Habeş el-Hâsib kimdir ?

Türkistan'ın Merv şehrinde doğdu. Hayatı hakkında yeterli bilgi yoktur. Ömrünün büyük kısmını Bağdat'ta geçirmiş, Abbâsî halifeleri Me'mûn ve Mu'tasım-Billâh dönemlerini görmüştür. Burada uzun süre kalmasından dolayı Bağdâdî nisbesiyle de anılır. Habeş onun adı mı lakabı mı olduğu kesin olarak bilinmemekte, belki fazla esmerliğinden dolayı bu şekilde tanındığı tahmin edilmektedir. Hâsib lakabı ise onun matematikçiliğiyle ilgilidir. 829-864 yılları arasında Bağdat'ta astronomi gözlemleri yaptığı bilinmektedir. Yüz yılı aşkın bir süre yaşamış (İbnü'n-Nedîm, s. 384) ve muhtemelen 864-874 yılları arasında vefat etmiştir (Suter, s. 13; Sarton, I, 565). İbnü'l-Kıftî'den öğrenildiğine göre oğlu Ebû Cafer de astronomi bilgisi ve aletlerinin yapımcılığıyla ünlü bir kişidir.

Kaynaklarda, İslâm astronomi âlimi ve matematikçilerinin ilk neslinden olan Habeş'in ilmî hayatının başlangıç döneminde Hint matematik ve astronomi modelini takip ettiği ve hazırlamış olduğu ilk zîcde Sindhind (Siddhanta) geleneğini esas aldığı belirtilmektedir (İbnü'l-Kıftî, s. 117). Halife Me'mûn'un himayesindeki astronomi gözlemcileri grubunda fiilen bulunup bulunmadığı kesin olarak bilinememekle beraber onların çalışmalarını yakından takip ettiği, vardıkları sonuçları kendi gözlem sonuçlarıyla birleştirip test ettiği ez-Zîcü'l-mümteḥan'ından anlaşılmaktadır. Habeş bu eserinde ve daha sonraki çalışmalarında Hint astronomisi yanında Grek astronomisini de iyi bildiğini kanıtlamış ve yer yer dışına çıkmakla birlikte zîclerini Batlamyus modeline göre düzenlemiştir (Tekeli, V, 614). Araştırmalarının sonraki meslektaşları arasında güçlü yankılar uyandırdığı anlaşılmaktadır. Habeş'in Bağdat'ta otuz beş yıl süre ile gözlemler yaptığı yolundaki bilgiyi bugüne ulaştıran Ebü'l-Hasan İbn Yûnus, Zîcü'l-Ḥâkimi'l-kebîr adlı eserinde onun Venüs ve Merkür'ün enlemlerine ilişkin tesbitlerini eleştirmişse de daha sonraki birçok müellifin kendisini övgüyle andığı görülür (EI2 [İng.], III, 8-9). Meselâ Ebû Nasr İbn Irâk, bu zîc hakkında Risâle fî Berâhîni aʿmâli cedveli't-taḳvîm fî Zîci Ḥabeş el-Ḥâsib adıyla bir risâle kaleme almış (Sezgin, VI, 243), ayrıca Devâʾirü's-sümût fi'l-usṭurlâb adlı eserinde Habeş el-Hâsib'in usturlap üzerinde azimut halkalarının gösterilişi konusundaki iki yöntemini incelemiştir (Berggren, VIII, 23-30). İbn Irâk'ın ünlü öğrencisi Bîrûnî de Habeş'ten "hakîm" diye söz ederek ez-Zîcü'l-mümṭehan'ına atıflar yapmakta ve "rü'yet-i hilâl" meselesinin çözümüyle ilgili olarak bu zîci Bettânî'nin ünlü zîciyle birlikte anmaktadır (el-Âṣârü'l-bâḳıye, s. 196-198). Bîrûnî'nin ez-Zîcü'l-mümṭehan'a gösterdiği ilgi bundan ibaret kalmamış, ayrıca hakkında Tekmîlü Zîci Ḥabeş bi'l-ʿilel ve tehẕîbi aʿmâlihî mine'z-zelel adıyla müstakil bir eser yazmıştır. Doğrudan doğruya Habeş el-Hâsib'in çalışmalarından faydalanılarak hazırlanmış olan bir zîc de (Bibliothèque Nationale, Arab, nr. 2486) Cemâleddin Ebül-Kāsım b. Mahfûz el-Müneccim el-Bağdâdî'ye ait olup 684 (1285) tarihini taşımaktadır (Dalen, s. 153).

Habeş'in en göz alıcı başarısı, trigonometrik fonksiyonları küresel astronominin problemlerine uygulamasında görülür. Bu çalışmalarında, İslâm trigonometri tarihinde ilk defa sinüs (ceyb mebsût) cetvellerini hazırlayan Hârizmî'yi takip ederek 0 = 0; 0°, 0; 15°, 0; 30°, 0; 45°, 1; 0°... 90; 0° değerleri için sinüs cetvelleri oluşturmuş, bu arada sinüs ile "versine"i birbirinden ayırmak için de ilk defa "ceyb ma'kûs" terimini kullanmıştır. Ayrıca onun daha önce versine için "ceyb menkūs" terimini kullanan Hârizmî'den daha ileri giderek bunların arasındaki ayırımı da açık biçimde ortaya koyduğu görülür. Buna göre eğer A < 90° ise versine = 60p - cosA = 1 - cosA, A > 90° ise versine = 60p + cosA ve aynı şekilde eğer A < 90° ise versine < sinüs, A > 90° ise versine > sinüs ve eğer A = 90° ise versine = sinüs'tür (Tekeli, V, 612). Sarton, günümüzde tanjant karşılığı kullanılan "zıl" (umbra versa) teriminin de Habeş'e ait olduğunu ve tanjant tablolarını ilk defa onun hazırladığını söylemektedir (Introduction, I, 565).

Habeş el-Hâsib, güneşin ufuktan yükselişini gözlemleyerek vakit tayini için yeni bir yol bulmuş ve bu yol kendinden sonra gelen astronomlar tarafından da kullanılmıştır. Bu yönteme göre güneş doğuş esnasında ufuk çizgisi üzerindedir ve yüksekliği sıfır olup sonradan artmaya başlar, öğle vaktinde doruk noktasına varır; daha sonra tedrîcî olarak azalır ve güneş akşam saatinde ufuk noktasında kaybolur. Şu halde güneşin yüksekliği doğuşundan itibaren geçen vakit, yani bu sürede geçen saat miktarıdır (bk. MMMA, XXXII/2, s. 244).

Eserleri. 1. ez-Zîc ʿalâ meẕhebi's-Sindhind. Sâlih Zeki'nin bu isimle tanıttığı eser, Habeş'in Siddhanta Brahmagupta adlı Hint astronomi-matematik klasiğine dayanarak hazırladığı ilk astronomi cetvelidir. 2. ez-Zîcü'l-mümteḥan. En meşhur eseri olup Me'mûn döneminde yapılan (yahut şahsen yaptığı) gözlemlere dayanılarak Batlamyus modeline göre tertip edilmiştir. Bîrûnî ve hocası İbn Irâk bu zîc üzerine incelemeler yapmışlardır (yk.bk.). 3. ez-Zîcü'd-Dımaşḳī. Sâlih Zeki ez-Zîcü'l-mümteḥan ile aynı eser olduğunu söylemektedir. Ancak Süleymaniye Kütüphanesi'nde (Yenicami, nr. 784/2, vr. 69b-229a) ve Berlin Königlichen Bibliothek'te (nr. 5750) kayıtlı bulunan iki nüshasından, içinde ez-Zîcü'l-mümteḥan'a çeşitli göndermeler yapılan ilkinin XIII. yüzyılda istinsah edildiği anlaşılmaktadır. Bu zîcin dayandığı astronomik ve matematik kurallarla parametrik değerleri inceleyen Benno van Dalen'a göre Yenicami nüshasının büyük bir bölümü Habeş'in orijinal zîcinden aktarılmıştır (Ancient and Mediaeval Astronomical Tables, s. 153-157). Bu nüsha üzerinde inceleme yapan Marie-Thérèse Debarnot da aynı sonuçlara varmıştır (A Volume of Studies, s. 35-69). Berlin nüshası ise ilkinden daha mütecânis bir metindir (EI2 [İng.], III, 8). 4. ez-Zîcü'ṣ-ṣaġīr. Zîcü'ş-şâh adıyla da anılan eser günümüze gelmemiştir. İsmi, Pehlevî dönemi astronomi yöntemlerine göre hazırlandığını akla getirmektedir. 5. ez-Zîcü'l-Meʾmûnî. Sâlih Zeki, zamanımıza ulaşmayan bu eserin ez-Zîcü'd-Dımaşḳī gibi ez-Zîcü'l-mümteḥan'la aynı eser olduğunu düşünmektedir. 6. Kitâbü ʿAmeli'l-usṭurlâb. İbnü'n-Nedîm, Endelüsî ve İbnü'l-Kıftî'nin zikrettiği kitap herhalde Risâle fî usṭurlâbi'l-kürî (Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 1654/3, vr. 100b-105b) ve el-ʿAmel bi'l-usṭurlâbi'l-kürî ve ʿacâʾibüh (TSMK, III. Ahmed, nr. 3475/2, vr. 79a-89a) adları altında bugüne ulaşan eserlerle aynı olmalıdır. 7. Kitâb fî maʿrifeti'l-küre ve'l-ʿamel bihâ. Kürenin tanımı ve astronomik rasatlarda kullanımı üzerine kaleme alınmış kısa fakat yoğun bir çalışma olup İslâm dünyasında bu konuda telif edilen ilk eserlerdendir. Tenkitli neşri R. Lorch ve P. Kunitzsch tarafından yapılarak İngilizce'ye çevrilmiş ve bir incelemeyle birlikte yayımlanmış ("Habash al-Hāsib's Book on the Sphere and It's Use", Zeitschrift für Geschichte der Arabisch-Islamischen Wissenschaften [nşr. Fuat Sezgin], II [Frankfurt 1985], s. 68-98), ayrıca Adnân Ali Kermûş el-Ferrâcî tarafından bir başka ilmî neşri daha yapılmıştır ("Fî maʿrifeti'l-küre ve'l-ʿamel bihâ li-Ḥabeş bin ʿAbdullāh el-Ḥâsib", MMMA, XXXII/2 [Küveyt 1988], s. 241-265). 8. Maʿrifetü keyfiyyeti'l-erṣâd ve'l-ʿamel biẕâti'l-ḥalaḳ. "Zâtü'l-halak" adlı astronomi aletinin nasıl kullanılacağını anlatan eserin iki nüshası bilinmektedir (TSMK, III. Ahmed, nr. 3475/2, vr. 89a-97b; Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 1654/4, vr. 105b-109b).

Bunlardan başka çeşitli kaynaklarda Kitâbü'l-Ebʿâd ve'l-ecrâm (Bîrûnî'nin Taḥdîdü nihâyâti'l-emâkin adlı kitabında sekiz defa adı geçer; bk. Sezgin, V, 276), Kitâbü'd-Devâʾiri's̱-s̱elâs̱i'l-mümâsse ve keyfiyyeti'l-evṣâl, Kitâbü'r-Raḫâʾim ve'l-maḳāyîs, Kitâbü ʿAmeli's-suṭûḥi'l-mebsûṭa ve'l-ḳāʾime ve'l-mâʾile ve'l-münḥarife gibi eserleri de zikredilmektedir (İbnü'n-Nedîm, s. 384; Saîd el-Endelüsî, s. 140-141; İbnü'l-Kıftî, s. 117; Keşfü'ẓ-ẓunûn, II, 968; Sâlih Zeki, s. 156-157; Sezgin, V, 275-276; VI, 173-175).

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN