YAZARA MAİL GÖNDER Ya sabır!

YAZARLAR

Gözümüz aydın. Ulusal aşağılık kompleksi malullerimizin bile pörsük egolarını okşayacak bir haber: CIA'nın Türkiye'yi "gelişmiş ülkeler" kategorisinde incelediği bildiriliyor.
Katılalım mı o değerlendirmeye? Gelişmişlikten ne anladığımıza bakar. Kıstas ekonominin durumu ya da ordunun gücü ise, belki evet. Ama ülkelerin gelişmişliği "okumuş" tabakanın ulaşmış olduğu uygarlık düzeyiyle de ölçülür.
İngiltere ne anlamda Suudi Arabistan'dan ileridedir? Daha büyük fabrikalara ya da donanmaya sahip olduğu için değil. Londra'daki bir ilkokul öğretmeni Riyad'daki bir prensten muhtemelen daha "incelmiş" bir insan olduğu için.
İncelmişliği de küçük hesaplardan -en çok, parasal konulardan- kurtulmuşluk diye tanımlayabiliriz. İş önerinize ilk tepkisi "Maaş kaç?" olan biri hakkında ne düşünürsünüz?
Bizim kendini pek kentli, pek eğitimli, pek ak sayan kesimimizde kimilerinin ruh bayağılığı mide bulandırıcı. Sabahları güne mesaj birikimini gözden geçirerek başlıyorum. Akıllıca ve efendice olanlar da var, öğleye kadar keyfimi kaçıranlar da.
Örneğin biri başbakanın Suriye diktatörüyle bozuşmasını beğenmemiş; benim de onu eleştirmeme karşı. Olabilir; tartışırız. Ama başbakana çatarak bakın lafı nerelere getiriyor:
"Bu zırcahil adama arka çıkıyorsun. A, tabii. Ekmek parası, ne yaparsın? Patronunu rahatsız edecek bir şey yazarsan... O Barlas ile Ardıç kankalarının durumu aynı. Ben de manasız bir iş yapıp mail yazıyorum. Sabah gazetesinde yazacak kadar düşmüş adamlara..."
Polemiklerde maişet derdi, satılık yazar, kiralık kalem falan lafı ederek her konuyu kişiselleştirenler öyle çok ki, sizlerden özür dileyip yanıtı da kişisel bilgilerle vermek kaçınılmaz oluyor.
Bendeniz aile servetini de, yayıncılıktan elime geçen beklenmedik paraları da inançlarıma harcadım. Yurt dışında cennet hayatı yaşatabilecek kazançların kanıtları elimde. O ortamı bırakıp dönünce holdinglerden çok sıfırlı, dolarlı, ballı avantalar sağlayan yazarlardan olmadım. Ülkenin esenlik çizgisine en akılcı katkıyı sağladığını gördüğüm SABAH'ta Türk liralı makul bir aylıkla yazıyorum.
Kariyerimde hiçbir gazete yönetimiyle ilişkime müstahdem-patron bağlantısı diye bakmadım. Yayın organını üretenle dolduranlar arasında uygarca bir sinerji olmalı. Bu gazetede o türlü bir karşılıklı saygı düzeni var.
Keşke öyle bir hava kamuoyumuzun farklı kesimleri arasında da yaratılsa. Yazık ki kavgalar mertçe değil, şirretçe.
Abdülhak Hamit "Ölümden korkmuyorum, iğreniyorum" demişti. Üstüme çirkef sıçradıkça onu hatırlamaktayım.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.