YAZARA MAİL GÖNDER Tecelli'den Abuzittin'e mektuplar

YAZARLAR

Abuzittincim,
Geçen hafta sana yazdıydım.. Bu içki meselesi üzerine epey patırtı çıkar dedim. Çıktı. İşin içine yabancılar da girdi. Daily Telegraph'ından Focus'una kadar habire yazıyorlar.. Güya Türkiye'de içki içmek yasaklanmış. "İslami faşizme gidiyor"muşuz. Bi yere gittiğimiz yok kardeşim. Türkiye'de alkol yasaklanmadı. Sadece, nerede, nasıl, ne kadar alkol alacaz o kanuna bağlanıyor. Bu kadar basit. Ama şimdi benim açımdan ufak bi sorun var. O da şu: Sandalda içki içebilecek miyim?
Bilirsin, yaz zamanı en büyük keyfim, mehtaplı gecelerde, balıkçı sandalıma binip yan koylarda, ızgara balık, demlenmek.. Şimdi bu durumda yapabilecek miyim, yapamayacak mıyım? Hele Başbakanımız " ..içen evinde içsin" deyince kafam iyice karıştı. Sandalı getirip evin bahçesindeki havuza koysam pek bi anlamı kalmayacak. Kaldı ki konu komşunun beni rakı içerken görüp etkilenmemesi lazım.. Alkol reklamı yapıyor durumuna düşmemeliyim. Büyük cezası var.. Bi avukat arkadaşım "Kararnameyi bekle.. O kadar telaşlanma" dedi. Haklı. Belki de "..kamuya ait açık alanlarda alkol tüketilemez. Sandal hariç." diye bi madde konabilir diye düşünüyorum.
Esasında sana başka şey anlatacaktım. Güngör Sayarı ile geçen gün telefonda uzun uzun konuştuk. Güngör Sayarı bi zamanların meşhur TV yapımcısı, sunucusu. Profesyonel futboldan geldiğinden, o devrin en iyi yorumcusuydu da. Bi ara Futbol Federasyonu Başkanlığı da yaptı. İstifa edince de, gazeteciliği, TV'yi bırakıp gitti Kıbrıs'a yerleşti. Hâlâ orada, hayatından memnun . Sohbetine de doyum olmaz. Güngör'den bi anekdot.
Ankara'da meşhur Tavukçu Lokantası. Yayın sonrası TRT'ciler, Haluk ağabeylerinin ( Allah rahmet eylesin, Haluk Tuncalı) etrafında toplanmışlar demleniyorlar. Hangi sinemaya gitsek diye konuşurken, bi ara masaya uğrayan Güngör "Zafer Cilasun Büyük Sinemadaki filme gitmiş, bayılmış" diye ortaya bi laf atmış. Bunun üzerine masadakiler Büyük Sinema'ya gitmeye karar vermişler. (Zafer Cilasun da rahmetli. Radyo-TV tarihinin bana göre, gelmiş geçmiş en büyük haber spikeri)
Hikayenin sonrasını Güngör şöyle anlatıyor "Ertesi gün Haluk abide surat bi karış.. Beni görünce "Zafer'in bayıldığı Büyük Sinema'daki film miydi ?" dedi. Evet dedim. Büyük Sinema'daki filmdi. "Rezaletti yav. Zafer nasıl bayılmış?" "Valla filmde bi kalp ameliyatı sahnesi varmış. Bilirsin, Zafer'in kan görmeye alerjisi vardır. Bayılmış.. Ambulans, doktor. Geceyi hastanede geçirmiş." Haluk Tuncalı başlamış gülmeye..
Kulakları çınlasın Güngör'de anekdot çok: İhtilal olmuş. Devlet Başkanı Kenan Evren. TRT' de acele bi metin yayınlatacaklar. Namık Kemal Ersun (İhtilalin otorite paşalarından) telefonla TRT'yi arıyor. Açan (o nu da kaybettik) Tevfik Fikret Dinçer. Kısa olsun diye Tevfik Fikret'i kullanırdı. Heybetli bi ses:
"Ben Orgeneral Namık Kemal Ersun!" Tevfik sanmış ki işletiyorlar. Davudi sesini daha da kalınlaştırıp:
"Ben de Tevfik Fikret"
"Ne..Tevfik Fikret mi.. Benle dalga mı geçiyorsun terbiyesiz adam?"
"Konuşmana dikkat et, ben Tevfik Fikret!"
"Edepsiz adam ben General Namık Kemal Ersun ..." Tevfik'sde jeton düşene kadar konuşma bu paralelde bayağı bi gitmiş.
Tevfik'i Kars'a sürgünden Doğan Kasaroğlu kurtardıydı..
Münasip yerlerinden öperim Abuzittincim.
Güneş

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.