YAZARA MAİL GÖNDER "Kendimizle yüzleşmenin" sergisi!..

YAZARLAR

Öcal Uluç / İzmir

"Na ci Kalmukoğlu bana göre Türk Resim Tarihi'nde yaşarken hak ettiği yeri bulamamış ressamların başında gelir. Bugün müzayede şirketlerinin sayesinde eserleri maddi karşılığını bulsa da, yeteneğinin değeri, sanatseverler tarafından lâyıkıyla algılanamamıştır."
"Böyle" diyor, Arkas Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, Arkas Sanat Merkezi'nde açılan Naci Kalmukoğlu Sergisi'nin kataloğunda.
Resimden pek anlamam. Ama benim gibi kültür ve sanatla yakından ilgilenen bir gazetecinin bile, bugüne kadar "Naci Kalmukoğlu" adını duymaması, Lucien Arkas'ın ne kadar doğru söylediğini ortaya koyuyor.
Sergiyi gezerken, hep kendi kendime şu soruyu sordum; "Neden biz böyleyiz?.."
Ressam dost Metin Ünsal telefonda "Naci Kalmukoğlu Sergisi'nin İzmir'de açıldığını ve koordinatör Halilhan Dostal'la randevulaşarak gezebileceğimi" söyledi de..
Mahcubiyet içindeydim. "Naci Kalmukoğlu da kim, Halilhan Dostal kim" diye soramadım, "Çok teşekkür ederim, Halilhan Bey'e telefon numaramı verebilirsin, beni ararsa çok sevinirim" dedim. Sonra, Halilhan Bey'in telefonu, randevulaşma ve işte Sergideyim!..
Evet, ortaokulda ikmale kaldığım tek dersti, resim ve bunu da sergiyi gezerken Halilhan Dostal'a ve eşine anlattım, çok güldüler.
Bir günün bütün bir öğleden sonrasını Naci Kalmukoğlu Sergisi'nde geçirdim. Halilhan Dostal ve zarif eşi, hemen hemen her tablonun önünde dakikalarca dururken, sorularıma cevaplar verdiler, benim soramadıklarımı da onlar anlattılar.
Naci Kalmukoğlu, Sovyet Devrimi'nden sonra, Kızılordu önünde mağlûp olan Beyaz Ordu mensuplarının aileleri ve 150 bine varan Beyaz Rus ile beraber 1918'de başlayıp 1920'lerde sona eren göçünde ailesiyle beraber İstanbul'a gelen bir Kalmuk Türkü. Ticaret okumakla beraber, resme olan büyük ilgisi yüzünden, Harkov Güzel Sanatlar Akademisi'nde beş yıl resim ve dekoratif sanatlar üzerine eğitim aldı. Ve İstanbul'da da ticaret ile değil, resim ve dekoratif sanatkarı olarak hayatını kazandı ve ün yaptı.
Yağlı boya, sulu boya, kara kalem natürmort, peyzaj, nü, portre, eskiz, 30 kadar koleksiyonerden ve kurumdan toplanmış "Naci Kalmukoğlu tabloları", doğrusu ya benim gibi pek anlamayanlara dahi, çok şeyler anlatacak ve "İşte görün Naci Kalmukoğlu kimmiş" dedirtecek kadar heyecan ve gurur verici eserlerdi!..
Gezerken, "Keşke" diyordum, içimden; "Komünist rejimden Beyaz Ruslar gibi denizden ve karadan İstanbul'a kaçmayan, taaa Çin üzerinden dolaşarak Asya güzergahından Türkiye'ye gelen bir başka Türk asıllı büyük ressam Nimetullah Gerasim'in talebesi olan kız kardeşim Serpil burada olsaydı da, bu sergiyi o yazsa, o anlatsaydı.."
Diyor ki, Dostal; "Kalmukoğlu, Rusya'da kalsaydı ya da yapılan önerileri kabul ederek Avrupa'nın herhangi bir ülkesine diğer Rus sanatçılar gibi göçseydi, belki de eserlerini bugün Avrupa müzelerinde hayranlıkla seyrediyor, izliyor olacaktık. O uluslararası bir sanatçı olmak yerine, ülkemizde kaldı ve eserlerini burada üretti. Ne yazık ki, çok sevilen ve eserleri aranılan bir sanatçı olmasına karşın, yaşamı ve önemi Kaya Özsezgin'in ifade ettiği gibi sis perdesiyle örtülü kaldı."
Dostal'ın anlattığına göre, zaten ölümü de bir sis perdesinin arkasında kalmıştı. "Neden ve nasıl"ı için, hâlâ bir çok rivayet var!..
Kalmukoğlu Sergisi, nisan ayının sonuna kadar açık kalacak; mutlaka görülmeli; zira bu sergi, bizi kendimizle yüzleştiriyor ve de bulduruyor!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.