YAZARA MAİL GÖNDER Seçilmiş iktidarların 'kurdu'; bürokrasi

YAZARLAR / Perspektif Yazarları

Bireysel ve toplumsal olarak yaşadığımız kimi olaylar, bürokrasinin ne kadar köklü ve iktidar gücünü elinde bulunduran asıl unsur olduğu gerçeğini sürekli anımsatıyor. Toplumun, seçilmiş siyasal kadrolarının ve iktidarların değişmesinin, gelişmesinin işaret ettiğimiz gerçeği etkilemediğini söylemek mümkün. 'Gelenek' vurgusu yapılarak yüceltilen bu yapı, halkın yaşamını çekilmez kılıyorsa bir yerlerde sorun olduğu açık.

Bürokratın önceliği her zaman kendisidir
Yaşamın odağına kendisini koyan bürokrasi, her olaya kendi kariyer planlaması çerçevesinde bakar. Olan bitenin, bu planlamaya ne tür bir katkısı olacağını düşünür. Bunun için de risk almaktan özenle kaçınır. Siyasal iktidara ve seçilmiş siyasetçiye dikensiz gül bahçesi göstermeyi tercih eder. Hatta bu tutumuyla iyilik yaptığını da düşünür ve bunu da ifade eder. Olan bitenin arka planı konusunda bilgi sahibi olmayanlar ise bu durumdan memnun kalır. Aslında yapılan iyilik değil, siyasal iktidarların ve halkın gerçeği öğrenmesini perdelemektir.
Kariyer planlaması çerçevesinde; görevi olan işi yapmak için siyasilerden telefon bekleyenler, "siyaset kurumu isterse çözeriz" göndermesiyle siyasetçiyi hedefe koyanlar, siyasetçileri vâkıf olmadığı güvenlik politikaları üzerinden korkutanlar, güvenlik ve kolluk kuvvetlerini görünür kılarak toplumsal tepkiyi yoğunlaştıranlar, yargı süreçleri ve kararları üzerinden siyaset kurumunu hedefe koyan tutumların hepsi, toplumsal kamplaşmayı derinleştiren, çürümeyi tetikleyen, sivil siyaseti yıpratan ve birey ile devlet arasındaki ilişkiyi zedeleyen tutumlardır. Bunlara karşı siyaset kurumunun da, toplumun da duyarlı olması ve bir refleks geliştirmesi önemlidir.
Bu bağlamda; dikensiz gül bahçesi sunan, güvenlik kaygıları üzerinden korku üreten, yasal düzenlemeler üzerinden uyarıda bulunan, mevzuata sığınıp işi yokuşa süren ve mazeret üretenler siyasal iktidarın ve halkın 'kurdu' pozisyonundadır. İçten kemirerek kurutan ve çürüten organizma... Bu tür organizmaların dışarıdan gelmesi veya seçilmiş iktidarın kendi içinden çıkması sonucu değiştirmez.

Bürokrasi sadece darbe anlarında mı ortaya çıkar?
Türk siyaset tarihi okumalarında yapılan yanlışlardan biri, bürokrasi ile darbe arasında ilişki kurulması ve bu geleneğin sadece darbe dönemlerine ilişkin bir durum olduğunun varsayılmasıdır. Bürokrasinin salt darbe anlarında ortaya çıkan bir anlayış olduğu düşüncesi ve kabulü büyük bir yanılgıdır. Hâlbuki bürokrasi, sivil seçilmiş siyaseti kısıtlama, sınırlama görevini ve toplumun gündelik hayatına müdahale etmeyi, 'normal' diye tanımlanan koşullarda daha fazla yapmaktadır. Çünkü var olan iktidar tarafından atanmıştır. Bu ilişki ise 'doğal' bir sahiplenmeyi ortaya çıkarmaktadır. Sahiplenme nedeniyle olsa gerek ki; mevzuatın hazırlanması, uygulama süreçlerindeki keyfi uygulamalar, sorumlulukların yerine getirilmemesi, örtülü 'hayır' deme geleneği ve var olan gerçeği gizleme gibi tutumların ortaya çıkardığı tehlikeli gidişat pek fark edilmez!

'Bizim göreve getirdiğimiz bürokrat'
Siyasetin temel yanılgılarından birisi de, "bizim göreve getirdiğimiz bürokrat" ön kabulüyle, yapılan değerlendirmedir. Bu, doğru bir tanımlama değildir. Çünkü bu tanımlamanın doğal sonucu, "bizim göreve getirdiğimiz bize yanlış yapmaz" ön kabulüdür. Hâlbuki sağlıklı bir analiz bu ilişkinin doğru olmadığına ilişkin birçok veri sunabilir. Olan biten iyi analiz edildiğinde, bürokrasinin son tahlilde, varlığını borçlu olduğu 'devlet' denilen aygıtı öncelediği görülür.
Sonuç olarak; bürokrasi ve siyasetin zaman zaman birbirini besleyen veya kemiren paradoksal yapının en temel özelliği, faturayı halka çıkararak, devletin devlet için varoluşunu perçinleyen bir yapıya dönüşmesidir. Asıl ve esasın birbirine karıştığı bu yapıda halk devlet için hep 'öteki' olarak kalmaya mecbur kalmaktadır. İşte değişmesi gereken budur. Ve maalesef AK Parti iktidarı da, bu olumsuz gelenekten nasibini almaya devam etmektedir...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.