Bağdatlı Mehmed Fehmî'nin hayatı

Musul'da doğdu. Târîh-i Edebiyyât-ı Arabiyye adlı eserinde "müderriszâde" sıfatını kullandığına göre babası veya dedesi de müderristi. Bağdat'ta vilâyet matbaası idaresiyle resmî Zevrâ gazetesi yazı işlerinde çalıştı. Bağdat'tan İstanbul'a giderek orada Dârülfünun Edebiyat Fakültesi'nde Arap edebiyatı tarihi müderrisliği yaptı. Siyasî faaliyetlerde de bulunan Mehmed Fehmî 1912'de İstanbul'da Hizbü'l-ahd'i kuranlar arasında yer aldı. Irak'ın Osmanlı Devleti'nden ayrılmasından sonra bu ülkeye gitti. 1921'de Bağdat'ta II. Faysal'ın sarayında teşrifat müdürlüğü görevinde bulundu. 1924-1930 yılları arasında Bağdat'taki Âlü'l-Beyt Üniversitesi'nde rektörlük yaptı. Kısa bir süre de Maarif vekili oldu. Ancak Irak'ın İngilizler'le yaptığı anlaşmaya karşı çıkarak bakanlıktan istifa etti. Bu konuda yazdığı makalelerde yönetime karşı sert tenkitlerde bulundu. Bu yazılarından dolayı Irak hükümeti onu Kuzey Irak'a sürgüne gönderdi. Sürgünden döndükten sonra ölümüne kadar inzivaya çekildi ve Bağdat'ta vefat etti.

Eserleri. Ana dili olan Arapça yanında Fransızca ve bilhassa Türkçe'yi de çok iyi bilen Bağdatlı Mehmed Fehmî'nin en meşhur eseri Târîh-i Edebiyyât-ı Arabiyye'dir (İstanbul 1335/1917). Edebiyat Fakültesi'nde takrir ettiği derslerden oluşan bu hacimli çalışmasında müellif "Maksad" başlığı altındaki giriş kısmında, basım hazırlıkları yapılan eserin dört ciltten ibaret olacağını ve Câhiliye döneminden itibaren sırasıyla muhadramûn*, müvelledûn* ve muhdesûn*u, ayrıca çağdaş Arap edebiyatı tarihini ihtiva edeceğini ifade etmektedir. Ancak bunlardan sadece I. cilt neşredilmiş, I. cilde ait zeyille diğer üç cildi neşredilmemiştir.

950 sayfadan ibaret olan ve sadece Câhiliye dönemi Arap edebiyatının bir kısmına tahsis edilmiş bulunan bu ilk cilt, müellifin de belirttiği gibi, önce çerçevesi geniş tutularak konuyla ilgisi olmayan ayrıntılı bilgilere yer verildiğinden eksik kalmış ve bu sebeple bir zeyille ikmal edilmek istenmiştir. Bununla birlikte Câhiliye devri Arap edebiyatı ve tarihinin anlaşılması için gerekli birçok mâlûmatı ihtiva etmektedir. Örnek olarak kaydedilen şiir ve nesir parçalarının önce bilinmeyen kelimelerini, sonra da tercümelerini vermesi yönünden de Türk okuyucuları için son derecede faydalıdır. Ancak tarihî konulara dair verdiği bilgiler tenkitçi bir gözle okunmalıdır.

Eser şu ana başlıkları ihtiva etmektedir: Zuhûr-i İslâm'dan Önce Araplar, Şuarâ-yı Dîn, Ebâtîl, Târîh-i Lisân, Edeb, Târîh-i Edebiyyât, Câhiliye, Câhiliye'nin Mekârim-i Ahlâkı, Edebiyyât-ı Câhiliyye'nin Envâ' ve Aksâmı, Mukayese, İmruülkays, Tarafe, Züheyr, Lebîd, Amr b. Külsûm, Antere, Hâris b. Hillize, Nâbiga, A'şâ, Abîd b. Abras ve bunların muallakaları. Bunlardan Târîh-i Lisân, Edeb, Târîh-i Edebiyyât ve Mukayese başlıkları altında anlattıkları özellikle önem taşımaktadır. Eser dil, dil tarihi, edebiyat ve edebiyat tarihiyle ilgili konularda Corcî Zeydân'ın Târîḫu âdâbi'l-luġati'l-ʿArabiyye'si ile Mustafa Sâdık er-Râfiî'nin Târîḫu âdâbi'l-ʿArab'ının bir sentezini yapmıştır. Kitabın tamamının basılamaması Arap edebiyatı tarihi için bir kayıptır.

Târîh-i Edebiyyât-ı Arabiyye'nin kaynakları el-Egānî (Ebü'l-Ferec el-İsfahânî), Cemheretü eşʿâri'l-ʿArab (Ebû Zeyd el-Kureşî), Şerhu'l-Muʿallakāt (Zevzenî), Kāmus Tercümesi (Mütercim Âsım), çeşitli divanlar, Lisânü'l-ʿArab (İbn Manzûr), el-Müzhir (Süyûtî), el-Kâmil (Müberred) gibi klasik kaynak eserlerle İlyâzetü Homirus (Süleyman el-Bustânî), Bulûgu'l-ereb fî maʿrifeti ahvâli'l-ʿArab (Mahmûd Şükrî el-Âlûsî), Târîḫu âdâbi'l-ʿArab (Mustafa Sâdık er-Râfiî), Târîḫu âdâbi'l-luġati'l-ʿArabiyye (Corcî Zeydân), Şuʿarâʾü'n-Nasrâniyye (L. Şeyho), Târîḫuʿilmi'l-edeb ʿinde'l-İfrenci ve'l-ʿArab (Muhammed Rûhî Bek el-Makdisî) gibi zamanına göre modern araştırmalarla belli başlı Fransızca ansiklopedilerdir.

Mehmed Fehmî'nin bundan başka Beyânün mûcez ʿan Câmiʿati Âli'l-beyt ve'ş-şuʿbeti'd-dîniyye fî devreyni min hayâtihimâ: devrü't-teʾsîs ve devrü'l-cihâdi'l-ʿilmî (Bağdad 1930) ve Makālât siyâsiyye, târîhiyye, ictimâʿiyye (I-II, Bağdad 1930-1932) adlarında iki eseriyle kaynaklarda adı geçen Hikmetü't-teşrîʿi'l-İslâmî adında bir eseri daha olduğu belirtilmektedir.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN