YAZARA MAİL GÖNDER Ve ikincisi.. Schubertiade!..

YAZARLAR

Pazartesi gecesi ikinci konser, ikinci açılış vardı, Süreyya'da..
Bu, artık Avrupa'nın en önde gelen Kültür Merkezleri arasına katılan İstanbul'da yepyeni bir başlangıç..
Kadıköy Belediyesi Süreyya'yı yeniden yapıp, İstanbul Devlet Opera ve Balesi'ne (İDOB) tahsis etmişti.
İDOB pazartesileri tatil yapıyordu. Bu geceyi Kadıköy Belediyesi kendi kullanmaya karar vermiş..
Profesör Mesut İktu, Murat Katoğlu başta, bir minik kurul oluşturmuşlar, organizasyon için..
Pazartesi işte bu yeni gecelerin açılışıydı.
Mesut İktu hocamla birlikte izledik konseri..
Açılış gecesini Schubert'e tahsis etmişler.. Adını da Schubertiade koyarak..
Önce Cana Gürmen (Piyano) ve Cihat Aşkın (Keman) 31 yaşında tifodan ölen sanatçının sonatinini seslendirdiler.. Nasıl güzel, nasıl çekiciydi..
Ardından gene Cana Gürmen eşliğinde bu defa Konstantin Manaev Çello ve Piyano için sonatı sundular..
Manaev'i ilk defa görüyor ve dinliyorum.
Yakında dünya starlarından biri olur.. Bir defa sahneye yakışıyor. Her bakımdan.. Mesut Hocam "Adam tam bir Romeo" dedi. Öyle gerçekten ve çaldığı müziği yaşıyor, yaşatıyor..
Salonu avcunun içine alıyor.. "Star/ Yıldız" bu demek değil mi?. Çok önemli bir şey daha yapıyor.. "Klasik müziğin asık suratla çalınıp dinlenmesi gerekmediğini" de kanıtlıyor..
Gözlerini notadan ayırmadan, salona, arkadaşlarına bakmadan çalan, yüz ifadesini ne çalarsa çalsın hiç değiştirmeyen Cihat Aşkın dostumun mesela Manaev'i dikkatle izlemesini tavsiye ederim.
İkinci bölümde Cana, Manaev ve Aşkın'la beraber, Çetin Aydar (Viyola) ve Burak Marlalı (Kontrbas) da geldi sahneye..
Schubert'in Alabalık Piyanolu Beşlisi'ni seslendirdiler bu defa..
Yani bu kadar olur.. Nasıl lezzetli bir müzik..
Burak, bizim Ankara yıllarımızın Devlet Tiyatrosu yıldızlarından Haldun Marlalı'nın torunuymuş. O da Manaev gibi yaşayarak çalınca, sahne de renklendi iyice.. Plak dinler gibi değil, bir oyun izler gibi olduk, Alabalık Beşlisinde..
Konser biterken "Ben meğer müthiş bir Schurbetçiymişim" dedim Mesut Hocama.. Seçtikleri bu repertuar için teşekkür ettim..
Bu muhteşem eserleri yazan adamın daha 31 yaşında ölmesi ne acı değil mi?.
Mesela Verdi gibi, 88 yıl yaşasa neler yazardı?.
Yani biz neler kaybetmişiz, farkında olmadan!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.