YAZARA MAİL GÖNDER Unutulan bayramı kutladık!..

YAZARLAR

Pazartesi 1 Temmuz'du.. 1 temmuz ne, günümüzde bilen var mı?.
3 tarafı denizle çevrili ülkemizde en coşkuyla kutlanan bayramlarımızın başında gelirdi, 1 Temmuz ben çocukken..
Denizcilik ve Kabotaj Bayramı..
Osmanlı zamanında, asırlar boyu kapitülasyonlarla sömürülmüş ülkemin liman ve denizlerinde bayrak hakkımın kabul edildiği gündü 1 Temmuz 1926!.
İlk hatırladığım Bandırma'dakiydi. İlkokul birinci sınıf öğrencisiydim o zamanlar..
Ne şenlikler, ne gösteriler ne yarışlar yapılmıştı, o günün imkanlarıyla..
Ortaokul öğrencisiyken yazları İstanbul'a gelmeye başlayınca, Denizcilik Bayramı'nı asıl orada gördüm..
Deniz teknelerle dolardı. Yelkenler, kürekler yarışır, Moda başta plajlarda yüzme, atlama gibi, yağlı direk gibi eğlenceli yarışlar, deniz üzerinde gösteriler, şovlar..
Nasıl coşar, nasıl eğlenirdik.
Bayramları unuttuğumuz için mi millet olmaktan çıkıyoruz?. Millet olmaktan çıktığımız için mi bayramları unutuyoruz acaba?.
Ne var ki bu yıl, biz küçük bir gurup, çok güzel bir Denizcilik Bayramı yaşadık, DenizBank sayesinde, Topkapı Sarayı'nda..

***

DenizBank, bu ülkenin kültür ve sanata en çok destek olan kuruluşlarından.. İstanbul Opera, Bodrum Bale Festivalleri yıllardır DenizBank sayesinde yapılıyor.
Bankanın çekirdekten yetişme sanatçı Genel Müdürü Hakan Ateş, İstanbul Opera Festivali'nin "Gala Gecesi" olarak düzenlenen Verdi Konseri öncesi, sanat dostlarını Aya İrini'nin yanındaki çöplükten, Ertuğrul Günay'ın kazandırdığı tarihi Karakol Lokantası'nın bahçesinde bir araya getirdi. Harika bir buluşma oldu. Dostlar keyifle sohbet ettik. Ateş iki güzel haber verdi. Tam da bir Denizcilik Bayramı'na yakışan iki güzel haber..
Biri gene sanatsal.. İstanbul Devlet Operası ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nca düzenlenen Leyla Gencer yarışmasına da sponsor olmuşlardı.
Öteki bankacılık. DenizBank, Amerikan CityBank'ın Türkiye Bireysel Bankacılık bölümünü satın alarak büyümüştü. İmzalar 1 Temmuz'da atılmış, bankaya 600 binden fazla yeni müşteri, 1400 deneyimli bankacı eklenmiş, 16 yıl önce sıfırdan kurulan DenizBank böylece 13 iştirak, 7 milyon müşteri, 700 şubesiyle ülkenin beşinci büyük özel bankası olmuştu.
Hakan Ateş "Sanata desteğimiz, gördüğünüz gibi, sadece, bu ülkeden kazandıklarının bir bölümünü bu ülkeye geri vermek değil.. Sanat sponsorluklarının tahmin edemeyeceğiniz kadar büyük ticari geri dönüşleri de var, görüyorsunuz" dedi.. Dilerim bütün firmalarımız bu gerçeğin farkına varırlar..
Denizcilik Bayramı'nda DenizBank'ın "Başarı şöleni" ise, gece dokuzda Aya İrini'de başladı..
İstanbul Opera Festivali'nin Gala Konseri, doğumunun 200. yılı dolayısıyla Verdi'ye ayrılmıştı.
İstanbul Opera ve Balesi Orkestra ve Korosu'nu yönetmek üzere ünlü şef Roberto Abbado davet edilmişti. Dört de konuk solist vardı..
Davinia Rodriguez (Sopano), Strefani Secco, Marco Berti (Tenorlar), Marco Vratogna (Bariton).. Aslında konsere soprano olarak Aleksandra Kurzak gelecekti ama, hamile Kurzak'ın seyahate çıkmasına doktoru son anda izin vermemişti.
Tenorlar ve bariton, dünyaca ünlü sanatçılardı. Dünyanın en büyük operalarında yıllardan beri başroller seslendirip duruyorlardı..
Programda üç gün önce, festival açılışında izlediğimiz Rigoletto'dan dört parça görünce yadırgadım.
Bir Verdi konserinde onun en popüler operası Aida yer almazken, Rigoletto'nun adeta tekrar gibi bir daha gelmesi niyeydi acaba?.
Dinlerken anladım, "Niye"yi!.. Bizimkiler, Eralp Kıyıcı ve Murat Karahan, bu dünyaca ünlü tenor ve baritonlara fark atacak kadar iyiydiler. Tekrar çok iyi bir mukayese fırsatı vermiş ve Türk Operası'nın nereye geldiğini ortaya koymuştu.
Bizde eksik olan şey medyaydı. O harika starların farkına biz varmıyorduk ki, eloğlu duysun.. Onlar star sistemi içinde olduklarının ötesinde sunuluyorlardı oysa..
Secco, La donna e mobile'yi o kadar sıradan söyledi ki, Murat'ın harika yorumu yanında..
.. Ve Vratogna, "Vendetta" da, Eralp Kıyıcı'nın yanından geçemedi.
Gala Gecesi'nin zaferi bizimkilerdeydi.
O muhteşem İstanbul Operası ve Balesi Orkestrası ve Korosu.. Bu defa isimler de yazılmıştı programa..
Operanın en ünlü korolarıdır, Chorus of Gypsies ( Anvil Chorus/ İl Travatore) ve Chorus of the Slaves (Köleler Korosu/ Nabucco/ Va' pensiero sull'ali dorate).
..Ve muhteşemdi, benim Korom ikisinde de!.. Boğazımı yırtana kadar bağırdım "Bravo" diye..
DenizBank bana unutulmaz bir Denizcilik Bayram Gecesi yaşattı.. Teşekkürlerimle..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.