İbn Derrâc kimdir ?

347 yılı Muharreminde (Nisan 958) Kastalle (Cacella) şehrinde doğdu. İspanya'nın müslümanlar tarafından fethedilmesinden sonra buraya yerleşen Sanhâcetü'l-Himyeriyye kabilesine mensuptur. Berberî bir aileden gelen şairin hayatının hâcib İbn Ebû Âmir el-Mansûr'un himayesine girdiği 382 (992) yılına kadar geçen dönemi hakkında bilgi yoktur. Ancak yaşadığı yılların Endülüs'te İslâm medeniyet ve kültürünün en parlak dönemi olduğu dikkate alınırsa onun edebiyat, tarih, ensâb, özellikle de şiir tekniği alanında Kastalle ve civarındaki şehirlerde, ayrıca Kurtuba'da (Cordoba) öğrenim gördüğü söylenebilir.

İbn Derrâc'ın adı edebiyat çevrelerinde ilk olarak İbn Ebû Âmir el-Mansûr'un huzurunda okuduğu bir kasideden (Dîvân, şiir, nr. 3) sonra duyulmaya başlandı. Saray şairleri böyle mükemmel bir kaside yazacağına ihtimal vermediklerinden onu serika ve intihal yapmakla itham ettiler. Bunun üzerine 3 Şevval 382'de (2 Aralık 992) gerçek sanatkâr olup olmadığı denenmek üzere saraya davet edildi. İstenilen konuda irticâlen nazmettiği kasidesiyle (Dîvân, şiir nr. 100) üstün yeteneğini ispatlayan İbn Derrâc 100 dinar ile ödüllendirilerek saraya alındı ve saray şairleri arasında seçkin bir yere sahip oldu.

Endülüs'ün siyasî ve askerî sahada zirvede olduğu İbn Ebû Âmir el-Mansûr ve daha sonra oğulları Abdülmelik el-Muzaffer ile Abdurrahman el-Me'mûn zamanlarında İbn Derrâc onların maiyetinde hem şair hem de Dîvân-ı İnşâ'da kâtip olarak on altı yıl süreyle müreffeh bir hayat sürdü; 399'da (1008) ise Abdurrahman el-Me'mûn'un öldürülmesinin ardından Endülüs'te ortaya çıkan kargaşa döneminde sıkıntılı günler yaşamaya başladı. Hâmisi olan Âmirîler'in tekrar eski günlerine dönebilecekleri ümidiyle Kurtuba'da Muhammed Mehdî-Billâh, Süleyman el-Müstaîn gibi Endülüs Emevî halifelerine kasideler sunarak dört yıl güç şartlar altında yaşamaya çalıştı. Daha sonra içinde bulunduğu ortamın düzeleceğinden ümidini kesince 404 (1013) yılında Kuzey Afrika'da Sebte (Ceuta) valisi olan Ali b. Hammûd'un yanına gitti. Ancak umduğunu bulamayınca tekrar Endülüs'e dönerek huzur içinde yaşayabileceği bir yer aramaya başladı. Bu maksatla Meriye (Almeria), Belensiye (Valencia), Şâtıbe (Jativa) ve Turtûşe (Tortosa) gibi her biri müstakil birer hükümet olma gayreti içinde bulunan emirliklere seyahatler yaptı. Buralarda da beklediği ilgiyi göremedi. Nihayet 408'de (1017) gittiği Sarakusta'da (Saragossa) şehrin emîri Münzir b. Yahyâ et-Tücîbî'nin dostluğunu kazanarak sarayına yerleşmeye muvaffak oldu. Burada saray başşairi ve divan kâtibi olarak on yıl kadar rahat bir hayat geçiren İbn Derrâc, emîrin oğlu Yahyâ b. Münzir ile aralarının açılması üzerine Sarakusta'dan ayrılıp 419'da (1028) Dâniye (Denia) şehrine giderek Mücâhid el-Âmirî'nin himayesine girdi. Hayatının son yıllarını onun sarayında geçiren İbn Derrâc 16 Cemâziyelâhir 421 (21 Haziran 1030) tarihinde burada vefat etti.

İbn Derrâc, manzum ve mensur eserlerinde kullandığı kelimelerin seçiminde gösterdiği titizliği, işlediği konuların cazip oluşu ve inceliği, edebî sanatları güzel kullanması, hayal gücünün zenginliği, hazırcevaplığı ve akıcı üslûbu ile temayüz etmiştir. Çağdaşı İbn Şüheyd, İbn Derrâc'ın özellikle üslûbunun tabiiliği, tekellüften uzaklığı ve dile hâkimiyetiyle diğer şairlerden ayrıldığını ifade ettikten sonra onun şiirlerinin lugat, ahbâr ve ensâb ilimlerindeki derin bilgisine delil teşkil ettiğini söylemektedir (İbn Bessâm eş-Şenterînî, I, 61).

Şiirlerinde Ebû Temmâm'ın (ö. 231/846) ve Mütenebbî'nin (ö. 354/965) tarzını devam ettiren İbn Derrâc klasik Arap şiirinin önde gelen temsilcilerindendir. Seâlibî'ye göre Mütenebbî Suriye'nin, İbn Derrâc Endülüs'ün nazım ve nesir üstadıdır (Yetîmetü'd-dehr, II, 103). İbn Hayyân, İbn Derrâc'ın Âmirî sarayına mensup şairlerin en önde geleni ve Endülüs'ün sanatkâr şairlerinin de son temsilcisi olduğunu ifade eder. Öğrencisi Ebû Muhammed İbn Hazm Endülüs'te İbn Derrâc'dan daha üstün bir şair yetişmediğini, Endülüs şiirinin onunla Beşşâr b. Bürd ve Mütenebbî seviyesine ulaştığını söyler (Feżâʾilü'l-Endelüs, s. 20).

Özellikle nazım tekniği bakımından Mütenebbî'ye benzetilen İbn Derrâc derunî fikir, kıvrak zekâ ve derin hikmetleri bakımından onun seviyesine ulaşamamışsa da bazı şiirleri onunkinden üstündür. Edebiyat tenkitçileri, Endülüs Emevî emîrlerinden Ebû Âmir el-Mansûr'un hıristiyanlara karşı yaptığı gazâları tasvir eden şiirlerinin gerçek hayatı ve kişilerin başarılı liderlerine besledikleri samimi duyguları yansıtması bakımından Mütenebbî'nin Seyfüddevle için yazdığı şiirlerden hiç de aşağı olmadığı görüşünde birleşirler.

Esas itibariyle bir kaside şairi olan İbn Derrâc, bu alandaki şiirlerinin büyük bölümünü Âmirî hânedanı mensupları için yazmıştır. Şiirlerinde bu hânedan mensuplarının savaşlarını, kendi yaptığı yolculuklarda karşılaştığı güçlükleri ve mâruz kaldığı felâketleri dile getiren şair, özellikle Endülüs iç savaşının dehşetini tasvir ettiği şiirlerinde altın çağını yaşayan müslüman İspanya'nın hazin çöküşünü mersiye tarzında terennüm etmiştir. Ayrıca çiçek tasvirlerini konu edinen "nevriyyât" şiirleriyle daha sonra bu alanda şiir yazan İbn Hafâce, İbnü'z-Zekkāk ve Muhammed b. Gālib er-Rusâfî gibi şairlere öncülük etmiştir.

İbn Derrâc, yaşadığı dönemin tarihî olaylarını gerçekçi olarak yansıtan şiirleriyle de ayrı bir değer arzeder. İspanya tarihi ve bilhassa Endülüslüler'in komşuları hıristiyan krallıklarla olan münasebetleri hakkında önemli bilgiler ihtiva eden bu tür şiirleri tarihçiler için oldukça önemli malzeme niteliğindedir.

Uzun yıllar Endülüs saraylarında inşâ kâtibi olarak vazife gören İbn Derrâc'ın mektup, risâle ve ruk'a tarzında kaleme aldığı mensur yazılarının hemen tamamı kaybolduğundan nesri hakkında kesin bir hükme varmak zordur. Divanını neşreden Mahmûd Ali Mekkî, şairin divanında ve İbn Bessâm'ın eẕ-Ẕaḫîre'sinde yer alan birkaç nesir örneğinin şiirlerine kıyasla çok zayıf olduğunu söyler (EI2 [İng.], III, 744).

İbn Derrâc'ın çoğu uzun kasidelerden oluşan 173 parça şiirini ihtiva eden divanı Mahmûd Ali Mekkî tarafından neşredilmiştir (Dımaşk 1381/1961; Beyrut 1389/1969). Divanın başında Muhammed Mâni'in önsözünü takiben yer alan mukaddimede nâşir şair ve divanı hakkında ayrıntılı bilgi vermiş, ayrıca divanın sonuna şahıs, kabile ve yer adlarıyla ilgili çeşitli indeksler eklemiştir. Ancak şiirler harekelenmekle birlikte bir sıra takip edilerek düzenlenmemiştir.

İbn Derrâc'ın hayatı ve şiirleri hakkında şu müstakil çalışmalar yapılmıştır: Muhammed Mahmûd Yûnus, İbn Derrâc, ḥayâtühû ve edebühû (yüksek lisans çalışması, 1975, Câmiatü Bağdâd, Külliyetü'l-âdâb); Eşref Ali Da'dûr, eṣ-Ṣûretü'l-fenniyye fî şiʿri İbn Derrâc el-Ḳastallî el-Endelüsî (yüksek lisans çalışması, 1987, Câmiatü'l-Kāhire, bu tez basılmıştır [Kahire 1994]); M. La Chica Garrido, Almanzor en poémas de Ibn Darrāy (Valencia 1979); Muhammed Şevâbike, "el-Ġurbe ve'l-iġtirâb: dirâse fî şiʿri İbn Derrâc el-Endelüsi" (Müʾte li'l-buḥûs̱ ve'd-dirâsât, IV/2 [Mü'te 1989], s. 139-186).

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN