YAZARA MAİL GÖNDER Rutin anestezisi

YAZARLAR

Gülünçtü! Dünyanın en güçlüsü olduğu söylenen ülkenin en tarih yüklü, en ağırbaşlı kenti müthiş bir panik atak dehşetine kapılmış:
Sokağa çıkma yasağına uyarak evlere kapanan ahali korkudan titremekte. Kapı çalınırsa duymazdan gelinmesi sıkı sıkı tembih edilmiş. Gökte helikopterler, caddelerde zırhlı araçlar ve bindirilmiş kıtalar turluyor. Dövüş teknolojisinin en yeni cihazları ve silahlarıyla tepeden tırnağa donatılmış 10 bin kadar savaşçı kırmızı alarm seferberliği ile köşebaşlarında tetikte.
Ne oluyor yahu? Çinliler denizden çıkarma mı yapacak? Godzilla saldırısı mı var?
Hayır. İki bomba patlamış, üç kişi ölmüş, bir polis vurulmuş. On dokuz yaşındaki yaralı kaçak oğlandan korkuluyor.
Yarı baygın delikanlı kanlar içinde ele geçirilip de korkunç tehlikenin sona erdiği açıklanınca halk sokaklara dökülüyor. Birkaç dakikada bütün ülkeye yayılıyor zafer ve bayram havası. Coşkulu kutlamalar "Amerika, Amerika!" naralarıyla sabaha kadar sürüyor.
Tekrar tekrar ekranlara çıkan Cumhurbaşkanı'nın demeçleri geçmiş olsun mesajı niteliğinde değil. Atlatılan vartanın vahametini, başarının büyüklüğünü, ulusun metanetini, silahlı güçlerin kahramanlığını, ülkenin bileğinin bükülmezliğini yaldızlı sözlerle anlatırken döktürüyor da döktürüyor.
Aynı günlerde İstanbul'da Amerikan Dışişleri Bakanı dahil birçok ülkenin devlet temsilcileri toplanmışlardı. Suriye'deki durumu konuştular.
Komşumuzda yaşananları Boston'un iki bombasıyla karşılaştırmak tonlarca dinamiti iki kibritle kıyaslamak gibi olur. Orada ölü sayısı tek değil, iki değil, üç değil, dört değil, beş -belki de artık altıhaneli.
Ölenlerin hepsi bomba ya da tabanca patlamasıyla bir anda can vermiyor. Ergenlik çağında kimi erkek çocuklar evlerden toplanıp günlerce idam bekledikten sonra duvar diplerinde bıçaklanarak ya da karınlarına tek kurşun sıkılarak can çekiştire çekiştire öldürülüyor. Küçük, büyük, kadın, erkek, sağlıklı, hasta ayrımı yapılmadan orası burası doğranan, gözleri oyulan, yakıcı saldırılarla kavrulanlar var.
İstanbul görüşmelerinden derde deva çıkmadı. Başlıca neden Obama'nın yan çizmesi. Onun da nedeni Amerika'nın iç politika hesapları. Oradaki seçmenler "serüven" istemiyor.
Daha kötüsü, dünya için Suriye facialarının rutin duruma gelmesi. Bir kent meydanında her gün adam asılırsa önceleri sansasyon olur, yavaş yavaş alışılır, sonunda sorun sayılmaktan çıkmaya başlar.
Kimseye çok kızmayalım. Bize de yıllar yılı gereksiz kıyımlar olağan görünmedi mi?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.