YAZARA MAİL GÖNDER Gerçekten istiyor muyuz?

YAZARLAR

Akıllı insanın en belirgin vasfı, sorunlar karşısında çözüm geliştirebilmesidir.
Eğer soruna çözüm bulamıyorsa ya sorun yetersiz veya akıl tutulması söz konusudur.
İşyeri güvenliğini yasa ve ceza ile çözeceğimiz hipotezi, binlerce can fedasıyla çoktan çürüdü. Değil 250 denetçi, 250 bin denetçi dahi tutsanız, işyeri güvenliğini (ölen yakınınız yaralanan siz olmadıkça) önemsemedikçe, çözüm geliştiremezsiniz. Şu ayıptan kurtulalım artık. İş kazalarında Avrupa 1'incisi, dünya 3'üncüsü olmak, bize yakışıyor mu? İlk 10 ekonomi hedefiyle örtüşüyor mu? Akılları buluşturup çözüm üretmek yerine birbirimizi suçlamak, nasıl bir cinnet halidir?
Patron, işlerini krallığı görüp mikro iktidar alanında dilediği gibi davranabiliyorsa...
Sendika, koyun pazarlığı gibi ücret pazarlığı dışındakileri, misal işyeri güvenliği eğitimi denetimi vermiyorsa...
İşçi, "burası riskli, güvenlik sağlanmadıkça çalışmayı reddediyorum" delikanlılığını gösteremiyorsa...
Denetçi, "ben söyledim, patron yapmadı" kolaycılığına sığınıp sorumluluğu kendi sorumluluk alanının ötesine taşıyorsa...
Kamu otoritesi iş güvenliğini sağlamayan patronu cezalandırmıyorsa...
Medya, facia gününde manşet atıp daha sonra fikri takip yapmıyorsa...
Her gün 180 iş kazasında ortalama 4'ümüz ölmeye, 6'mız iş göremez hale gelmeye devam edecektir.
Neticede, en güçlü yasa dahi onu savunan insan yoksa iş cinayetleri önlenemeyecektir.
Soru şudur artık: Soma, Kozlu, Esenyurt ve yüzlercesi... Kaybedilen canlar, akan kanlar, ateş düşen haneler... Çıkarılan yönetmelikler, atılan nutuklar, uygulanmayan yasalar, uyulmayan tedbirler...
Sahi biz işyeri güvenliğini gerçekten istiyor muyuz?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.