Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Türkiye toplumu bir kez daha hem de yüksek oranda sandığa giderek, siyasete destek verdi ve sorunlarının siyasetle çözülmesini istedi.
Ancak Türkiye haritasına bakınca, toplumun bu ilgisine karşın partilerin, özellikle de CHP ve MHP'nin durumu pek parlak değil. Her biri bir başka alana sıkışmış durumda. BDP de farklı değil. Sadece AK Parti, Edirne'den Hakkâri'ye, Muğla'dan Artvin'e her yerden oy alan tek Türkiye partisi...
CHP, daha çok büyük kent merkezleri ve kıyı partisi görünümünde... Bırakın Doğu ve Güneydoğu'yu, Orta Anadolu'da da yoklar.
MHP de aynı durumda. Ülkenin orta kesimlerindeki birkaç il ve kıyılarda var.
Peki, bu tablo içinde BDP'nin ve diğer Kürt partilerinin durumu ne? Yerel seçimlerde Kürt kimliği üzerinden siyaset yapan üç parti yarıştı: BDP, Hüda-Par ve Hak-Par.
Bu seçimlerin aynı zamanda "Çözüm süreci referandumu" olacağını 21 Mart'ta yazmıştım. Sonuçlar da bunu doğruladı. Bu nedenle Kürtlerin ağırlıkla yaşadığı illerde BDP çok sayıda belediye başkanlığı kazansa da AK Parti çok ciddi oy alarak o bölgelerin birinci partisi olduğunu gösterdi. Aslında bu 2002'den bu yana hiç değişmedi.
Ama bu kez daha kritik bir seçimde, Kürtler, çözüm sürecinin sürmesini ve onun hedeflediği "ortak yaşam"ın devam etmesini istediği için tercihi daha önemli. Bunun en çarpıcı örneği de Hakkâri gibi PKK-BDP hattının en güçlü olduğu yerde AK Parti'nin yüzde 30'lara varan oy alması.
Çözüm sürecinin bu ilk seçimi, BDP geleneği açısından bir sınav niteliğindeydi. BDP yönetimi, çevresini saran "sol aydın" kuşatmasına rağmen, 17 Aralık'taki kirli operasyona prim vermeyerek çok akıllı bir kampanya yürüttü. BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş seçim öncesi şöyle diyordu: "AKP karşıtı cephe, eğer 'Cemaat- MHP- CHP' cephesiyse biz o cephede değiliz. Öcalan yaptığı Newroz açıklamasıyla o cephede olmadığını deklare etmiş oldu."
BDP bu siyasetiyle, oyunu arttırmadı ama üç büyükşehir dahil 10 il belediyesi kazandı. Bu da şunu gösteriyor, barış süreci siyasetin önünü açıyor. Öcalan'ın "Türkiyelileşme" projesi için devreye sokulan HDP ise bekleneni vermedi ve daha önce de yazdığımız gibi büyük kentlerdeki Kürtler dışında oy alamadı.
O proje doğru olsa bile öne çıkartılan Sırrı Süreyya Önder ve Ertuğrul Kürkçü gibi siyasi aktörlerin toplumda bir karşılığı olmadığı anlaşıldı.
Bu seçimler, iddialı şekilde ortaya çıkan ve ilk kez seçime katılan Kürt Hizbullahı'nın devamı sayılan Hür Dava Partisi'nin de (Hüda-Par) gerçek durumunu ortaya koydu. 13 ilde, 72 ilçede seçime katılan ve tek bir belediye bile kazamayan Hüda-Par, en iddialı olduğu Batman'da yüzde 7.8, Diyarbakır'da ise 4.32 oy aldı. Türkiye ortalaması ise 0.19. Anlaşılan Kürt dindarların tercihi yine AK Parti oldu.
Bölgede seçime katılan üçüncü Kürt partisi Haklar ve Özgürlükler Partisi'ydi (Hak-Par). Kürt siyasetinin önemli isimlerinden Kemal Burkay'ın genel başkanlığını yaptığı Hak-Par'ın durumu daha da vahim. Hak-Par, ne bölgede ne de Türkiye genelinde bir varlık gösteremedi.
Kürt siyasetinin 1977'de, başta Diyarbakır ve Ağrı ili olmak üzere 10 belediyeyi kazandığını hatırlatırsak, "siyaset ve hizmet" yarışının 40 yıl gecikmeyle devreye girebilmesi acı verici olsa da önemli.
Bu da çözüm sürecinin ne kadar anlamlı olduğunu gösteriyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER