YAZARA MAİL GÖNDER Ciğeri yanmışların Cumhurbaşkanı

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Hiç kimse bu kadarını beklemiyordu, açık söyleyelim!
Hiçbir şey kâr etmedi. Ne suikastlar, ne tuzaklar, ne de alicengiz oyunları. Vız geldi tırıs gitti. Uzun Adam yoluna devam etti.
Ülkeye bir rol biçilmişti. Dış politikasının, iç politikasının, eğitiminin, ordusunun ne olacağı yazılıp eline iliştirilmişti. Sahneye başka türlü çıkan, oyunu bozanlara darağaçları dizim dizim dizilmişti. Türklerle Kürtler düşman edilmiş, vesayetin kralı kurulmuş, Lozan'da şartlı şurtlu bir bağımsızlık verilmişti.
O bu oyunu bozdu...
"Türkiye bu dar elbiseye sığmıyordu, zaten bu 200 yıllık mandepsi, 100 Yıllık Yalnızlık bitecekti, ülke zincirlerini kıracaktı" falan bilmem ben! Erdoğan ve AK Parti oyunu bozdu, oyunun yeniden kurulmasını talep etti. Hem de Batı'nın mazlum halklara bir füze rampasıyla dayattığı hukuk ağzıyla! Oyuna koyduğu ama kendisinin uymayı reddettiği oyun kurallarıyla yaptı bunu.
Savaş değil barış, çatışma değil diyalog, çifte standart değil adalet, seçkinlik değil eşitlik, sömürü değil adil düzen, baskı ve tahakküm değil hürriyet ve demokrasi...
Hukuksa hukuk, demokrasiyse demokrasi, insan haklarıysa o.
Hiç kimse beklemiyordu bu kadarını. Işıklar sönmüş, insanlar ümidini yitirmişti. Bırak dünyadaki rol değişimini, içerde gerçek bir hükümet olmaya imkan yoktu. Kimleri, ne cengâverleri götürmüştü bu iç oligarşi! Askeriyle, yargısıyla, celladı, zehircisi, tetikçisiyle...
Hiç dinlemedi valla! Uhuletle, suhuletle yürüttü işini. Takır takır dize getirdi "Seçim meçim hikaye memleketi el altından yönetip gelen" ne kadar faşist, küflü, tehlikeli öteberi varsa. Medyasıdır, darbesidir, Tanzimat kafasıdır, sağcı Muaviyeci 'Müslüman' kılıklılarıdır, hiç dinlemedi.
Kendisiyle birlikte, onu destekleyenleri de değiştirdi. Yolda öğrendi, büyüdü, olgunlaştı ya da tam tersi! Halk büyürken o da büyüdü, ustalaştı.
Ne fark eder? Sonunda olan oldu. Sonunda sokakları cevvaliyet kokan bir ülkenin, tarih yapmaya niyetli lideri olarak, cumhurun başkanlığına adaylığını koydu. Bu, herkes için en hayırlısı oldu.
Ruhen esmer biri o, Karakafa bir fıtrat. Mahalleden tanıdığımız bir insan. Delikanlı bir arkadaş! Öyle her cart curta pabuç bırakanlardan değil. İspatı var, delili var. Risk almayı bildiği gibi, riski taşımayı da biliyor.
Olgun, şefkatli, düşünceli. Ama zırtapozlara tokadı attı mı da yedi coğrafyadan duyuluyor sesi.
İhtiyatlı bir politikacı. Temkinli. Kavgayı değil el sıkışmayı istedi hep. Ahi bir ele kaim, nasırlı. Önce uzatıyor. Hep uzatıyor. Sabrı ve harekete geçmeyi hesaplayan bir saat taşıyor kolunda. Bir Hayatı Kullanma Kılavuzu'na sahip, vaktini onunla yönetiyor. Aklını kullanıyor: Tik tak, tik tak...
Bir derdi, bir hikayesi var. Farklı kimlik ve siyasi tercihleri kendi derdine ortak etmeyi başardı.
Türkiye nüfusunun "kimsesizleri" keder dolu bir hafızaya sahipti. Askeri vesayet bu ülkenin yüzde 10'unu mutlu ettiyse, yüzde yüzde 90'ını heder etti, telefat yaşattı.
Daha dün, Sivas, Madımak, sonra Başbağlar! Geçen gün Özgür Gündem gazetesine konuştu bir özel harpçi.
"Silahı biz sıktık, kumpası biz kurduk. Amacımız Alevi Sünni çatışması yaratmaktı!" dedi.
Tabii kendine yalandan "Alevi" diyen, şu bu diyen gedikli Beyazların kulakları yine sağır. Yobaz deyince bir onlar geliyor artık akla, o da ayrı...
Şu sıra Beyaz Devşirmeler Cumhurbaşkanı kucaklayıcı olsun falan diyorlar ya! Biz o 'kucaklamadan' ne anladıklarını tecrübeyle biliyoruz ama burada bu anlamı edebimizden ötürü yazmıyoruz.
Hakikat şu: Ülkenin suskunları başlarını gittikçe artan bir ışığa çeviriyor. Artık lafı dolandıranların, dar oda mıymıntılarının, sıkıntılı papağanların işi zor! Her şey hemen söylenmeyecek fakat her halı-altı sorun apaçık konuşulacak. Uzun Adam'ın hediyesidir bu...
Bizden biri bu ülkenin başına geçecek. Bu gariban halk, bu medeniyetin ruhu ayakta kaldı ve karanlığı kuyruğundan yakaladı. İflahını kesene dek de bırakmayacak.
Yani diyeceğim, tıkır tıkır yürüyor Yeni Türkiye'nin Usul Devrimi. Sen buna Çekirge, Anadolu İhtilali de diyebilirsin tabii...
Bırak Hürriyet'in Özkök'leri filan "Ama fazla Allah dedi!" diye mızırdansınlar. Evet canım, diyoruz biz onlara. Biz etrafımızda Allah'tan, merhamet ve insanlık onurundan başka bir şey görmüyoruz da ondan.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.