YAZARA MAİL GÖNDER Teşekkürler Madam!.. Gene teşekkürler!..

YAZARLAR

Kaç yıl oldu, "Madamı dün gece yanımda hissettim" diye yazalı..
Madam, İrlandalı o mucize kadın..
Londra'ya gitmiş.. İngiliz Royal Balesi'ni kurmuş. Dünyanın en büyük balelerinden biri yapmış.. Sonra "Burda işim bitti" demiş.. Genç Türkiye Cumhuriyeti'nin daha ilk adımlarını bile atmayan balesini kurmaya Ankara'ya gelmiş..
Cumhuriyet tarihinin ilk balesi, Coppelia sahnelenmiş.. Madam'ın ilk öğrencilerinden Meriç Sümen merdivenlerden hızla tırmanmış.. Dünyanın en ünlü bale kumpanyası Bolşoy'da, baş rol oynamış..
O ilk günlerden itibaren izledim Türk Balesinin kuruluş ve gelişmesini.. İçlerinden izledim, salondan değil.. Hemen hepsi arkadaşlarımdı, başta Sait Sökmen hoca.. Binaylar, Gülcanlar.. Ötekiler..
İstanbul'da, Süreyya'da Don Kişot'u izlerken işte, 2010 mu, 11 mi?. Gözlerim yaşarmıştı.. Muhteşemdi Don Kişot, dekorundan, kostümüne, koreografisinden, sahneye konuşuna ve başta tabii, yıldızları İlke Kodal ve Arkın Zirek, tüm dansçılarına dek..
Dünya çapında, dört dörtlük bir eser yaratmıştı, Türk Balesi..
Suat Arıkan, İstanbul Opera ve Balesi sanat yönetmeniydi..
"Süreyya'yı geri kalan tüm opera ve balelere kapa.. Her gece Don Kişot oyna" dedim.. "New York Tiyatroları gibi.."
İmkanlar, mevzuat izin verse, Suat dediğimi yapsa, inanın o Don Kişot hala, kapalı gişe oynuyor olacaktı İstanbul'da.. Dünyanın dört bir yanından turlar gelecekti, Avrupa Kültür Başkentine, Don Kişot izlemek için.. Biz nasıl Operadaki Hayalet için Londra'ya taşındıysak..
Meriç Sümen telefon etti, geçen hafta..
"Sylvia İstanbul'da başladı" diye..
Sylvia mı?. Benim 1967'de, yani 48 yıl evvel, yani gencecik bir yazar adayı iken izlediğim Sylvia nihayet İstanbul'da ha!..
Geçen yıl, İzmir'de oynanmış, ağbim telefon etmişti.. "Gel mutlak gör" diye.. Bir türlü uyduramamıştım..
"Gelmem mi, kraliçem" dedim.. Meriç, o 60'lı yıllardan beri, kraliçemdir benim.. "Ama hangisine geleyim.. İlke Kodal'a mı, Deniz'e mi?. Zirek'ti soy adı.. Arkın'dan ayrılmış, "Kılınç"a dönmüş.."
"Onların ikisi de ezberledin artık" dedi, Meriç.. "Genç bir kız var.. Melike Manav.. Gel, bir de 'Yeni' gör!.."
Melike'nin oynadığı gece 19 Mart.. Tüm randevular iptal.. Koştum Süreyya'ya..
Orkestra çukuru açık.. Canlı müzikle izleyeceğiz, ne güzel.. Ankara'dan Bujorel Hoinic gelmiş orkestrayı yönetmeye.. Ne güzel..
Ve perde açıldı..
Daha o an çarpıldım.. Bir Yunan Mitolojisi, bir masalı anlatan Sylvia'da bir masal dekor.. Gülden Sayıl harikalar yaratmış.. Sonra kostümler.. Sevtaç Demirer'i nasıl kucaklamak lazım bilmiyorum..
Opera ve bale, niye dünyanın hiç bir yerinde devletsiz olmaz?. İşte bu yüzden.. Bu dekoru, bu kostümleri ancak devlet karşılayabilir de ondan.. Özelin aklı yeter, ama gücü yetmez.. Devlet olmasa, Gülden ve Sevtaç bu harikaları nasıl yaratabilirlerdi?.
..Ve asıl harika..
Bütün dansçılar harika.. Kendimi Moskova'da tarihi Bolşoy Tiyatrosunda sandım, dakikalar ilerledikçe.. Böylesine kusursuz bir mükemmellik..
Başta yönetmen Nüket Sevgen, emeği geçen herkesi alnından öpmek gerek..
En güzeli de ne bilir misiniz?.
Kadronun hemen tümü, yeniler, gençler..
"Madam yanımdaydı" dediğim Don Kişot'un o hala unutmadığım Pas de deux'sünden Arkın Zirek, şimdi baş koreograf olmuş artık. İlke de bitirmek üzere.. Solist hazırlayıcısı işine başlamış bile, Sylvia ile..
Bu ne demek?.
Bu "Arkası geliyor" demek.. Bu "Konservatuarlarımız harika gençler yetiştiriyorlar" demek..
Bu kadar bol yetiştirince de, içlerinden La Scala dansçıları da çıkıyor doğal olarak..
Melike Manav nasıl bir harikaydı.. Hele, Orion'un mağarasındaki ikinci perdede, o düm tek tempoları ile oriental motifler taşıyan danslarında..
Balenin kötü adamı Orion'da Nuri Arkan olağanüstüydü.. Fizik, kimya herşey var.. Baleyi bıraksın, birinci sınıf tiyatrocu olur..
..Ve Sylvia'ya aşık fakir çobanda Melih Mertel.. Hele son perdede, Melike ile ikilileri..
Perde kapanmak bilmedi.. Biz alkışlamaktan, onlar selam vermekten yorulmasalar, hala oradaydık belki..
Şerefine Madam!.. Şerefine..
Öyle bir tohum atmışsın ki tarlaya, her mevsim ürün veriyor.. Her yeni ürün, eskisini aratmıyor.. Bayrağı bir adım daha öteye taşıyor..
Kurduğun Türk Balesi, tıpkı Royal Bale gibi, Dünya Balesi oldu Madam!..
Şerefine!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.