YAZARA MAİL GÖNDER Sistematik karamsarlık ve tedbirin dozu

YAZARLAR

İhtiyat, şüphesiz iyi bir şeydir. Ekonomi iyiye de kötüye de gitse, elden bırakılamaz. Bu sayede iyi giderken rehavete kapılıp hata yapılmaz, kötü gidişat sürecinde de bizi panik adımlardan uzak tutar.
2008'de küresel kriz başladığında, Başbakan ısrarla "teğet geçecek" dediği ortamda, ihtiyatı elden bıraktık ve karamsarlık bulutlarının küreyi kapladığı ortamda, gereksin- gerekmesin, işçi çıkarmaya başladık. Hatta durup dururken vadeleri uzattık, bankacılar her zamanki gibi risk primlerini tırmandırdı, kredi geri çağırma kolaycılığını seçti.
Yetmedi, imkânı olanlar dahi vadesi gelmiş borcunu geciktirmeyi maharet saydı. Siparişler durdu, durgunluk, dalga dalga bütün sektörlere yansıdı. O dönemde tedbirin kaçırılan dozu, 2009'da Türkiye ekonomisine yüzde 4.7'lik büyüme sektesini yaşattı.
Geçen yılın rekor büyüme sürecinde, bu defa ihtiyatın "iyimserlik" duygusunda abartıldığına tanık olduk. Üretimin niceliğiyle övünen bazı firmalarımız, nitelik, katma değer ve nakit akışı yönetiminde disiplini gevşetince zora düştüler. İhtiyatın "işler yolunda giderken" dahi elden bırakılmaması gereğine örnek oluşturdular.
Bugün Gezi Parkı gerginliği sürecinde ihtiyatın bu defa "karamsarlık" yönünde elden bırakıldığına tanık oluyoruz. Gerçi bu karamsarlıktaki abartıyı, 2011'in büyümesi ardından inşa eden, yine bizler olduk. Rekor büyüme "ama cari açık", ihracat rekoru "ama eksenimiz kaymasın", işsizlikte gerileme "ama ya durursa..." kaygıları, ihtiyatın abartıldığının ifadesi oldu.
Hatırlayın, "gaz/fren" tartışmalarında ayağımızı gazdan çekelim derken, birilerinin gizliden el frenini çektiğini fark ettiğimizde iş işten geçmiş ve büyümeyi, "tedbirin dozunu" kaçıranlar yüzünden %8.2'den %2.2'ye indirmiştik. Şimdi bu görünmez el frencileri, Gezi Parkı, Fed, Brezilya derken, sistematik karamsarlığı yapmaya başladı.
Dolar için 2 lira, faiz için %9, borsa için 72.000 ifadelerini kullanıp, buralarda kurdukları sentetik "psikolojik sınırların" aşılması için adeta dua eder hale geldiler. Reel ekonomiye hizmet etmek yerine bilançolarına çalışan finansal statüko da rahat hareket edeceği dumanlı havayı bulmuşçasına, tedbirin dozunu abartan analizleri yaymaya başladı.
Tedbirin dozunu bilerek kaçıranlar "ihtiyat" bahanesiyle, tırmanma şeridinde yol alan Türkiye ekonomisine "takoz" koyuyor. Bana göre bu kesim kafasını vuracağı duvarları kendi eliyle örüyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.