Divan kâtibi ve şairlerinden Hâlid B.Yezîd El-Kâtib

Temîm kabilesine mensuptur. Halife Mu'tasım-Billâh zamanında (833-842) vezir Fazl b. Mervân tarafından Dîvânü'l-ceyş kâtipliğine tayin edildi ve daha sonra vezir İbnü'z-Zeyyât'ın emriyle Dîvânü'l-atâ'da görevlendirildi.

Hâlid'in küçük yaşta şiir yazmaya başladığı, bu yıllarda bir gün meşhur şair Ebû Temmâm'ın kendini tanıtmadan, "Ey Huveylid (küçük Hâlid), 'Ve leylü'l-muhibbi bilâ âhir' mısraı sana mı ait?" deyip şiirin devamını istediği, Hâlid'in okuduğu iki beyit üzerine katırından inip, "Buna binmeye sen daha lâyıksın" diyerek Hâlid'i bindirdiği rivayet edilir.

Hâlid, çok aç olduğu bir gün akşamla yatsı arası kapısının çalındığını, karşısına çıkan heybetli bir adamın ona bazı beyitlerini sorarak devamını okumasını istediğini, istenen beyitleri okuyunca adamın kendisine içi dolu bir kese takdim ettiğini, ancak tanımadığı bir kimsenin hediyesini kabul edemeyeceğini söyleyerek keseyi geri çevirdiğini, bunun üzerine karşısındaki şahsın kendisinin Halife Mehdî-Billâh'ın oğlu İbrâhim olduğunu söylediğini anlatır. İbrâhim kendisinden şiir söylemesini isteyince Hâlid şiirlerinin, Hz. Peygamber'in, "Muhakkak şiirde hikmet vardır" dediği türden olmayıp birtakım hezeyanlardan ibaret olduğunu, bunları onun huzurunda okuyamayacağını söylemiş, İbrâhim ona iltifat ederek, "Evlâdım şiirin hepsi ciddidir, ciddisi de hezeyanı da" dedikten sonra, "Diğer şairler yanağı güle benzettiler, sen ise gülü yanağa benzettin" anlamındaki beyti okuyarak Hâlid b. Yezîd'in şairliğini takdir ettiğini belirtmiştir.

Hâlid b. Yezîd Halife Me'mûn'un da (813-833) iltifatlarına mazhar olmuştur. Ahmed b. Sadaka el-Mugannî onun şiirlerini Me'mûn'un huzurunda okumuş, halife Hâlid'i ve şiiri okuyan Ahmed'i mükâfatlandırmıştır. Hâlid'in bir şiirinde geçen "sürre men reâ" ifadesini çok beğenen vezir Fazl b. Mervân bunu Mu'tasım-Billâh'a söyleyince halife Hâlid'e 5000 dirhem bahşiş vermiştir. Sâmerrâ şehrinin isminin, muhtemelen şehrin kurulduğu günlerde söylenen bu ifadeden geldiği rivayet edilmektedir (Ebü'l-Ferec el-İsfahânî, XX, 275).

Hâlid bir câriyeye âşık olup aklî dengesi bozulunca Dîvânü'l-atâ'daki görevine son verildi. Bu şekilde senelerce yaşayan Hâlid 269 (883) yılında Bağdat'ta vefat etti. İbnü'l-Cevzî ve İbn Tağrîberdî onun 262'de (875-76), Kütübî ise 270'te (883-84) öldüğünü söylemektedir.

Bir defada iki beyitten daha fazla şiir söylemeyen Hâlid, Halife Mu'tasım-Billâh'ın zaferleri şerefine uzun şiirler yazmak isteyip de başarılı olamayınca şair Di'bil tarafından hicvedilmiştir. Asıl başarıyı gazel tarzındaki şiirde gösteren Hâlid çok duygulu şiirler yazmıştır. Divanının bir nüshası Dımaşk'ta Zâhiriyye Kütüphanesi'nde bulunmaktadır

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN