Fahrüddevle kimdir?

Yaklaşık 341'de (952) İsfahan'da doğdu. Babası Rüknüddevle hasta yatağında yatarken ağabeyi Adudüddevle ve kardeşi Müeyyidüddevle ile ülke topraklarını aralarında paylaştılar ve Adudüddevle'nin hâkimiyetini tanımayı kabul ettiler. Bu taksimde Fahrüddevle'ye Dînever ve Hemedan verilmişti. Ancak Rüknüddevle'nin 366'da (976) ölümünden sonra kardeşler ve hânedanın diğer mensupları arasında mücadele başladı. Fahrüddevle kendi payına düşen topraklardan memnun değildi ve Müeyyidüddevle'ye verilen İsfahan ve civarındaki yerleri de ele geçirmek istiyordu. Bu maksatla amcasının oğlu Bahtiyâr'ın teşvikiyle Berzikān aşireti reisi Hasanveyh b. Hüseyin el-Berzikānî ve Ziyârîler'den Kābûs b. Veşmgîr ile Adudüddevle aleyhine iş birliği yaptı. Adudüddevle 369'da (979) Fahrüddevle'nin üzerine yürüyerek Hemedan'ı ele geçirmeye karar verdi. Kendisini Büveyhîler'in doğudaki topraklarının vârisi kabul eden ve Rey'deki hâkimiyetini devam ettirmek isteyen Fahrüddevle bu saldırı karşısında önce Deylem'e, sonra da Cürcân'a giderek Ziyârî Emîri Kābûs b. Veşmgîr'e sığındı. Adudüddevle'ye bağlı kuvvetler Hemedan'a girince kumandan Ebû Nasr Hâşâze'nin diplomatik faaliyetleri sonunda Fahrüddevle'nin veziri Muhammed b. Hameveyh ile diğer adamları da onların saflarına geçtiler. Adudüddevle Kābûs'a haber gönderip kardeşi Fahrüddevle'yi teslim ettiği takdirde kendisini ödüllendireceğini bildirdi. Kābûs bu teklifi reddedince Adudüddevle Müeyyidüddevle kumandasındaki büyük bir orduyu Cürcân'a sevketti. Savaşı kaybeden Kābûs Nîşâbur'a çekildi; daha sonra Fahrüddevle de ona katıldı. Sâmânî Hükümdarı Nûh b. Mansûr, Horasan Emîri Hüsâmüddevle Ebü'l-Abbas Taş'tan Fahrüddevle ile Kābûs'u desteklemesini ve Cürcân'da bulunan Müeyyidüddevle üzerine yürümelerini istedi. Burada cereyan eden savaşta Horasan ordusundaki kumandanlardan Fâik el-Hâssa ile anlaşan Müeyyidüddevle galip geldi ve önemli ganimetler ele geçirdi (371/981-82). Adudüddevle 372'de (983) ölünce Fahrüddevle kardeşi Müeyyidüddevle ile barışmak için teşebbüse geçtiyse de sonuç alamadı.

Müeyyidüddevle'nin Şâban 373'te (Ocak-Şubat 984) ölümü üzerine Vezir Sâhib b. Abbâd devlet adamlarını toplayarak hânedanın en yaşlısı olan Fahrüddevle'nin tahta çıkarılmasını istedi. Onlar da bu teklifi kabul ederek Nîşâbur'da bulunan Fahrüddevle'yi Cürcân'a davet ettiler. Fahrüddevle Ramazan 373'te (Şubat 984) Cürcân'a geldi, burada büyük bir coşkuyla karşılanıp Büveyhîler'in Cibâl kolunun hükümdarı ilân edildi. Daha sonra Rey'e döndü ve Adudüddevle gibi "şâhinşah" unvanıyla adına para bastırdı (Busse, s. 64).

Fahrüddevle'nin tahta çıkmasında büyük emeği olan Vezir İbn Abbâd daha sonra idarecilikten ayrılmak istediyse de Fahrüddevle bunu kabul etmeyip kendisini sınırsız yetkilerle tekrar vezir tayin etti. Halife Tâi'-Lillâh Fahrüddevle'nin hükümdarlığını tasdik edip ona ayrıca Felekü'l-ümme lakabını verdi ve sancakla birlikte değerli hediyeler, sultânî hil'atler gönderdi.

Vezir İbn Abbâd'ın teşvikiyle Bağdat'ı ele geçirmeye karar veren Fahrüddevle 379'da (989) Rey'den yola çıktı. Berzikān aşireti reisi Bedr b. Hasanveyh ile İbn Abbâd'ın kumandasındaki ordu Irak'a doğru ilerlerken Fahrüddevle'nin idaresindeki ikinci bir ordu da Hûzistan üzerine yürüyordu. Ancak İbn Abbâd'ın rakipleri Fahrüddevle'yi bu seferden vazgeçirdiler. Fahrüddevle aynı yıl Bahâüddevle'ye karşı bir sefer düzenlediyse de sonuç alamadı. Daha sonraki yıllarda Samsâmüddevle'ye karşı Bahâüddevle ile iş birliği yaptı.

Fahrüddevle Şâban 387'de (Eylül 997) Rey'de Taberek Kalesi'nde vefat etti, yerine dört yaşındaki oğlu Ebû Tâlib Mecdüddevle Rüstem geçti. Rey'de bir cami ile bir kale yaptıran Fahrüddevle çok büyük bir servete sahipti. Adı bilinmeyen bir müellif Târîḫ-i Cîl ve Deylem adlı eserini onun adına yazmıştır (Barthold, s. 9). Fahrüddevle rasat çalışmalarıyla da yakından ilgilenmiştir. Ebû Mahmûd Hâmid b. Hıdır el-Hucendî onun emriyle, güneşin Rey şehrinin boylamına girişini gözetlemekte kullanılan büyük bir sekstant yapmıştı. Meşhur âlim Bîrûnî bizzat Hucendî'den aldığı bilgilere dayanarak bu rasatları Ḥikâyetü'l-âleti'l-müsemmât bi's-südsi'l-Faḫrî adlı risâlesinde ayrıntılarıyla kaydetmiştir.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN