar tuhafsa 10 Ekim'de Ankara terör şokunu yaşarken aynı anda tek taraflı "çatışmasızlık" ilan etmesi de o kadar tuhaf. PKK için "oyuna giroyundan çık" düdüğünü çalanlar, Suriye'nin kuzeyinde PKK'nın ikiz kardeşi PYD ile iş tutmaya devam ediyor. Ağırlık merkezi de büyük oranda mesafe alınan kuzey Suriye'de yoğunlaştırılıyor.
***

Tüm bu kritik hesapların görüldüğü süreçte, 1 Kasım'da gerçekleşecek seçimin değeri düşürülmeye çabalanıyor. Sandığın gücü, siyaset kurumunun inandırıcılığı zafiyete uğratılıyor. Güvenlik bürokrasisindeki konsolidasyon açığı, AK Parti iç dinamiklerindeki kırılma noktaları iyi etüt ediliyor. "Devlet meseleleri", devletin zirvesinde rekabet ya da uyumsuzluk sorunu varmış gibi sürekli dışa pazarlanıyor. Cumhurbaşkanı'nın sistemdeki "anahtar rolü" de ihmal edilmediği için mesele bir şekilde Tayyip Erdoğan'a da endeksleniyor. Cumhurbaşkanı, eskisinden farklı olarak sürekli "meşru müdafaada" tutuluyor. Anayasadaki kilit nedeni ile yaşanan problemler abartılarak Cumhurbaşkanı ile siyasetin ve milletin bağı koparılmak isteniyor.
Netice... Oyunu bozacak yegâne kuvvet yine milletin engin sağduyusu...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.