YAZARA MAİL GÖNDER Terör neden Ankara'yı seçti?

YAZARLAR

Türkiye'ye yönelik siyasi kuşatmayla terör saldırılarının hedefinin ortak olduğu bir kez daha ortaya çıktı.
Ankara'yı üçüncü kez terörle vurmalarının nedeni sivil siyasettir. Sivil siyaseti "yönetemez" hale getirip, yanlışa sürüklemek istiyorlar. Suriyeleşen bir Türkiye ve yönetemeyen bir siyaset hedefleniyor. Sandıkta başaramadıklarını, algı operasyonları ve terör saldırılarıyla elde etmek istiyorlar.
Birkaç yıldır bunun altyapısı oluşturulmaya çalışılıyor. Önce gözleri körleşen aydınlar söylenmeye başladı: "Yüzde 50 oy alsanız da ülkeyi yönetemezsiniz..." "Darbe dinamiği harekete geçti, Her an darbe olabilir..."
İşi "Generalleri özlemediniz mi?" noktasına getiren medya mensupları bile oldu. Bir kısım aydınla, medya mensubunu, Paralel çeteyle ABD'li eski büyükelçileri "Erdoğan istifa etmeli" noktasında buluşturan da, DAEŞ'le PKK'yı, Esat'ın Muhaberat'ıyla DHKP-C'yi Ankara'da bomba patlatmada buluşturan da sivil siyasetin irade koymasıydı. Bu yüzden arka arkaya Ankara bombalandı, bombalanıyor.
Çünkü her yolu denediler. Halkı kışkırtıp sokağa döktüler olmadı. Kumpas kurup, darbe yapmaya kalktılar sökmedi. 14-15 partiyi bir araya getirip, sandığa gittiler başaramadılar. 7 Haziran'da "birlikte salladık" dediler sonuç alamadılar. Sonunda gelebilecekleri en aşağılık noktaya gelip, en kirli yöntemi devreye soktular.
Önce DAEŞ'i Diyarbakır'a, Suruç'a yönelttiler. Her saldırıda "Katil devlet" diye bağırıp umutlandılar, Ekonomik krizden, turizmi baltalamaktan medet umdular ama o da tutmadı.
Sonra "son kurşun" olarak, PKK'yı harekete geçirip, şehirleri yakıp yıkmayla başaracakları vehmine kapıldılar onun da tutmadığı anlaşılınca, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın deyimiyle "en ahlaksız en vicdansız" yollara başvurarak "sivillere" yöneldiler. Böylece kaos, korku yaratıp, siyaseti de yanlışa sürükleyerek darbe zemininin oluşması sağlanacaktı. Peki, bu mümkün mü?
Bunun mümkün olmadığını onlar da biliyor. Ne Türkiye eski Türkiye'dir, ne siyaset vesayet karşısında şapkasını alıp giden eski siyasettir, ne de eskisi gibi onların "Our Boys"ları var. Olsa da harekete geçirecek zemin yok.
Bir süre önce yazdım, darbe zeminini oluşturmak için kahvehaneleri tarayarak toplumun bazı kesimlerini sokağa çekmek istediler. Ama hevesleri kursaklarında kalacak ve vicdansızlıklarıyla tarihe geçecekler. Çünkü artık vicdansızlığın da sınır tanımadığı noktadayız.
Dünyanın hiçbir ülkesinde vahşi bir terör saldırısından sonra aydınlar, medya mensupları veya bazı siyasetçiler hep bir ağızdan "hükümet istifa" demez. Otobüs durağında bekleyen masum insanları öldüren terörden siyasi sonuç çıkartmak, medet ummak, o terör kadar alçakçadır.
ABD'deki 11 Eylül saldırısını veya Fransa'daki son terör saldırısını düşünün. Daha olayın sıcaklığı sürerken kimsenin aklına "hükümet istifa etsin" demek gelmez. Ama bizde gelir. Bizde ülkesine düşmanlık eden manşetler de atılır. Fransa'ya gözyaşı dökerken, Ankara için neredeyse "oh olsun" bile denir.
İşimiz hiç kolay değil, bu durum sadece siyasi görüş ayrılıklarıyla açıklanamaz ve bu noktaya siyasi görüş ayrılıklarıyla gelinmez. Tarlamız çok daha eski ve derinden sürülmüş anlayacağınız. Asıl sorunumuz da bu.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.