YAZARA MAİL GÖNDER Yeni yılda Türk dış politikası

YAZARLAR

WASHINGTON

Türkiye 2014'e içeride ciddi bir siyasi hesaplaşma süreciyle girmiş durumda.
Seçimlerle dolu bir yıl ülkeyi beklerken bu iç çekişmeler muhtemelen dış politikaya oranla çok daha gündem belirleyici olacak. Ancak zaten tam da bu nedenle Türkiye'nin dikkatli olup içerideki kargaşaya rağmen dış politikayı gözden kaçırmaması gerekiyor.
Zira Türkiye'nin içinde bulunduğu bölge, yani Ortadoğu ve Kafkaslar coğrafyası, 2014'te ihmal edilmeye gelmeyecek gelişmelere gebe. Rusya ve Kafkaslar daha şimdiden yakında başlayacak Soçi Kış Olimpiyatları nedeniyle karışmış durumda. Terör olaylarının artarak devam etmesi riski nedeniyle Rusya ve Putin eminim ciddi bir endişe içinde. Moskova bir bakıma, Kuzey Kafkasya ve de özellikle Çeçenistan'daki etnik sorunu askeri yöntem dışında bir yöntem kullanmadan çözme ısrarının bedelini ödüyor. Putin temelinde etnik milliyetçilik olan bu meseleyi çözmek için siyasi ve demokratik alanın önünü açmış olsaydı muhtemelen bugün terörizm riski bu kadar yüksek olmazdı. Türkiye'nin bu duruma bakıp alması gereken temel ders kendi Kürt meselesinde Putin'in düştüğü hataya düşmemek.
Yani siyasi ve demokratik çözüm arayan barış sürecini ihmal etmemek.
İçeride yaşanan bunca kargaşaya rağmen bu meseleyi, çözüm sürecini, AK Parti'nin kesinlikle ikinci plana atmaması gerekiyor.
Bunun bedeli Türkiye'ye çok yüksek olur.
Peki ya Ortadoğu'da Türkiye'yi nasıl bir 2014 bekliyor? Suriye'de devam eden iç savaş nedeniyle Ortadoğu'daki yeni dinamikleri gözden kaçırmamak gerekiyor. Bu köşede daha önce ifade ettiğim üzere, başta İran-ABD yakınlaşması olmak üzere, bölgede dört yeni temel gelişme var. Ruhani sayesinde İran şimdi yeni bir döneme girmiş gözüküyor. İran ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri ve Almanya arasında Cenevre'de yürütülen nükleer müzakereler, geçen ay tarihi bir "geçici anlaşmayla" sonuçlandı.
Böylece, 1979'daki İslam Devrimi'nden 35 yıl sonra İran ve ABD ilk kez bir anlaşmanın tarafları oldu. Geçici anlaşmaya göre, altı ay boyunca İran'ın yüzde 20 uranyum zenginleştirme dâhil nükleer faaliyetlerini büyük çapta durdurması karşılığı ABD ile AB, Tahran'a uyguladıkları yaptırımlarda sadece 7 milyar dolarlık azaltmaya gidecekler.
Taraflar arasında güven tazelemek için kullanılacak altı ay sonunda İran "sözünü tutarsa" daha kapsamlı bir anlaşma imzalanacak.
İran'ın geçici anlaşma maddelerine uymaması halindeyse uygulanan yaptırımların şiddeti artırılacak.
Bölgedeki ikinci önemli gelişme Suriye konusunda ABD- Rusya yakınlaşması.
Suriye'nin elindeki kimyasal silahların imha edilmesi için başlayan diplomatik süreç Esad'a beklemediği bir uluslararası meşruiyet kazandırdı. Şam'ın kazançlı çıktığı bu süreç sayesinde şimdi Washington ve Moskova bu ay Cenevre'de Şam rejiminin de katılacağı yeni bir uluslararası konferans hesapları yapıyorlar.
Üçüncü önemli gelişme Suudi Arabistan ve ABD arasındaki ilişkilerin dibe vurmuş olması. Bunun iki nedeni var. Birincisi Obama yönetiminin Suriye konusundaki pasif politikası. İkincisi İran- ABD yakınlaşmasının Riyad üzerinde yarattığı rahatsızlık.
Aynı nedenlerle ABD'nin İsrail ile ilişkileri de bir kez daha zor bir dönemden geçiyor. "Obama'nın ipiyle kuyuya inilmez" izlenimi bölgedeki İran düşmanı her rejim için geçerli.
Bölgedeki dördüncü kritik gelişme Irak'ın patlama noktasına gelmiş olması.
Dikkatler hep Suriye üzerinde olduğu için Irak'ta dökülen kan gözden kaçıyor. Ancak son aylarda Irak'ta durum o kadar kötü bir hale geldi ki, tekrar iç savaş dönemini hatırlatan bir döneme girdik. Her ay yüzlerce kişi ölüyor ülkede. Sorun bölge genelinde bir Sünni-Şii savaşı yaşanıyor olması. Suriye bu Sünni-Şii cepheleşmesinde ön planda olmasına rağmen, cepheleşmenin merkez üssü Irak. İran bunun farkında ve işin ucunda Irak olduğu için, Şam'daki rejime bu ölüm- kalım savaşında büyük destek veriyor.
2014'te Ankara'nın bütün bu bölgesel dinamikleri iyi etüt etmesi ve Türk dış politikasını bu gelişmelerden en az zarar görecek duruma getirmesi gerekiyor. Türkiye'yi hem içeride hem de dışarıda çok zor bir yıl bekliyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.