YAZARA MAİL GÖNDER Anadolu oyasını Paris'e taşıyor

YAZARLAR

Türkiye'nin uluslararası şöhrete kavuşmuş tek markası Dice Kayek, İTKİB ve İMA ile büyük bir projeye imza atıyor. Anadolu'nun unutulmaya yüz tutmuş el sanatları, iğne oyası, tel kırmalarına hayat verecek bu üçlü, kadınlara da destek olacak

Hafta sonu Paris'te Ayşe ve Ece Ege kardeşler ile bir araya geldik. İki kardeş uluslararası şöhrete kavuşan bir Türk markası yarattılar: 'Dice Kayek'. Şimdi İTKİB ve İstanbul Moda Akademisi (İMA) ile büyük bir projeye imza atıyorlar. Unutulmaya yüz tutmuş el sanatları, iğne oyası ve tel kırmalar gibi yetenekler bu üçlüyle hayat bulacak.

5 BÖLGE PİLOT SEÇİLDİ

Dice Kayek ortaklarından Ayşe Ege, projeyi şöyle anlatıyor: "İlk önce 5 tane bölge seçildi. Güneydoğu, Orta Anadolu, Ege, Marmara ve Karadeniz. Mesela Tekirdağ'da mekik oyası varmış, inanılmazmış. Bu pilot projenin öğrencileri bunları alacaklar. Bunlardan yapılacak giysileri çağdaş dizayna uygulayacaksın. En zor tarafı o öğrenciler için... Bu çok önemli bir şey... Öğrencilerin de çok hoşuna gitti, el işçiliği yapan oradaki lokal üreticilerden de faydalanacaklar, çünkü tek başlarına iğne oyasını yapamazlar. Sonra bir sergi olacak, bütün ülkeyi dolaşacak." İşte Ayşe ve Ece Ege'yle yaptığımız keyifli sohbetin notları...

Fransa el işçiliği olan terzileri toplayıp, değerlendiriyormuş. Bizde iyi terziler var, siz Türkiye'den getiriyor musunuz?
Burada o dediğin kısma girenlerin çoğu Türk. Baş makastarlar, atölye şefleri, modelistler Türk.

Hangi markalarda çalışıyorlar?
Louis Vuitton, Chanel ve Dior'da... 70'lerde buraya göçmüşler. Türkler'de böyle bir kabiliyet var ama yanında bir şeylerin de birleşmesi lazım. Beyoğlu'nda ısmarlamacı amcalar vardı, kumaşınla gelirsin diktirirsin, şimdi Türkiye'de unutuluyor çünkü talep yok. Hazır tüketim o kadar insanları başka yöne itti ki... Hızlı tüketim el işçiliğinin en büyük düşmanı, onu öldürdü. Burada Chanel gitti en ünlü işleme atölyesini, ayakkabıcıyı, tüyleri boyayan şirketi satın aldı.

Sizin böyle bir projeniz var mı?
Evet... Unutulmaya yüz tutmuş el sanatları, iğne oyası, tel kırmalar İTKİB, İMA ve Dice Kayek'le nisan ayında hayat bulacak. Tel kırma kasnakta yapılır, şimdi herkes televizyonun başında dizi seyrediyor. Bunun da bir ekonomik boyutu var. Biz ilk başladığımızda gömlekleri yaparken birçok iğne oyası kullanırdık. Kadınlara dağıtırdık. Şimdi bakıyorum onlar da bitmiş, çünkü artık her şey makine. Esasında bu çok büyük pazar. Bunun bir de mali değeri var. Biz el yapımı davetiyeyi ancak Yunanistan'da yaptırabiliyoruz. Oraya gidiyorsak demek ki, değer veriyoruz buna. Yapacağımız bir pilot proje. Güneydoğu, Orta Anadolu, Ege, Marmara ve Karadeniz seçildi. Mesela Tekirdağ'da mekik oyası varmış, inanılmazmış. Bu pilot projenin öğrencileri bunları alacaklar, bunlardan yapılacak giysileri çağdaş dizayna uygulayacaksın. Öğrenciler için en zoru da bu. Bu çok önemli bir şey, öğrencilerin de çok hoşuna gitti, el işçiliği yapan oradaki lokal üreticilerden de faydalanacaklar, çünkü tek başlarına iğne oyasını yapamazlar. Sonra bir sergi olacak, bütün ülkeyi dolaşacak.

'HAZIR MARKA MANTALİTESİ'

Bir defilenin maliyeti nedir?
Büyük paralar... Sponsorlarla yapıyoruz.

Bu sponsorluk ve işbirlikleri sizin istediğiniz gibi olmuyor. Neden?
Vizyon eksikliği var. Aslında prestij, itibar, network kazandırıyorsun. Bundan önceki defileyi Doğuş'la yaptık. Machka ile işbirliğimiz var. Danışmanlık demek sana bazı vizyon katacak projeleri birlikte yapıyor olmak demek. Bunlar çok önemli birliktelikler, ancak tabii ki doğru insanların bir araya gelmesi lazım. Bizde şu anda maalesef 'hazır marka var onu getireyim' mantalitesi oluştu. Bırakın artık, Türk markasını dünyaya satalım. Bizden çıkmış bir tane dünya markası var mı? Bir tek THY...,

Üretiminiz nasıl? İhracatınız var mı?
Her şeyimizi 'Made in Turkey' yapıyoruz. Bir triko koleksiyonumuz var, onu Çin'de üretiyoruz. Çünkü Türkiye'de triko üretmek çok zor. Dolayısıyla Türkiye'nin reklamını yapıyoruz. Çünkü Made in olmuş markaların yanında Made in Turkey satmak demek Türkiye'ye imaj kazandırmak demek.

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER FON BİLE VERİR

Proje Anadolu'da kadın istihdamına da katkı sağlar değil mi?
Amacımız kadınlara hem kazanç sağlamak hem de unutulan eserleri tekrar hatırlamak. Bütün dünya Hindistan'a gidiyor, şimdi Türkiye'ye gelecek. Biz çok heyecanlanıyoruz. Birleşmiş Milletler fon bile verir. Çünkü lokal üretimi geliştiren, ekonomiye katkı sağlayan ve el işçiliğini destekleyen bütün projelere büyük fonlar ayırmışlar. Yavaş yavaş bu ölüyor, ölmesini istemiyoruz. Bursa'da damat keseleri vardı, genç kızlar işliyorlar onu. Onlardan muazzam bir koleksiyon yapmıştık.

1992'DE BU TECRÜBE OLSA 1 NUMARAYDIK

1992'de modaya girdiniz. O günden bugüne fark nedir?
O zaman beyaz gömlekle başladık, markamızı oluşturduk. O günden bu yana çok ilerleme kaydettik. Şimdiki tecrübemiz o zaman olsaydı, dünyanın en büyük markası olabilirdik belki de...

Dünyada 'Haute Couture'un durumu nedir?
Haute Couture'a dönüş var. Sokaktaki insanlar artık bıktı. Lükste artık herkes yeni bir şey arıyor.

Lüksün dünyada tanımı değişti. Ne oldu?
Haute Couture'un cirosu dünyada 705 milyon dolar. Krizler olsa bile etkilenmiyor. İnsanlar karıştırıyor. Lüks ulaşılmaz, zor, bulunmayan, kişiye özel olmalı. Sen kostüm diktirdiğin zaman lüks o... Sokakta bir sürü insanda aynı çantadan var. 'Krokodil çantaya 50 bin dolar vereyim ama çok insanda var, tek benim olsun' deniyor. Dolayısıyla mega markalar da artık başkasında olmayanı arıyor.

LONDRA'YA GİRİYORUZ

Sizin bir tek Kuveyt'te mağazanız var. Yenileri gelecek mi?
Galleries Lafayette'de en büyük satış yapan markalardan bir tanesiyiz. Amerika Saks Fifth Avenue'da çok iyiyiz. Şimdi Londra'ya giriyoruz. Harvey Nicholson Hong Kong'da çok büyük yerimiz var. Seul'de Galleria'da varız, İsetan Tokyo'nın en prestijli AVM'sinde en iyi kattayız.

Çin'de ne durumdasınız şu anda?
Çinli Erdos'a danışmanlık yapıyoruz. Kaşmir işindeler. Birçok markaları var, o markalardan bir tanesine danışmanlık yapıyoruz. Adamların üç bin tane mağazaları var.

PARİS'TE TÜRK ŞOVU

Dice Kayek, Paris Haute Couture İlkbahar/Yaz 2016 Moda Haftası kapsamında dördüncü haute couture koleksiyonunu sergiledi. Dice Kayek'in masallardan ilham alan "Woven Tales" adlı defilesi, Louvre Sarayı'nda bulunan Fransa'nın en önemli tasarım müzesi "Musée des Arts Décoratifs" de sunuldu. Fransız Pret-a-Porter ve Couture Federasyonu'na üye olup, Paris Couture resmi defile takviminde yer almaya hak kazanan ilk ve tek Türk markası olan Dice Kayek'in fantastik ve sürreal bir rüyanın hikâyesi olan koleksiyonu 6 ayda 16 kişilik bir ekip tarafından hazırlandı. Defile, 30 parçadan oluştu.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.