Hasanbey Melikzâde Zerdâbî

Şamahı'nın (günümüzde Bakü'nün) Gökçay kazasının Zerdâb köyünde doğdu. Babası Selimbey, evinde şair ve müzisyenleri toplayıp sohbetler düzenleyen kültürlü bir insandı. Hasanbey Melikzâde ilk öğrenimine Zerdâb Medresesi'nde başladı. 1852'de girdiği Şamahı Rus-Tatar mektebini üstün başarı ile bitirdikten sonra Tiflis'teki I. Tiflis Jimnası'nın giriş imtihanlarını kazandı ve burslu olarak bu okulun beşinci sınıfına kaydedildi (1858). Moskova Üniversitesi Fizik-Matematik Fakültesi'nden mezun olduktan sonra (1865) bir süre Tiflis civarında Türkler'in yoğun olarak yaşadığı Borçalı kazasında Mejevoya Palata (toprak komisyonu) İdaresi'nde çalıştı. Daha sonra Kuba şehri mahkemesinde kâtiplik yaptı. Bu sırada köylülerin haklarını koruduğu ve etrafına hürriyetçi düşünceler telkin ettiği için görevinden alındı (1868). İşsiz kaldığı süre içinde gayri resmî olarak Şamahı'da halk mahkemesinde dava vekilliği yaptı. 1869'da Bakü'deki liseye tabiat tarihi muallimi tayin edildi. 1872'de yoksul öğrencilere yardım etmek ve çeşitli sosyal faaliyetlerde bulunmak amacıyla Cem'iyyet-i Hayriyye adlı bir dernek kurdu; Azerbaycan'ın birçok yerini gezerek derneğe üye kaydetti ve yardım topladı. 22 Mart 1873'te talebesi Necefbey Vezirof'la (Vezirli) birlikte Mirza Feth Ali Ahundzâde'nin Sergüzeşt-i Vezîr-i Hân-ı Lenkeran adlı komedisini sahneye koyarak Azerbaycan tiyatrosunun temelini atmış oldu.

Ruslar'ın Kafkasya ve Azerbaycan'daki sömürgeci siyasetini anlatmak, halkı cehaletten ve geri kalmışlıktan kurtarmak için bir gazete çıkarmaya teşebbüs etti (1872); ancak birçok engelle karşılaştı. 1874 yılında İstanbul'a gidip hurufat aldıktan sonra 3 Ağustos 1875'te (eski tarihle 22 Temmuz 1875) Rusya'da neşredilen ilk Türkçe gazete olan Ekinçi'yi çıkarmayı başardı. Ayda iki defa yayımlanan ve 400 adet kadar basılan gazete, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Türkiye lehine yayın yaptığı için 11 Ekim 1877'de kapatıldı. İlk yıl on iki, ikinci yıl yirmi dört ve son yıl yirmi sayı olmak üzere toplam elli altı sayı çıkabilen Ekinçi, düşük tirajına rağmen bütün Rusya Türklüğü tarafından büyük bir ilgiyle takip edildi; sadece Kafkasya'da değil Kırım ve İdil-Ural bölgelerinde de etkili oldu. Azerbaycan kültür tarihinde önemli bir yeri olan Ekinçi'deki yazıların önemli bir kısmı, bu teşebbüsüyle Azerbaycan basınının da kurucusu sayılan Hasanbey Melikzâde'ye aittir. Gazetede ayrıca Necefbey Vezirof, Mirza Feth Ali Ahundzâde, Seyyid Azim Şirvânî gibi tanınmış kişilerin yazıları çıkmıştır. Hasanbey, Ekinçi'nin kapatılmasından sonra Rus hükümeti tarafından sürekli olarak gözetim altında tutuldu, çeşitli baskılara mâruz kaldı. Azerbaycan'dan ve öğrencilerinden uzaklaştırılmak için Kırım yakınlarındaki Yekaterinodar (Krasnodar) Lisesi'ne tayin edildi (1878). Ancak Hasanbey istifa edip Azerbaycan'da kalmayı tercih etti. Bir yıl kadar Bakü'de işsiz olarak yaşadıktan sonra ailesiyle birlikte doğum yeri olan Zerdâb köyüne dönmek zorunda kaldı. Köyde bir okul açmak için uğraştıysa da izin alamadı. Bir ara Ucar'a gidip dava vekilliği yaptı. Bu yıllarda, Tiflis'te çıkan Kavkaz, Novoye Obozreniye, Ziyâ, Ziyâ-yı Kavkaz ve Bakü'de yayımlanan Kaspi gibi gazete ve dergilerde ziraat, tabiat, köy işleri, insan ve hayvan sağlığı, sosyal meseleler hakkında çeşitli makaleler yayımladı. Yazılarında köylülerin haklarını savunduğu için hükümet tarafından beş defa mahkemeye verildi. Bu mahkemelerdeki savunmalarında çar memurlarının halka zulmettiğini ve halkın sömürüldüğünü söylemekten çekinmedi.

1896 yılında Bakü'ye dönen Hasanbey sosyal amaçlı bazı derneklerde görev aldı. Yazılarını, Kafkasya Türklüğü'nün bu yıllarda Rusça neşredilen en önemli yayın organı olan Kaspi gazetesinde yayımlamaya başladı ve ölene kadar yazı yazmayı sürdürdü. Bakü şehir meclisine üye seçildi. Bu görevi yürüttüğü yedi yıl içinde Bakü ve civarındaki köy okullarının yönetimini üstlendi. Neriman Nerimanof'la birlikte 1906'da Bakü'de toplanmasında büyük rol oynadığı Azerbaycan Muallimleri I. Kurultayı'nın başkanlığına seçildi. 28 Kasım 1907'de bir felç geçirdikten sonra vefat eden Hasanbey büyük bir törenle defnedildi. Mezarı daha sonra Bakü'de kurulan Fahrî Hıyâbân'a nakledilmiştir.

Türk dünyasının ortak bir edebî dili ve tek bir gayesi olması gerektiğine inanan, bunun gerçekleşmemesi halinde Türk dünyasının parçalanacağını söyleyen, Azerbaycan ve Kafkasya Türklüğü'nün esaret ve bilgisizlikten kurtarılması için ömrü boyunca çalışan Hasanbey'in Azerbaycan Türk kültür tarihinde önemli bir yeri vardır. Bazı yazıları ölümünden sonra Kiev'de okuyan Azerbaycanlı öğrenciler tarafından Toprak Su ve Hava (Bakı 1912) ve Bedeni Salamat Sahlamak Düstûrü'l-amelîdir (Bakı 1912) adlı iki küçük kitapta toplanmıştır. Daha sonra Ziyâeddin Göyüşov, onun çeşitli konulardaki makalelerini geniş bir giriş yazısıyla birlikte Hesen Bey Zerdabî: Seçilmiş Eserleri adıyla yayımlamıştır (Bakı 1960).

Ekinçi'nin neşrinin ellinci yıl dönümü münasebetiyle yayımlanan Azerbaycan Matbuatının Elli İlliyi: Ekinçi 1875-1925 (Bakı 1926) adlı eserde Şarklı'nın (Ferhad Ağazâde) "Hesen Bey Melikof Zerdabi'nin Tercüme-i Hali" başlıklı bir makalesi yer almaktadır. Bu kitapta, Hasanbey'in Ekinçi gazetesi hakkında Hayat gazetesinde çıkan "Rusya'da Evvelimci Türk Gazetesi" başlıklı yazısı da bulunmaktadır. Gazetenin bibliyografyası Sadık Hüseyinov (Ekinçi Gazetesinin İzahlı Bibliografyası, Bakı 1963, 1977) ve Kiril alfabesiyle tam metni Turan Hasanzâde tarafından (Ekinçi 1875-1877, Bakı 1970) neşredilmiştir.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN