YAZARA MAİL GÖNDER Spora düşen "Hayırlı" bomba!..

YAZARLAR

Valla, "Bomba" olduğuna şüphe yok.. Çünkü yeri yerinden oynatacak. Derin derin oynatmaya başladı bile.. "Bombanın hayırlısı olur mu" derseniz..
Hem de nasıl!..
Bu öyle bir bomba ki, Türk sporunun gerçekten özerk ve özgür olmasını, sadece ve sadece spor adamları tarafından, spor için yönetilmesini, siyasetin spordan temizlenmesini sağlayacak..
1957'de gazeteciliğe bir spor yazarı olarak başladığım günden beri hep ayni şeyi yazarım.. "Siyaset sporun dışına çıkarılmalı" diye..
1957'den beri de, hep tersi oldu.. Siyaset spora girdikçe girdi..
"Özerk" yaptığımız zaman "Tamam" dedik.. "Bu defa tamam.."
Daha da kötü oldu. Siyaset bu defa, "Maskeli" olarak girdi sporun içine..
Her türlü siyaseti "Efendim özerk ya" diyerek yapmaya başladılar..
Neden?.
Çünkü öyle bir yönetmelik hazırladılar ki, her federasyonu seçecek kurullarda, atanmış oylar, istenenin seçilmesini sağlayacak kadar yer aldılar, hiç almamaları gerekirken..
"Federasyon" kelime anlamı ile kulüpler birliği demek olurken, "Özerklik"le kulüplerin kendi kendilerini yönetmeleri esası gelirken, federasyon genel kurullarına o kadar fazla "Emir kulu" sokuldu ki, siyasi iktidarlar, istediklerini başkan yapacak güce ulaştılar..
Mahmut Kulein diye bir İnatçı Savaşçı 2004 yılında, bu yönetmelik aleyhine dava açtı. Dava tam 9 yıl sürdü ve sonunda, Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulu Kulein'i haklı buldu. Devlet teşkilatında görevli memurların federasyon seçimlerinde oy kullanmalarını iptal etti.
Bu ne demek?..
Bu, şu anda görevde bulunan bütün federasyonların görevlerinin sona ermesi ve yeni seçimlerin, atanmış devlet memurlarından temizlenmiş yeni genel kurullar tarafından yapılması demek.
Bu ne demek?.
Türk sporunun tarihinde ilk defa gerçekten özerk olması demek..
Bu ne demek?.
"Yaşasın spor" demek..
Bizim spor servisi haberi "Toplu tehlike" başlığıyla verse de..

***

Siyasetin sporun içine nasıl girdiğini, Mersin Akdeniz Oyunları'nda yakından gördük..
Adı üstünde Mersin Oyunları.. Olimpiyatlar, ülkelere değil, kentlere verilir. Kentlerin sahipleri de dünyanın her yerinde "Belediye Başkanları"dır. Kentin sembolik anahtarı onlarda durur.
Akdeniz Oyunları boyunca Mersin Belediye Başkanı'nın adını duyan, resmini, görüntüsünü gören oldu mu?.
Spor Bakanının eşi bile çıkıp ödül verirken, Mersin Belediye Başkanı'nın adı açılış ve kapanış törenlerinde bile geçmedi.
Oysa Akdeniz Oyunları bayrağını dört yıl önce Pescara (İtalya) Belediye Başkanından törenle alan, pazar akşamı da Tarragano (İspanya) Belediye Başkanına devretmesi gereken oydu.. O mu etti acaba, bilmiyorum.
Ön planda hep, resimlerini spor sayfalarında görmeye pek meraklı (Hürriyet bu işi harika yapıyor) genç Spor Bakanımız vardı.
Bir olay naklettiler inanamadım.
Ciritte Fatih Avan altın kazanınca, organizasyonu aramış. "Ödülü ben vereceğim. Ama kent dışındayım. Töreni yarına erteleyin" diye.. Yunan delegasyonu itiraz etmiş. "Bizim ikinci olan atletimiz yarın sabah dönecek. Tören bugün yapılmalı" demiş.. Emir büyük yerden, olimpiyat, molimpiyat dinler mi?.. Ertesi güne bırakmışlar. Bakanımızı Şeref Tribününde gören Yunan Kafile Başkanı yanına gidip "Bu nasıl iş" diye tartışmaya başlayınca, genç bakanımız kızmış, ödülü vermeden stadı terk etmiş..
Sporumuz "Özerk" olunca gerçekten, böyle olaylar bir daha olmayacak. O zaman 2020'yi alma şansımız daha da artacak..
Olimpiyat, siyaseti hiç sevmez çünkü!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.