Hoca Neşet kimdir?

Babasının sürgünde bulunduğu Edirne'de doğdu. Asıl adı Süleyman'dır. Babası Ahmed Refî Efendi Enderun'da yetişmiş, III. Ahmed ve I. Mahmud'a musahiplik yaptığından "musâhib-i şehriyârî" unvanıyla anılmıştır. Bazı kaynaklar, adını devrin şeyhlerinden Abdurrahman Refîa ile karıştırarak Refîa şeklinde kaydetmişlerdir (Muallim Nâci, s. 64; Gibb, IV, 211; TA, XXV, 206; İA, IX, 212). Şiir ve mûsikiyle meşgul olan, Enderun'da yetişmiş şair, hattat ve mûsikişinasların biyografilerini ihtiva eden bir de tezkiresi bulunan (İstanbul Arkeoloji Müzeleri Ktp., nr. 1479; ayrıca bk. Levend, I, 403; Meriç, II [1956], s. 139-168) Ahmed Refî Efendi sürgünde iken, "Meskenimden dûr edip gurbette sergerdân eden / Kısmetim mi tâliim mi yoksa cânâ sen misin" beytiyle başlayan şarkısının padişah tarafından duyulup beğenilmesi üzerine bağışlanarak ailesiyle birlikte İstanbul'a döndü (1737). 1750 yılında kaftan ağası olarak Hicaz'a giderken oğlunu da beraberinde götürdü. Hac dönüşü Konya'da Mevlânâ'nın türbesini ziyaretleri sırasında Neş'et'e Ebûbekir Çelebi tarafından Mevlevî sikkesi giydirildi. Mevlevî tarikatı âdeta onun hayatının bundan sonraki yıllarına yön verdi. İstanbul'a döndükten kısa bir müddet sonra babasını kaybeden Neş'et, öğrenimine devam ederken Yâsinîzâde gibi devrin tanınmış hattatlarından nesih meşketti. Tahmasb Kulı Nâdir Şah'ın hekimi şair Eymenî'den Farsça dersleri alarak bu dilde şiir yazacak bir seviyeye ulaştı. Türkçe şiirlerinde Dâyezâde Cûdî Efendi'den yardım gördü ve birçok şairin divanını okuyup eski şiiri tanıma fırsatı buldu. Dâyezâde yazdığı bir mahlasnâme kıtası ile kendisine Neş'et mahlasını verdi. Neş'et, 1754'te Sadrazam Koca Râgıb Paşa'yı ziyarete gelen Nakşibendî ve Mevlevî şeyhi Bursalı Mehmed Emin Efendi'nin etkisinde kalarak Nakşibendî tarikatına intisap etti.

Hoca Neş'et silâh kullanmada son derece ustaydı. Bu yeteneği ve üzerinde bulunan zeâmet dolayısıyla 1768-1774 Osmanlı-Rus savaşına katıldı. Bu sırada şahit olduğu bazı savaş sahnelerini şiirlerine de yansıttı (Divan, s. 18, 20, 44, 88). Savaştan sonra hayatını tamamıyla ilim ve kültür faaliyetlerine hasrederek Farsça dersleri verdi, Mes̱nevî okuttu. Molla Gürânî semtindeki konağı devrinde âdeta bir mektep vazifesi gördü. Nitekim Gibb, konağın ziyaretçileri arasında İranlı ve Avrupalılar'ın da bulunduğunu kaydeder (HOP, IV, 213). Hoca Neş'et öğrencilerine ikramda bulunması, hayır severliği, zekâsı ve nüktedanlığı ile şöhret kazandı ve pek çok şairin yetişmesine vesile oldu. İstanbul'da vefat eden Neş'et'in kabri, Topkapı dışındaki Sakızağacı Mezarlığı'nda Mes̱nevî şârihi Sarı Abdullah Efendi'nin kabrinin yanında diğer aile fertleriyle bir arada bulunmaktadır.

Gibb'in kültürü, bilgisi, cesareti ve cömertliğiyle medreseli bir Osmanlı çelebisi olarak tanıttığı (a.g.e, IV, 214) Hoca Neş'et'in asıl önemi, ortaya koyduğu eserlerden çok yetiştirdiği öğrenciler ve özellikle devrinde İran edebiyatının âdeta yeniden keşfedilmesine vesile olmasından ileri gelmektedir. XVIII. yüzyıla girilirken İran edebiyatının Türk edebiyatı üzerindeki etkisi azalmaya başlamıştı. Hoca Neş'et'in, Şeyh Galib'in de aralarında bulunduğu genç şairlere İran edebiyatını ve sebk-i Hindî'nin öncülerinden Sâib-i Tebrîzî ile Şevket-i Buhârî'yi okutup sevdirmesi sonucunda Osmanlı şairleri üzerinde sebk-i Hindî üslûbunun ve genellikle İran şiirinin etkileri yeniden artmış, böylece bu etkiyi şiirlerinde yansıtan bir grup şair ortaya çıkmıştır. Bu şairler sebk-i Hindî'nin temel özellikleri olan giriftlik, ıstırap ve tasavvufî konulara şiirlerinde büyük ölçüde yer vermişlerdir.

Neş'et, şiire yönelen gençlere yol gösterdiği ve yazdığı mahlasnâmelerle her birine uygun mahlaslar verdiği için "hoca" lakabı ile anılmıştır. Talebesi Pertev'in ifadesine göre bir kitap hacimde olan bu mahlasnâmelerin on altısı divanında mevcuttur. Şeyh Galib'e verdiği Es'ad, Beylikçi Mehmed'e verdiği İzzet, vak'anüvis Muvakkitzâde Mehmed'e verdiği Pertev ve Şeyh Vahyî'nin mahlası bunların en tanınmışlarıdır. Ali Efendi, Ârif Mehmed Efendi, önceleri Azîzî mahlasını kullanan İhsan (Sicill-i Osmânî, I, 189) ve Niyâz, Neş'et'in emek verdiği diğer şair talebeleridir. Onun şiirdeki yol göstericiliği şairliğinden daha önemli kabul edilmektedir.

Eserleri. 1. Divan (Bulak 1252). 2554 beyitten meydana gelen eserde bir münâcât, beş na't, iki kaside, on altı mahlasnâme, bir destan, 134 gazel, bir sâkinâme, bir müsemmen, iki müseddes, sekiz muhammes, bir Kerbelâ mersiyesi, üç tahmîs, iki tebriknâme, yirmi beş tarih, üç şarkı ve on yedi müfred yer almaktadır. Neş'et'in divanının talebesi Pertev tarafından 1200 (1786) yılında tertip edilen yirmiye yakın yazma nüshası tesbit edilmiştir (İÜ Ktp., TY, nr. 42 [bu nüshanın başında şairin hal tercümesi de bulunmaktadır], 98, 303, 1587, 2824, 2826, 5456, 5752, İbnülemin, nr. 2824; Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, nr. 447; TSMK, Hazine, nr. 933; Divan Edebiyatı Müzesi Ktp., nr. H. 854; Süleymaniye Ktp., Hâlet Efendi, nr. 692, Hafîd Efendi, nr. 365, Dârülmesnevî, nr. 456/3, Râşid Efendi, nr. 775, Hacı Mahmud Efendi, nr. 5128; Ankara DTCF Ktp., Muzaffer Ozak I, nr. 783). XVIII. yüzyılda şarkı, manzum tarih ve nazîrecilik önemli ölçüde arttığından Neş'et de Neşâtâbâd Kasrı'nın inşası, Hırka-i Şerif sandukasının I. Abdülhamid tarafından tamiri ve bir örtü hediye edilmesi, Kırım Hanı Devlet Giray'ın ve Safiye Sultan'ın oğlu Şehzade Mehmed'in ölümü gibi olaylar dolayısıyla yazdıkları başta olmak üzere çeşitli tarihler düşürmüştür. Fuzûlî, Bâkî, Nâbî, Nedîm, Şeyh Galib, Koca Râgıb Paşa, Kethüdâzâde Ârif, Hayrî ve Hanîf gibi şairlere tazmin, tahmîs ve nazîre olan birçok şiirinin yanında Boğaziçi'nin, bilhassa Bebek semtinin güzelliklerini tasvir eden manzumeler de kaleme almıştır. Genellikle vasat bir şair olarak değerlendirilen Hoca Neş'et'in şiirleri içinde na'tları daha başarılı sayılır. Onun bazı mısralarıyla üslûp ve edada olduğu gibi duyuş ve düşünüş tarzıyla ve hayallerindeki orijinal serbestlikle Şeyh Galib'e örnek teşkil ettiği kabul edilmektedir (Kocatürk, s. 551-552). Şeyh Galib, kendisine verdiği Es'ad mahlasına teşekkür etmek için yazdığı uzun şiirinde Hoca Neş'et'in ifadesindeki güzelliği över. Gazellerinin başta Şeyh Galib olmak üzere Senîh, Bursalı Mehmed Emin, Leylâ Hanım, Enderunlu Fâzıl ve İzzet Molla tarafından tahmîs, tanzîr ve tazmin edilmesi onun belli bir çevrede kazandığı şöhreti göstermektedir. 2. Tercüme-i Şerh-i Dü Beyt-i Mollâ Câmî (İstanbul 1263). Abdurrahman-ı Câmî'nin Risâle-i Şerḥ-i Beyteyn-i Mes̱nevî-i Mevlevî adlı eserinin tercümesidir. Hoca Neş'et'in tasavvuf ve tarikatlarla ilgili fikirlerinin, ahlâkî hikâye ve fıkraların, kendisine ve başkalarına ait şiirlerin yer aldığı eser oldukça ağır, secili ve sanatlı bir nesir diliyle kaleme alınmıştır. 3. Tercümetü'l-ışk. Muhammed Nakşibendî tarafından yazılan Nakşibendî tarikatıyla ilgili Meslekü'l-envâr ve menbaʿu'l-esrâr adlı eserin tercümesidir (İÜ Ktp., TY, nr. 688, 1618, 1642, 2141, 2177; Süleymaniye Ktp., Hacı Mahmud Efendi, nr. 2473, 2483). Adındaki noktalı harfler ebced hesabı ile eserin yazılış tarihini vermektedir: "İsmi ile târîhi geldi tamâm / Tercümetü'l-ışk bu lafz-ı benâm." 4. Ṭûfân-ı Maʿrifet. Hintli şair Mirza Bîdil'in Ṭûr-ı Maʿrifet adlı eserine nazîre olarak kaleme alınan manzum-mensur karışık bu Farsça eserde Hoca Neş'et tasavvufî görüşlerini açıklamaktadır. Belli seviyede bir tasavvuf kültürüne sahip okuyucuya hitap eden eserin daha geniş bir kitle tarafından anlaşılabilmesi için Seyyid İbrâhim Hanîf Bey tarafından Şerh-i Tûfân-ı Ma'rifet adıyla tercümesi ve şerhi yapılmıştır (İÜ Ktp., FY, nr. 844, 981; TSMK, Hazine, nr. 833; Süleymaniye Ktp., Hacı Mahmud Efendi, nr. 2024/2, 3654, Hafîd Efendi, nr. 318, Hâlet Efendi İlâvesi, nr. 108, Dârülmesnevî, nr. 456/1, Esad Efendi, nr. 2836/1; Selimiye Ktp., nr. 272). 5. Muharrerât-ı Husûsiyye-i Neş'et. Hoca Neş'et'in bazı dostlarıyla devlet adamlarına yazdığı mektuplarla bunlara verilen cevaplardan meydana gelmektedir. Kırk varak hacmindeki risâlenin tek nüshası İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi'nde bulunmaktadır (TY, nr. 3134).

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN