YAZARA MAİL GÖNDER O zaman "Altın Kapı"ydı.. Ya bugün?.

YAZARLAR

Üstad Radi Dikici, İstanbul tarihinin en önemli eserlerinden biri Altın Kapı'yı anlatıyor bu hafta.. Bizans tarihinin en gösterişli anıtı.. Bugün dünya turistleri hala o kapıyı görmek için geliyor İstanbul'a.. Peki biz ne yapıyoruz?. Asıl acıklı yanı da orası.. Buyrun!.

***

Jüstinyen döneminin ve Roma-Bizans tarihinin en önemli komutanı Belisarius, 533 yılında Vandalları yenip Kuzey Afrika'yı imparatorluk topraklarına kattıktan sonra Konstantinople'a döndüğünde büyük bir tören düzenlenmişti. Normal olarak imparatorların zafer alayları için kullanılan kapı, bu defa İmparator Jüstinyen'in emriyle Belisarius için açılmıştı. Ama asıl tören Hipodrom'da yapılacaktı.
"Belisarius beyaz atına bindi ve doğruca Altın Kapı'ya gitti. Tören birlikleri onu beklemekteydi. Sefere katılan komutanlara ve esir edilen Vandal Kralı Gelimerik'e de birer at tahsis edilmişti. Ama diğerleri yürüyeceklerdi.
En önde Belisarius'un birliğinin flamalarını taşıyan askerleri ve bando takımı, flamalar ve bandonun arkasındaki kortejin en önünde Belisarius, onun hemen arkasında tören kıyafeti içindeki yirmi komutan, onların arkasında yine sefere katılan askerler arasından seçilen yaklaşık yüz elli kişilik bir birlik, bu birliğin arkasında "Yedi Kollu Altın Şamdan"ı (Yahudi inancının en büyük simgesi olan bu şamdan -Menora- Vandal hazinesi içinden çıkmıştı) taşıyan belden yukarısı çıplak, adaleli iki siyahî köle ve hemen arkasındaki arabaların üzerinde ise teşhir için ayrılan altın ve değerli madenlerle süslü parıl parıl parıldayarak göz kamaştıran hazine, arkasında yine tören kıyafetleri içinde daha küçük bir birlik, onların gerisinde ise önde Gelimerik ve arkasında yaklaşık üç yüz kişilik Vandal esir grubu vardı.
Bunlar, özellikle Vandalların çok seçkin birlikleri arasından seçilen iri yapılı ve gösterişli askerlerdi. En arkada ise üç sıra halinde donanmanın bin kişilik bir birliği vardı. Kortejin uzunluğu beş yüz metreden fazlaydı.
Belisarius Altın Kapı'dan hareket ederken İmparator Jüstinyen ve İmparatoriçe Theodora sarayda son hazırlıklarını yapmaktaydılar.
Her ikisi de tören kıyafetlerini giydiler ve başlarına taçları kondu.
Omuzlarındaki erguvan rengi pelerinleriyle yavaş yavaş saraydan çıkıp, sarayı Hipodrom'a bağlayan koridorları geçip merdivenleri tırmanarak Kathisma'ya (imparatorluk locası) vardılar. İmparator ve imparatoriçe Kathisma'da göründüğünde, Hipodrom'u dolduran otuz üç bin kişi onları çılgınca alkışlamaya başladılar.
Jüstinyen ve Theodora da Kathisma'nın önüne kadar gelip alkışlayan topluluğa selam verdiler." (Radi Dikici, Theodora, s.256)
Altın Kapı ilk kez İmparator II.Thedosius (408-50) döneminde yapılmış, daha sonraki yüzyıllarda, depremler ve kuşatmalar sırasında tahrip edildiğinde çeşitli değişikliklere uğrayarak yenilenmiştir.
425 yılında ilk yapılışında kapıya altın yaldızlı kanatlar takıldığı için Altın Kapı denmiştir.
Daha sonraki yüzyıllarda kapıların kanatlarına bronz plakalar yerleştirilmiştir.
Ancak güneş batarken vuran ışınlar kapıda altın gibi yansıdığı için bu şöhretini muhafaza etmiştir. Bizans döneminde Altın Kapı'dan başlayarak Mese adıyla anılan ana cadde, protokol yolu, hipodromda sona ererdi. Bu ana caddenin bir kısmı bugün hala Divanyolu Caddesi olarak kullanılmaktadır.
Altın Kapı resimde görüldüğü gibi aynı yerde durmaktadır. Hatta son yedi yılda önündeki ağaçlar Altın Kapı'yı tümüyle kapatmış ve görünmez hale getirmiştir.
Altın Kapı tarih meraklıları için gerçekten altın kıymetindedir ve yurt dışından, özellikle Amerika'dan sadece bu kapıyı görmek için gelenler vardır. Tespit ettiğimiz kadarıyla hafta sonları en az beş altı otobüs Altın Kapı'yı görmeleri için turist getirmektedir. Kapının önündeki eski su hendeği ve yıkıntılar kapıya yaklaşmayı imkansız kıldığı için, surların yanına kadar gelen turistler kapının ancak bir kısmını görebilmektedir. 2010 yılında birkaç ay süreyle restorasyona başlanmış ama sonra terk edilmiştir. Theodosius veya İstanbul surlarının restorasyonu devam ediyor..
Ama İstanbul'un en önemli kapısı nedense yıllardır ihmal ediliyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.