Hasan Et-Tûlûnî

836 (1432-33) yılında Kahire'de doğdu. Pek çok mimar ve âlimin yetiştiği bir aileye mensup olup İbnü't-Tûlûnî diye tanınmıştır. Annesinin babası, Kahire'ye Anadolu'dan göç etmiş ve ilmiyle kısa sürede Mısır'da ün kazanmış olan Kādılkudât Ebü's-Senâ Cemâleddin Mahmûd b. Muhammed el-Kayserî el-Acemî'dir. Dedesi Şehâbeddin Ahmed ile onun babası da Kahire'nin ünlü mimarlarındandı.

Küçük yaştan itibaren iyi bir eğitim alan Hasan et-Tûlûnî, aralarında Emînüddin el-Aksarâyî ve Zeynüddin İbn Kutluboğa'nın da bulunduğu birçok hocadan ilim tahsil etti; ünlü tarihçi Muhammed b. Abdurrahman es-Sehâvî'nin derslerine devam ederek icâzet aldı. Daha sonra aile mesleği mimarlığa yönelen Hasan et-Tûlûnî meslektaşları arasında kısa zamanda temayüz etti. Memlük Sultanı el-Melikü'l-Eşref İnal'ın gözdesi oldu ve onun tarafından mahmilin Mekke'ye ulaştırılmasıyla görevlendirildi. Mimarlık alanında gösterdiği başarılarından dolayı Rebîülevvel 857 (Mart 1453) tarihinde genç yaşta "muallimü'l-muallimîn" veya "muallimü'l-mi'mâriyye" unvanlarıyla mimarbaşılık görevine tayin edildi.

Birkaç defa bu görevden alınıp tekrar iade edilen Hasan et-Tûlûnî 898 (1493) yılında hacca gitti. 908'de (1502) yeniden mimarbaşılığa getirildi. Pek çok mimari yapıya damgasını vuran Tûlûnî hayatının son yıllarında gözlerini kaybetti ve Muharrem 923'te (Şubat 1517) Kahire'de öldü. En önemli imar faaliyetleri arasında şunlar sayılabilir: Kahire'de Hoşkadem Türbesi'nin inşası (Mayer, s. 65), yine Kahire'de Câmiu'l-Kal'a ve müştemilâtının onarımı (Safer 876/Ağustos 1471), Nil nehri üzerindeki Cezîretürravza'da bulunan Câmiu'r-Ravza ile Câmiu's-Sultân'ın yenilenmesi (Rebîülâhir 886-Receb 896/Haziran 1481-Mayıs 1491).

Hasan et-Tûlûnî Cezîretürravza'da Nil nehrinin sularını ölçmek için yapılmış olan, fakat harap durumda bulunan "mikyâsü'n-Nîl"i 872-873 (1467-1468) yıllarında restore ederek çalışır hale getirmiş (Behrens-Abouseif, s. 51), burada Nil nehrinin sularını bahçelere akıtmak amacıyla yapılan ve hayvan gücüyle döndürülen su dolabını onarmıştır. Ayrıca Nil kıyısındaki Ebü'l-Müneccâ Kanalı üzerinde yapılan köprüyü (Kanâtîru Benî Müneccâ) Cemâziyelâhir 892'de (Haziran 1487) restore etmiştir (Creswell, The Muslim Architecture of Egypt, II, 142, 149).

Eserleri. 1. Şerḥu Muḳaddimeti Ebi'l-Leys̱ fi'l-fıḳh. Hanefî fakihi Ebü'l-Leys es-Semerkandî'nin namaza dair eserinin şerhidir (yazma nüshası için bk. Brockelmann, GAL, I, 210). 2. en-Nüzhetü's-seniyye fî aḫbâri'l-ḫulefâʾ ve'l-mülûki'l-Mıṣriyye. 882 (1477) yılında telif edilen eser Hz. Peygamber, Hulefâ-yi Râşidîn, Emevî halifeleri ve el-Müstencid-Billâh'a (1455-1479) kadar Abbâsî halifeleriyle, Fir'avunlar döneminden başlayarak kendi zamanına kadar gelen Mısır tarihi hakkında kısa bilgiler ihtiva etmektedir. Kâtib Çelebi, Abdüssamed b. Seydî Ali b. Dâvûd'un, 947 (1540) yılına kadarki sultanları da ilâve ederek eseri Türkçe'ye tercüme edip zamanın Osmanlı Mısır Valisi Dâvud Paşa'ya sunduğunu belirtir (Keşfü'ẓ-ẓunûn, II, 1943). Brockelmann kaynağını belirtmeden bu eseri, İbn Tağrîberdî'ye ait Mevridü'l-leṭâfe fî men veliye's-salṭana ve'l-ḫilâfe'nin muhtasarı olarak kaydetmektedir (GAL Suppl., II, 39). Nitekim önsözde müellifin bazı âlimlerin ashap, tâbiîn, halifeler ve sultanların haberleriyle ilgili eserler yazdıklarına, kendisinin de bunları özetlemeyi arzuladığına dair ifadeleri ve Mevridü'l-leṭâfe'nin muhtevası (Keşfü'ẓ-ẓunûn, II, 1901) bunu teyit edici mahiyettedir. Birkaç defa basılan kitabın (Bulak 1294; İstanbul 1302, et-Tuḥfetü'l-behiyye ve'ṭ-ṭurafi'ş-şehiyye içinde, s. 115-143) Abbâsî Halifesi el-Müstencid-Billâh'a kadar gelen ilk bölümü Muhammed Kemâleddin İzzeddin Ali tarafından tahkik edilerek neşredilmiştir (Beyrut 1408/1988). Eserin et-Tuḥfetü'l-behiyye içindeki baskısı müellifin vefatından sonra yapılan bazı ilâveleri içermekte, Yavuz Sultan Selim'in ölümü ve Kanûnî Sultan Süleyman'ın cülûsuyla ilgili haberlerle son bulmaktadır. 3. Şerḥu'l-Âcurrûmiyye fi'n-naḥv (Keşfü'ẓ-ẓunûn, II, 1796).

Hasan et-Tûlûnî'den sonra Mısır'da mimarbaşı olan oğlu Şehâbeddin Ahmed et-Tûlûnî, 1517'de bu ülkenin Osmanlılar'ın eline geçmesi üzerine Yavuz Sultan Selim tarafından diğer mimar ve sanatkârlarla birlikte İstanbul'a gönderilmiştir

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN