YAZARA MAİL GÖNDER Ne güzel bir bayramdı..

YAZARLAR

Üç Uluç kardeş İzmir'de buluştuk.. Kemal Ankara'dan, ben İstanbul'dan, İzmir'e, ağbime gittik.. Ne de iyi ettik.. Hayatımın en unutulmaz bayramlarından biri "daha" oldu.. Bayramın birinci gününün akşamı, Urla'da ağbimin evinde buluşuldu. İki gelin, ağbimin eşi Özay ve Kemal'in eşi Nükhet, öğleden sonrayı mutfakta geçirip bir sofra hazırlamışlar, olmaz böyle şey..
İlerleyen saatlerde gene Ankara'dan geç uçakla gelen Kemal'in oğlu Önder ve yakında aileye bir kız daha armağan edecek eşi ki, ailenin ünlülerindendir, NTV Haber kadrosundan, ekrana içimizde en çok çıkan Miray Akdağ Uluç da katılınca ekip tamamlandı..
Tabii, yıllardır İzmir'de her buluşmamızda bizimle beraber olan, resmen olmasa da fiilen aileye katılan Muzaffer Tagıl kardeşimiz ve eşi Bircan da aramızda.. Ve de İstanbul'dan uçup gelen Güven Osma..
Sürprizi de o gece Muzo yaptı asıl..
Bayramın birinci günü, ağbimin de, doğum günü ayni zamanda.. Muzo bir pasta yaptırmış ki, çaktırmadan..
Geç saatlere kadar sürdü keyif, ama bayramlaşmadık.. O ayrı bir tören çünkü..
Yıllardır aile geleneği yaptılar Ağbimle, Nükhet, Bayramlaşma törenlerini..
İkinci gün sabahı, Muzo, yönettiği Kaya Termal'de kahvaltıya davet etti hepimizi..
Harika bir Bayram Brunch'ı.. Kahvaltı bitti, kahveler için terastaki koltuklara geçildi ve ağbim baş köşeye oturdu.. Yanında kocaman bir poşet..
Sırayla ağbimin elini öpüyor, poşetin içinden bir paketlenmiş, mendil alıp, yanına oturuyoruz.. Böylece, herkes ağbimden bayramlığını alıyor, herkes de herkesle bayramlaşıyor..
Sonra en neşeli an başlıyor..
Mendiller açılıyor.. "Ne var" diye..
Benim mendilden bir çikolatin çıktı önce.. Hemen folyosunu sıyırıp ağzıma attım.. Sonra bir "1 lira.." "Bu devirde 1 lira mı olur" diyecek oldum, ağbime.. "Babam bize 1 lira verirdi. Geleneği bozmam" dedi..
Sonra.. Sonra bir cam işi kaplumbağa..
Minik.. Şömine üstündeki rafa koymak için.. Herkeste 1 lira ile çikolatin ayni, hatıra cam hayvanlar değişik..
Bir neşe ile bayram sabahını bitirdik..
İkinci akşam bayram yemeği dışarda..
Tavacı Recep Usta'da buluştu ayni ekip bu defa..
Tavacı Recep Usta'yı 2000 yılı Türkiye Kupası final maçı için gittiğim Diyarbakır'da tanımıştım.
Salaş bir bahçede, sacta pişmiş bir et satıyordu işte.. Ama öyle bir sos içinde pişmiş ki.. Bizim evin maç çetesinin nerdeyse tamamı orda.. Hepimiz bayıldık..
Dönüp yazdım da.. O Tavacı Recep, o genç delikanlı işte, bugün İstanbul, Ankara, İzmir başta 9 şube açmış, lezzet dağıtıyor. Bizi, Kordon'daki harika mekanda, oğlu Veysi ağırladı.. Bir lezzet cümbüşü daha.. Patladık resmen..
Bütün Kordon'u yürüdük sonuna kadar ki, o mideler biraz normale dönüşsün..
Pazartesi sabahı, evli evine, köylü köyüne.. Ama herkesin cebinde, aile anıları, dost anıları var.. Sevgi anıları var.
Bundan büyük zenginlik olur mu?.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.