YAZARA MAİL GÖNDER Biriken CD'lerden notlar..

YAZARLAR

Haftalardır dinlediğim yeni plaklar birikti.. Bir kaç kelime edelim de, yaz günlerinde bir kaç okura faydamız olur, belki..
Favorim, İstanbul Belediyesi Kent Orkestrası'nın "Hikayesi olan Türküler" albümü.. İçindeki türkülerin hepsine zaten bayılırım.. Kabak kemaneden çelloya, geleneksellerle, batı müziğinin standard sazlarını bir araya getiren orkestra düzenlemeleri de güzel olunca (Kim yapmış, kitapçıkta yazmıyordu) tekrar tekrar dinledim.. Hele tatil gidiş gelişlerinde araba ve yol keyfi için bire bir olmuş, albüm..
Çanakkale Türküsü ile açılıyor. Hey Onbeşli, Onbeşli derken, beni hep ağlatan Sarı Gelin geliyor. İncecikten Bir Kar Yağar, Misket, Hekimoğlu, Kiziroğlu, Köroğlu, daha neler neler.. İster dinle, ister birlikte söyle..
Sevgili Dostum, konuşurken kekeme, ama türkü okurken benzersiz Hüseyin Turan'ın Anadolu'yu dolaşan albümü Süveyda da kaçmaz..
Doğudan, Mahzuni Şerif'in "Kanlım olursun"u ile başlayıp, batıdan, Trakya'dan Türküsü Harman Yeri ile bitiyor. Arada bana çocukluğumu hatırlatan "40 yıl oldu kaynatırım kaynamaz" var.. Soğuk kış gecelerinde, odun sobasının etrafında toplanınca, babam Anadolu Aşıklarının dizelerini okurdu bile. Bu Kaygusuz Abdal'a bayılırdım. Dinleye dinleye ezberlediklerimdendir..
"Bir kaz aldım ben kadından
Boynu da uzun borudan
Kırk abdal kanın kurudan
Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz.
Sekizimiz odun çeker
Dokuzumuz ateş yakar
Kaz kaldırmış başın bakar
Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz" diye başlardı şiir..
Babam okurken ben kazandaki kazı ve etrafındakileri hayal eder, gülerdim.
"Güzel pirim, sultan pirim, şah pirim"i de ne güzel okumuş..
Albüme adını veren Süveyda mı ne?.
Şöyle yazmış Hüseyin, kitapçığa..
"Kalbin içinde gönül, gönlün içinde adına 'Süveyda' denen siyah bir nokta vardır. Yoğun bir kan pıhtısından oluşan bu nokta, sevda noktasıdır derler.. Bu değerli "Öz"e ancak gerçek aşıklar ve masumlar dokunabilir.."
Bir şirin klasik var, meraklıları için..
The Essence of Piano Duo", Selinşekeranber ve Yudum Çetiner'in çift piyano seslendirmelerinden oluşuyor.
Fazıl Say'ın Karatoprak'ı ile başlıyor ki, nefis. Klasik müziğin en romantik parçalarından Ay Işığı/ Debussy, Adnan Saygun'un Yunus Emre'sinden bir bölüm, Veysel'den benim türküm, "Uzun ince bir yoldayım", Üsküdar ve finalde Zülfü/ Nazım, Karlı Kayın Ormanı.. Bu da nefis bir yol albümü olur.
Sevgili Dostum, ta Erkekçe Dergisi günlerinde bize büyük katkıları bulunan Bektaş Türk de "Turkish Lounge Express" adlı bir albüme koordinatörlük etmiş.
"Uzun İnce Bir Yoldayım" ile başlıyor o da.. "Gamzedeyim Deva Bulmam" gibi alaturkalar da.. Hepsi popüler şarkı ve türkülerin bir pop düzenlemesi ama arada, ud ve ney gibi sazlarımız da var..
Bektaş'a bir eleştirim var.. Lounge adı üstünde, uzanıp dinlenecek müzik.. Şezlong müziği yani. Elde de Şenyaylar Yaylı Gurubu olunca, tam birebir.. Ama nedense zaman zaman vurmalılar, çastra çastra öne çıkıp, diskoya çeviriyorlar.. Sanki stüdyoya bir daha girmeli..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.