YAZARA MAİL GÖNDER Bir kişi bakmaz mı?. Bakar da görmez mi?.

YAZARLAR

İstanbul'un kağıt üzerindeki sahiplerinin, yani aldıkları maaş, tazminat, ödenek, harcırah, makam, konut, araçlar, eskortlar, korumalarla eski zaman beylerbeyleri gibi yaşamlarını benim ödediğim vergilerle sürdürenlerden biri, bir teki, görev adına değil, keyfine gezerken hiç değilse, sağına soluna bakmaz mı?.
Baksa, davul zurna ile kendini ilan eden sorunlardan hiç değilse birini görür, o anda çözer, üstelik.. Öylesi açık ve net ve çözümü öylesi kolay sorunlar tonla İstanbul'da..
Ama o sorunlar, yıllardır, ayni yerde, hatta artarak sürüyor.
Bunların hepsinin bakar kör olmasına imkân yok.. O zaman?.
Demek, bakmıyorlar bile..
Çünkü biz İstanbulluların çektikleri eziyet hiç birinin umurunda değil..
Olan var mı?.
"Benim umurumda" diye bir ses!..
Hani nerde?..

***

AKM Taksim Karakolu'na çevrildiği günden beri, opera, bale izlemek için karşıya gidiyorum. Allah sırf Mustafa Sarıgül'ün adamı olmadığı için, CHP kalesi haline getirdiği Kadıköy'den kovulan Selami Öztürk'ten razı olsun.
Dünyanın en şirin opera salonlarından biri olarak geçen yüzyılın başında inşa edilen, sonunda ahıra dönen Süreyya Salonu'nu baştan sona elden geçirip, eskisinden güzel hale getirdi de, Avrupa Kültür Başkenti İstanbul, opera, bale oynayacak yer buldu.
Saat 18.30 falanlarda köprüden geçiyorum. Geçiş rahat.. Yan şeritlerim boş.. Önümde, arkamda, tampon tampona araba yok. Öyle rahat.. Sonra dün anlattığım Karayolları'nın yarattığı huni mucizesi ve yapay kilit. Sonrası bas gaza..
Ama ben böyle rahat giderken, karşıya bakıyorum. Anadolu'dan gelen E-5 durmuş.. Resmen durmuş..
Trafik kilit.. Kuyruk kilometreler.. Bakıyorum..
Göztepe girişine kadar kuyruk var.. O insanlar Avrupa'ya kaç saatte geçerler acaba, diye düşünmeden edemiyorum.
Niye Anadolu yakasında bu durum var?.
Çünkü Köprü'de, onların bir şeridi çalınmış, biz Avrupa'dan gelenlere, hani zaten rahat rahat gelenlere verilmiş. Onlar köprü üzerinde iki şeride inince, al sana bir "Huni" de karşıya..
"H-U-N-İ" kaldırım mühendisleri Hu- ni!.. Bir otoyolu katletmek, yavaşlatmak, durdurmak istiyorsunuz, hemen bir huni icat edin.. Tamamdır.. Trafik kilitlenir, anında..
Şimdi, bu dördüncü şerit Avrupa'dan gelenlere tahsis edildiği yıllarda yaşam bugünkünden çok farklıydı.
Madde madde yazayım ki, kafalarına dank etsin.
1- İş merkezleri, genellikle hemen hepsi araba sahibi üst düzey yöneticilerin çalıştığı holding merkezleri İstanbul tarafındaydı. Önce Koç Holding Nakkaştepe'ye, karşıya taşındı. Sonra başkaları.. Yeni kurulanlar Anadolu yakasını merkez yaptılar. Avrupa'ya akşam trafiği arttı.
2- Karşıda çok büyük paralı üniversiteler açıldı.. Hemen hepsi arabalı binlerce zengin çocuğu, akşam saatlerinde okullarından evlerine dönüşe geçtiler.
Akşam trafiğine eklendiler.
3- Yaşam seviyesi yükseldi. İnsanlar iyi kötü bir araba temin eder hale geldiler.
İstanbul'daki yıllara göre araba sayısı istatistikleri muazzam artışı gösterir.
Ve de bu araba sahipleri, akşamları PTT, yani pijama, terlik, televizyondan vazgeçip dışarı çıkacak refah seviyesine yükseldiler. İstanbul'da "dışarı" genelde Avrupa Yakasıdır.. En popüler restoranlar, eğlence yerleri, kültür merkezleri ordadır.. Yeni müreffehler de da akşam trafiğine girdiler.
İkincisi, kaldırım mühendisi dostlarım..
Anadolu'dan bu yana geçenler o yıllarda, köprü geçişleri tek yönlü ücrete çevrildiği için, gişeye girmiyorlardı.
Avrupa'dan gelenler ise, gişelerde çok vakit kaybediyor, yolu tıkıyorlardı. Onlardan alınan dördüncü şerit, bir ölçüde denge sağlıyordu.
Oysa bugün "Hızlı Geçiş" sistemi ile ayağımızı gazdan çekmeden gişelere giriyor ve çıkıyoruz. Nerdeyse gişe yok gibi..
O zaman ey Kaldırım Mühendisleri..
Neden hâlâ akşam saatlerinde, Asya yakasından bir şerit çalıp, Avrupa'ya ekliyorsunuz?.
Bir mantıklı sebebiniz var mı?.
Avrupa'dan gelenlerin canı can da, Asya'dakilerin patlıcan mı?.
Hadi izah edin bakalım..
Gidişte 4 şeridi önce 12'ye çıkarıp sonra 3'e indirerek yarattığınız Huni'yi ve devran 180 derece değişmişken, 1980'li yılların yaşam ve yol koşullarına göre alınmış bir kararı, bugün hâlâ, kör değneğini beller gibi uygulamada tutup, bir de karşıda Huni yaratmanızın sebebini bir izah edin de görelim?.
İçinizde ne dediğimi anlayan varsa, şaşarım!.
Daha ne diyim?..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.