YAZARA MAİL GÖNDER Zeytinyağının mutluluk tarifi

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Kadın saadetinin formülü ne? "Babam annemi gezdirince mutluluk oluyor" diyen kim? Zeytin ağacı ve fabrikası olmayan, yağcılık yapabilir mi? Rengin Suar kim? Tasarım, zeytinyağının neresine düşer? Hepsi burada...

ZEYTİNİ YOK AMA FİKRİ VE ZEVKİ VAR
17 MART PAZAR
4-5 yaş grubu öğrencilere, resim yapmaları için konu vermişler: Anneni kimler ve neler mutlu eder? Melis demiş ki "Babam annemi İstanbul'u gezdirirse mutlu oluyor. Annem yorulduğu zaman babam ona mısır gevreği verince mutlu oluyor." Cem demiş ki "Babam anneme yemek yapınca annem çok mutlu oluyor. Babam bizi gezmeye çıkarınca annem mutlu oluyor." Atilla demiş ki "Babam annemi gezdirince mutluluk oluyor." Kadınların saadet tanımı gayet net anladığım kadarıyla: Yedirse de fena olmaz ama esas olarak istiyor ki adam onu gezdirsin! Gezdirilen kadın, 'mutluluk' oluyor! Bu minik ev yapımı yoklamayı biz nereden öğreniyoruz? Rengin Suar'ın zeytinyağı kutularından!

TADIYLA DİLE, ŞEKLİYLE GÖZE
Helen Doron Tarabya Ana Okulu 4-5 yaş grubu öğrencileri, Suar için boyamış. Bir de MSGSÜ - GSF - Grafik Tasarım Bölümü'nde öğrencilerin onun için gerçekleştirdiği illüstrasyonlar var; sızma zeytinyağı kutularını süslüyor. Rengin Suar çok zevkli bir iş çıkarmış. Zaten onun zeytinyağı lezzet ve sağlıkla beraber, tasarım ve estetik de getiriyor. Sırf ekmek banarken değil, mutfak rafında aksesuvar niyetine dururken de güzel! Zeytini, zeytinliği yok. Onun yerine, fikri ve zevki var. Yıllarca bambaşka alanlarda (uluslararası reklamcılık, halkla ilişkiler, lobi faaliyetleri) çalıştıktan sonra girmiş zeytinyağı işine... Çocuklarla ilişkisinin de evveliyatı var: Hacettepe'de Çocuk Gelişimi ve Eğitimi okumuş. Üstüne Boğaziçi'nden sosyal psikoloji, Bilkent'ten siyaset bilimi mastırlı... Betûl Mardin'le, Alinur Velidedeoğlu'yla çalışmış, New York'ta reklamcılık ve kitle iletişimi okumuş, 20 yıl boyunca başbakanlık dahil kamu-özel pek çok hikâye biriktirmiş. Ama bir gün gelince artık yetmiş ve zeytinyağı demiş!

"EN İYİLERLE ÇALIŞMA ÖZGÜRLÜĞÜ"
Yüksek enerjili, meraklı, titiz bir tip... Araştırıyor, okuyor, geziyor, kurcalıyor. Yerli-yabancı fuarlar, paneller... Güney Fransa'da, Toscana'da üreticiler, tadımlar... Dersini çalışıyor, sonra rotayı Edremit Körfezi'ne çeviriyor. Bazı ağaçları gözüne kestiriyor burada, sahipleriyle anlaşıyor, zeytinlerini bizzat topluyor, toplatıyor... Gözünün tuttuğu fabrikaya götürüp sıktırıyor, sertliğini öğrenmek için tahlile gönderiyor. Ve sonuçta kendi markasıyla erken hasat natürel sızma zeytinyağı sunuyor. Yedi yıldır itinayla seçip tenekeliyor. Zeytini, zeytinliği, ağacı ve fabrikası olmadığı için "Hep en iyilerle çalışma özgürlüğüm var" diyor. Uzmanlığı, Edremit Körfezi bölgesi zeytinleri... Üretimi Burhaniye'de. Bilhassa filtreden geçirmiyor, besin değerlerini koruyabilmek için zengin posası ile tenekeliyor.

KARİZMASI FENA DAĞILIR
Zeytinyağlarına adını verecek kadar güveni tam. Zaten kutuların üstüne marka olarak ismini ve resmini koyarak bağlamış kendini. Çok tatlı ve güzel bir kadın Rengin Suar ama zeytinyağı mevzubahisse, mühim olan iç güzelliği! İyi çıkmazsa karizması fena dağılır. Kutuların tasarımı Emre Senan'a ait, ki çok bayıldığımız işleri vardır onun da... Big Chefs'ler ve Bodrum Maça Kızı gibi mutfağa düşkün müesseseler kullanıyor markasını. İtalyan gazeteci ve tadımcı Marco Oreggia, Flos Olei'e koyuyor onu üç yıldır. Dünyanın natürel sızma zeytinyağları rehberi sayılan bir kitap bu. Gelelim 2014 serisine... "Bu sene Körfez'de hasat kesat" diyor Rengin Suar. Ülke genelinde düşükmüş zeytin hasadı, tüm üreticiler şikayetçiymiş. Asidi yüzde 0.8'in altında olması gereken 'sızma' yok denecek kadar azmış. Ama yılmamış. Mandalina ve zeytini (Keklere çok yakışıyor sahiden de), kekik ve zeytini, acı biber ve zeytini, sarmısak ve zeytini birlikte sıkmış. Boşuna market raflarında aramayın, bulamazsınız. Tıklama tekniğiyle www.renginsuar. com'dan geçilebiliyor irtibata.

BÖREKAS İLE BACH'IN NE ALAKASI VAR?
18 MART SALI
Salı akşamı İstanbul'da hoş bir konser vardı. Bach Before & After serisi kapsamında La Scala Oda Orkestrası, Bach'ın Brandenburg Konçertoları'na hayat verdi. Bu konçertoları, ilk eşi henüz ölmeden önce yazmış besteci. Hayatının en neşeli yapıtları kabul ediliyor. Bach'ı bu sayfanın usulü olduğu üzere nasıl yemeğe bağlayacağız peki? İnanın çok kolay olacak! Konser mekanı, Şişhane'deki Neve Şalom Sinagogu'ydu. Türk Musevi Cemaati'nin merkez sinagogu burası ve de adı 'Barış Vahası' anlamına geliyor. Baktım, bir köşede içinde Sefarad Mutfağı'na dair tariflerin de olduğu kitaplar. Baktım, bir başka köşede de tüllere sarılı fiyonklu minik lokmalar. Aman Allahım! Patlıcanlı, patatesli börekas... Cevizli, lokumlu hap kadar börekas... Bu minik gevrek poğaçacıklara ölürüm! Dönüş yolunda ikram ettiğimiz taksi şoförü, "Yenge eline sağlık, ben hayatımda bu kadar lezzetli şey yemedim" dedi! Hakikaten türünün çok iyi örneği olan bu börekas çeşitleri, kusura bakmasın ama Kahve Dünyası'nınkilere beş basar. Ertesi sabah ilk iş paket fiyongundaki telefonu çaldırdım: Matan Baseter Barınyurt'tan catering hizmeti de alınabiliyormuş. Bir başka yol da börekas yemeğe Bach konserine gitmek! Bir sonraki, 10 Nisan Perşembe akşamı yine Neve Şalom Sinagogu'nda. Beden ve ruhun gıdası bir arada!

RESTORANDA MASA ARASI MESAFE
19 MART ÇARŞAMBA
Eş dostla yemeğe, sosyalleşmeye gittiğiniz kafe-restoranı seçerken nesine dikkat ediyorsunuz? Lezzetine? Popülaritesine? Hizmetine? Hijyenine? Manzarasına? Piyasasına? Peki ya masa arası mesa fesine? Bazı müesseseler, olabildiğince çok masa yerleştirmenin insani sınırlarını öyle zorluyor ki, bitişikle sürekli dirsek teması ve konuşma balonu paylaşımı halinde oluyorsunuz. Ertesi gün dış kapının mandalından dinleyebilirsiniz o buluşmanın tapesini! Restoranlarda masa mesafesine dikkat! Dedikodu yapma özgürlüğümüz kısıtlanamaz!

LEZZET MİHMANDARLIĞI
20 MART PERŞEMBE
Bizdeki genel yaklaşım, kendini koltuğuna zamklamaktır ya... Yemek kitaplarıyla da tanıdığımız Lale Apa, pek alışık olmadığımız bir davranış sergiledi geçen yıl: İstanbul'un ilk İngilizce rehber dergisi olarak 1991'de yayımlamaya başladığı The Guide'ı, kızı Dilara'ya teslim etti. İstanbul'da neyi nasıl nerede bulacağınızı anlatan, bu şehirde vakit geçirecek yabancılara da, hakkını vermek isteyen lokallere de güzel yol gösteren bir rehberdir The Guide. Şimdi sayfa düzenini daha çekici hale getirmişler. Ve de Mart-Nisan sayısında yeme-içme alanında coşmuşlar! Müzedechanga'nın benzersiz acılı (ve pişmaniyeli) armut tatlısının tarifi, Tomtom Suites'in üstündeki Nicole'ün şefleri, Ege otlarının bulunacağı adresler, Antica Locanda'nın sahiplerinin hikâyesi... Ve Türk Mutfağı'na dair bilgilendirici yazılar: Kategoriler, adresler, tarifler... Türk kahvesine, firik pilavına, zeytinyağına ayrılmış sayfalar... Dilara Apa da yemek kültüründe annesinde aşağı kalmayacak galiba!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.