YAZARA MAİL GÖNDER Hâkim de hukuku dinlemezse

YAZARLAR

Ankara'da siyaset kulislerini izlerken, siyasetten çok siyasete ayar vermek isteyen Gülen Cemaati'nin devleti kuşatan örgütsel yapısı konuşuluyor.
Kamuoyu ve medyada öne çıkan "Paralel Yapı"nın yargı ve emniyet uzantıları işin sadece görünen yüzü. Görünmeyen yüzü çok daha derin ve karmaşık. Bakanlıklardan genel müdürlüklere, askeri yapıdan üniversitelere her yer kuşatılmış durumda.
Hukukçu kökenli bir müfettiş şöyle diyor: "Karşımızda farklı bir örgüt var. Ne siyasi partiye ne de ideolojik örgüte benziyor.
Bugüne kadar çok sayıda partinin, hatta yasadışı örgütün devlette kadrolaşmasına tanık oldum ama böylesine ilk kez rastlıyorum. Hak, hukuk, ilke hiçbir şey tanımıyorlar. Her yöntemi kullandıkları gibi inanılmaz da pervasızlar.
"
TIR Operasyonu, yasadışı dinlemeler gibi onca kumpasa rağmen örgüt hâlâ etkisini sürdürüyor. Üstelik onlarca müfettiş raporuna rağmen. Belki de en vahimi, yargıda yaşanıyor. Son dönemde art arda yasadışı dinlemelerle ilgili polislere operasyon yapılıyor. Ancak ilginç şekilde tutuklanan polisler hızla serbest bırakılıyor. Bu da kafalarda soru işareti yaratıyor. Bu açıdan Ş.Urfa'da yaşananlar hukukun nasıl hiçe sayıldığını gösteriyor.
Bu ayın 5'inde Ş.Urfa'da yasadışı dinleme iddiasıyla 11 polis gözaltına alındı. Polislerin paralel yapı elemanı olduğunu anlamak için sadece paralel medyanın yazdıklarına bakmak yeterli. Ş.Urfa'da gözaltına alınan 11 polis, ifadelerinin ardından mahkemeye çıkartıldı ve 8'i serbest bırakılırken 3'ü tutuklandı. Ş.Urfa 2. Sulh Ceza Hâkimliği'nin tutuklama gerekçesi, "Kamu görevlisinin resmi belgede sahtecilik..." suçlaması.
Hukuki süreç açısından tutuklanan üç polis, Fuat Aktümen, Kaan Özyiğit ve Harun Togay'ın avukatları hemen harekete geçti ve tutuklama kararına 12 Ocak 2015'te itiraz ettiler. Mahkeme ise ertesi gün "tutuklanma tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol talebinin yetersiz kalacağı" gerekçesiyle itirazları reddetti. Dosya bir kez de Ş.Urfa 1. Sulh Ceza Hâkimliği'ne gitti. O da itirazların kesin reddine karar verdi.
Ama bitmedi. Paralel yapının yargı ayağı yeni bir formül buldu. Pazar günü nöbetçi olan tek hâkim Habil Kahraman devreye girdi ve dosyanın tamamı kendisine ulaşmadan avukatların başvurusu üzerine tahliye kararı verdi. Hukukçular "bu olamaz" diyor ama paralel medyanın manşeti hazır: "Şanlıurfa'da algı operasyonu çöktü."
Bir hâkimin hukuku hiçe saymasından daha vahim ne olur? İnsanı ürküyor. Bakalım hâkim hakkında soruşturma açan HSYK toplumu bu korkudan kurtarabilecek mi?

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.