YAZARA MAİL GÖNDER İnsan baktığı şeydir Çekirge

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Üşütmüşüm, burnum akıyor. Ama bir gerçek var, nefs zayıf düşünce tevhid insanı daha da bir sarıyor. Biliyorum bir sınanmadır bu hayat. Basit şeyler peşinde koşar insan. Beden biner bazen yolcunun omzuna. Nasreddin Hoca misali, eşek sırtta!
Hastalıktan istifade eşeği indiriyorum yere, uzaklara bakıyorum. "Olmakta olanda" bir mâna arıyorum.
Bir toz bulutu kalkıyor New York'tan, Londra'dan, Berlin'den, dünyanın batı tarafından havaya. Zehirli, gri bir karanlık Avrupa'nın, Amerika'nın oralardan havalanarak gözleri yakıyor.
"Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar!" Böyle diyordu Mehmet Akif. Medeniyet dediği hırstı, vicdanı meçhul Batıydı...
Benci, bencil, kendini tanrı sananların ülkesi, ideolojisi, medeniyeti sönüyor.
Niceliklere, sayılara, faize, sömürüye müptela bir kültür kendi içine kapanarak çürüyor. Yalan, entrika, göz boyacılığın foyası ortada.
Hazza ve seküler hurafeye bağlanan malumat parıltısını çoktan kaybetmiş. Dev bir soytarılık sektörü olarak sanat artık kimseyi eğlendiremiyor. İlham bu ortamda nakıs pozisyonda. Oyalanmanın örtüsü yırtılıyor, yırtılan yerden kapitalizm gerçek yüzünü gösteriyor: Bir pişmiş kelle sırıtışı.
Batı bir geleceğinin olmadığını görerek vur patlasın çal oynasın! Kredi kartlarının Olympos'una tapılsın, cinsiyetler birbirine karışsın, tenler satılsın, boğazlar kesilsin, yeter ki gelmekte olan 'son' gizlensin peşinde.
Batı batıyor...
"Acı duyabiliyorsan canlısın, başkasının acısını da duyabiliyorsan insansın" demiş Tolstoy.
Acımasız bir vahşet medeniyeti kendi kabus gecesinde ter içinde.
Sıra yeniden ve yine Doğuda! Güneşin doğduğu yerde. Işıkta, merhamette, iştirakçi, 'bizci' bilgelikte.
Sıra insanda. Güzel ahlakın elçisi olan insanda...
Hür insanlar büyük baskıların karşısında sertleştirdikleri seslerini şehirlere, medeniyete uyduracak, kabalıklarını tıraşlayıp lisanlarının çerçevelerini cilalayacaklar.
Hür insanlar despotik eski cumhuriyetin beyinlerine zerk ettiği ırkçı bencillikten kurtulacaklar.
Darbeci ittihatçılığın solu, sağı, İslamcısı, devrimcisi prangalarını çözüp hafifleyecek. 21. Yüzyılı, yer değiştiren medeniyetleri konuşan, tartışan Alevi arifler, Sünni arifler kadar çoğalacak...
Kadınların aleyhine cinsler arasındaki bencilliği kışkırtarak alınan zalim zevkten beslenen firavun kafası yakıtını tüketiyor.
Barış ve demokrasi doğuda akıllı bir politik- ekonomiyle yükselecek, "efela ta'kilun" nasihatine uyan beyinler, aklını kullanan bir yeni medeniyet, bir demokratik İslam inşa edecekler.
İnsan olabilmenin erdemine sahip herkesle el sıkışan bir İslam'dır bu. Bir merhamet kalkışması...
Doğu, bilge din ve inanışlarıyla bir araya gelecek. Doğu, dünyaya insanlık nedir öğretecek, o ki kara bulutları ilahi nefsten aldığı nefesle dağıtacak.
Firavun bir kere daha yenilecek. İnşallah son yenilgisi olacak bu.
Hz. Musa, Muhammed Mustafa'ya doğru bakacak. Muhammedî nur bizim avuçlarımıza akacak.
O nurlu ellerle seveceğiz çocukları, hayvanları ve ağaç ve çiçek tekmili birden tüm mahlûkatı. Ellerimiz şifa olacak birbirimize.
Onu diyorum. Bir toz bulutu gökdelenden boğulmuş kentlerin üstünde faizci ve militarist bir oligarşinin tepelerinde birikiyor. Batı, geniş bir kavram, bir cadaloz, bitik bir zampara, müflis dolandırıcı. Makyajı akmış bir sahtelik. Bitiyor.
Beyaz olmayanların nesilleri, mağarasında uyumaya çekilmiş bir insanı kâmil gibi uyanıyor.
Teknolojinin değil ahlakın; siyasi ahlakın, iş ahlakının, birlikte yaşama ahlakının dini uyanıyor.
Gelen yeni medeniyetin nüvesi olduğu belli olan Türkiye, 'hamdolsun' diyebilen siyasi lideriyle birlikte bu uyanışı Allah'ın izniyle gerçekleştirecek.
Cömertlikle, tevekkülle, sabırla, şükürle, yumuşak kalplilik, ortak rıza, sadık birliktelik, güler yüzlülük, huzur, hürmet, coşku, tatlı dil, kusurları örtme ve hataları bağışlama ile yürüyecek, olgunlaşacak, kanatlarını açacak...
Bahar bizimdir.
Mâna ile mânasızlığın savaşıdır bu. Ovaları kaplayan kan denizinin, ayrımcılığın, kendini ilah ilan etmiş beyaz adamın dijital bir oyuna çevirip çocuklara sattığı savaşın...
Yakılmış şehirlerden kurtarılmış Kitabı derisine kazımış mazlumlarca karşılanmasıdır.
Güneşin, sabah yelinin, Doğu'nun ayağa kalkışıdır hem de.
Hakkımızı almaya geliyoruz.
Yenik ama hırslarımızın kök hücresiyle dirilerek daima geri dönen firavunla son kapışma da değildir bu. Hakkın sözünü söylerken dili sürçmüşlerin hak ettikleri azaba indirilişleridir aynı zamanda.
Merhametin ve tekâmülün işaretlerini arayanlar onun için Hu mâna demişlerdir. Yani mâna Tanrıdır...
İnsan baktığı şeydir Çekirge...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.