YAZARA MAİL GÖNDER İki şehirde iki günün hikâyesi..

YAZARLAR

İlk günün, daha doğrusu gecenin öyküsünü cumartesi anlatmıştım sizlere.. 29 Ekim gecesi Ortaköy'de geçirdiğim harikulade saatleri.. 90'ıncı yılın muhteşem coşkusunu..
Ertesi sabah Ankara'ya uçtum.. Bir taşla iki kuş.. Biri özel.. Aile mutluluğumuz.. Öbürü, tüm yurdumun.. Tosca Operası.. Atatürk'ün en sevdiği opera.. Atatürk'ün en sevdiği arya, bu operada.. E lucevan la stelle'yi dinleyeceğim.. Hem de çok sevdiğim Murat Karahan kardeşimden.. Kardeşim, çünkü, ben bu ülkede pek az politikacıyı gönülden sevdim. İsmet Ağabey (Sezgin) bunların başında gelir. Murat onun yeğeni.
Özeli de, özel dostlara, yani sizlere anlatayım iki kelime.. Uçaktan doğru Ömerlere gittik. Ömer, benim yeğen.. Serpil'in oğlu.. Tüm yeğenlerin en hamaratı o çıktı, aileye ilk "Üçüncü Kuşak"ı o armağan etti, sevgili Başak'la birlikte.. Leyla'mız doğdu.. Günlerdir resimlerine bakıp ısırasım geldiği o tatlılığı kucaklamaya koşuyorum.. İlk defa Büyük Dayı oluyorum.. Bu ne mutluluktur..
Aslı resimlerinden de tatlı Leyla'nın.. Yani ben bu kadar sakin, bu kadar keyifli bebek görmedim.. Uyanıksa gülümsüyor.. Nerdeyse 24 saat o evde kaldım, ağladığını duymadım. En sevdiği uyuma şekli yüzü koyun.. Dizler karnın altına çekili, popo havaya dikilmiş.. Yani, yersin!..
Başak gelemedi tabii, çok istediği halde Opera'ya.. Çok da sever, klasik müziği..
Ömer, Serpil, Fethi, Kemal, ben, öteki gelin Miray buluştuk kuliste..
Operamızın Genel Müdürü Rengim Gökmen şefim orda.. Ankara Operası Müdürü Aykut Çınar da orda.. Aykut da oynuyor aslında Tosca'da.. Ülkenin en iyi tenorlarından biri.. O gece sıra Murat'taymış..
Rengim Şefim "Atatürk bu Operayı Sofya'da dinlemiş ve bayılmıştı. Sen de anlattın ya öyküsünü.. Cavaradossi'nin aryası en sevdiği şarkıydı" dedi.. "Hani hep anlatılır ya, Sofya'da ataşeyken hayatının ilk aşkını yaşamıştı. Muhtemelen o aşkı ile birlikte izlediler ki, bu kadar etkilemiş onu.."
Perde açılır açılmaz çarpıldık.. Olağanüstü dekor ve fevkalade güzel kullanılan ışıklar, opera boyu çarpmaya devam etti bizi.. Nihat Karaman ve Stefano Pirandello- Fuat Gök ikilisini yürekten kutlarım..
Feryal Türkoğlu harika bir Tosca'ydı.. Erdem Baydar'a da bayıldım, kötü adam Baron Scarpia'da.. Müthiş bir genç. İlk defa dinliyorum.. Alman eğitimliymiş. Kadrosu yokmuş. Stajyer kontenjanından temsil başına 175 liraya sahneye çıkıyormuş. Kemal "O da brüttür" dedi..
Orkestra harikaydı. Dinlemeye doyamadım.. Şef, Alessandro Cedrone'yi de kutlarım. Hele "E lucevan la stelle'deki keman solo, insanın içine nasıl aktı, orda olmalıydınız..
Orda olanlar, Murat şarkısını bitirince salonu yıktılar zaten.. Finalde de alkışlar dinmek bilmedi, perde bir türlü kapanmadı..
..Ve gecenin en güzel sürprizi.. İsmet Ağabey de orada değil mi?. Çok sevdiğim kardeşi Mukadder Sezgin'le birlikte gelmişler.. Bu ülkenin tanıtımına Mukadder Ağabey kadar hizmet eden bir bürokrat daha yoktur, tarihimizde..
Üçümüz birlikte kulise koştuk..
Murat'a sarıldık.. Feryal'e sarıldık.. Erdem'e sarıldık..
Ben Rengim Şefime bir daha sarıldım..
Bu ülkede Opera hâlâ devam edebiliyorsa, onun nasıl büyük çabası var, yakından bildiğim için..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.