Hüseyin Remzi kimdir?

Tulça kazasında (bugünkü Romanya'da Tulcea şehri) doğdu. Babası tüccardan İsmâil Efendi, annesi Emine Hanım'dır. Küçük yaşta İstanbul'a gitti. Orta öğreniminin ardından iki yıl Orman Mektebi'ne devam etti, mezun olmadan ayrılıp Mekteb-i Tıbbiyye-yi Mülkiyye'ye geçti ve buradan 1880'de mezun oldu. Ancak doktorluk yaptığına dair bir kayıt yoktur. Daha sonra Mekteb-i Hukuk'a girerek burayı da 1886'da bitirdi. Meslek hayatına küçük yaşta Maliye Muhasebesi Perakende Kalemi'nde başladı. Ardından maliyenin diğer bölümlerinde de bulundu. 1887'de girdiği Tahrîr-i Vergi İdaresi'nde uzun süre çalıştı; 3 Haziran 1902'de mümeyyizliğe terfi etti. Burada iken, II. Meşrutiyet'ten sonra imtiyaz sahibi ve başmuharriri olduğu Mikyâs-ı Şerîat gazetesinin "ahâlî-i İslâmiyye'nin hissiyyât-ı taassubkârânelerini galeyana getirecek sûrette neşriyatta bulunduğu" gerekçesiyle Birinci Dîvân-ı Harb-i Örfî'de yargılandı. 26 Mayıs 1909 tarihli irâde-i seniyye gereğince memuriyetle ilişiği kesildi. Müebbet kürek cezasına çarptırılarak Rodos adasındaki hapishaneye gönderildi. Yaklaşık üç yıl sonra Sultan Mehmed Reşad'ın cülûsunun dördüncü yıl dönümünde 27 Nisan 1912'de affedilip İstanbul'a döndüyse de memuriyete başlatılmadı ve 2 Şubat 1913 tarihinde emekliye sevkedildi.

1887 yılı ortalarında Beyazıt'ta Kökçüler Kapısı'nda bulunan bir matbaayı devralan Hüseyin Remzi burayı yirmi yıl kadar işletti. Taşbaskı yaptığı devlet salnâmelerinde kayıtlı bu matbaada bir iki risâle hariç hep kendi kitaplarını bastı. 15 Kasım 1899 tarihli bir belgede matbaasını gerekli izni almadan Ermeni cemaatinden Mihran'a verdiğinden matbaacılık yapmasının yasaklandığı belirtiliyorsa da 1908-1909 yıllarında çıkardığı Mikyâs-ı Şerîat adlı gazeteyi kendi matbaasında basmaya devam etti. Arapça, Farsça ve Fransızca bilen Hüseyin Remzi 9 Aralık 1936 tarihinde İstanbul'da öldü. 1880'de evlendiği Necip Paşa'nın kızı Fatma Nazime Hanım'dan Mehmed Fâtih ve Ömer Alâeddin adında iki oğlu olmuş, soyadı kanunu çıkınca Altınbilek soyadını almıştır. Hüseyin Remzi'nin eserleri Mekteb-i Tıbbiyye-i Şâhâne muallimlerinden Miralay Hüseyin Remzi Bey (ö. 1898) ve Dârüşşafaka mezunu Hüseyin Remzi Bey'in (ö. 1925) eserleriyle karıştırılmaktadır.

Eserleri. 1. Münşeâtü'l-etfâl (İstanbul 1287, taşbaskı). Hüseyin Remzi'nin henüz on yedi yaşında iken yazdığı eserde mektuplaşma, mevlid, nikâh, düğün, ziyafet, sünnet ve iftara davet örnekleri, ayrıca mektep çocuklarına faydalı bazı bilgiler yer almakta, sonunda "Risâle-i Ahlâk" kısmı bulunmaktadır. 2. Nuhbetü'l-münşeât (İstanbul 1292). Maliyeye dair yazışma örneklerini içeren kitabın kapağındaki bir ifadeden müellifin hattıyla yazıldığı anlaşılmaktadır. 3. İlmihâl-i Tıbbî (İstanbul 1305). Kapağında bir hıfzıssıhha risâlesi olduğu belirtilen ve altı kısımdan oluşan eserde sünnet olmanın önemi, abdest, namaz, oruç ve guslün faydaları, domuz etinin, afyon, esrar, tütün vb.nin zararları anlatılır. 4. Lugāt-ı Ecnebiyye İlâveli Lugāt-ı Osmâniyye. Rüşdiye talebelerinin yararlanması için cepte taşınacak boyutta hazırlanmış ve ilk defa 1880'de Hüseyin Remzi'nin hattıyla taşbaskı olarak basılmıştır. Müellifin tahminen 25.000 kelime içerdiğini belirttiği sözlükte Arapça, Farsça ve Türkçe kelimeler için kısaltmalar kullanılmıştır. Sözlüğün 600. sayfasından itibaren Batı dillerinden gelmiş, yaklaşık 700 kelime yine dil kısaltmalarıyla birlikte sıralanmıştır. 5. Lugat-ı Remzî. Hüseyin Remzi'nin 1888'de kendi hattıyla yazarak iki cilt halinde bastırdığı sözlükte 50-60.000 madde başı vardır. Eserde Osmanlı Türkçesi'nde kullanılmayan Arapça ve Farsça birçok kelimeye yer verilerek hacminin gereksiz yere arttırıldığını ileri süren dilciler olduğu gibi (DİA, XXXVII, 409-410) lugata hak ettiği değer verilmeyip daha sonra hazırlanan sözlüklerde kaynak olarak kullanılmamasının bir kayıp olduğunu söyleyen yazarlar da vardır (Birinci, sy. 31 [1270], s. 55-70). Sözlükte başta tıp terimleri olmak üzere fen bilimleri terimlerine geniş yer verilmiş, bazı çizimler de eklenmiştir.

Diğer Yayınları: Takvîm-i Remzî. Bugünkü ajandalara benzeyen, bir sayfasında namaz vakitleri, diğer sayfasında o ay içinde gerçekleşmiş önemli olayların tarihinin yer aldığı bir sütunla kişisel notların yazılabileceği kısımları olan, toplam altmış dört sayfadan meydana gelmektedir. İlk baskısı 18 Receb 1306 – 30 Receb 1307 (20 Mart 1889 – 21 Mart 1890) tarihlerini içeren takvimden bugün kütüphanelerde mevcut olan sonuncusu 22 Mart 1900 – 24 Mart 1901 tarihlerini taşımakta ve üzerinde "on ikinci sene" ibaresi yer almaktadır. Mikyâs-ı Şerîat. II. Meşrutiyet'in ilânından hemen sonra yayın hayatına başlayan gazete, yalnız perşembe günleri olmak üzere 8 Ekim 1908 – 29 Nisan 1909 tarihleri arasında otuz sayı çıkmış, gazetede Meşrutiyet'i savunan dinî içerikli yazılar yayımlanmıştır.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN