İbn Ebû Bekre kimdir ?

14 (635) yılında Basra'da doğdu. Babası ashaptan Ebû Bekre, annesi Benî İcl kabilesinden Hâle bint Galîz'dir. Dedesi Mesrûh Habeş asıllı bir köle idi. Sonraları onun ünlü hekim Hâris b. Kelede'nin oğlu olduğu söylenmeye başlanmışsa da bu doğru değildir ve oğlu Ebû Bekre'nin İslâm'a girdikten sonra Hâris b. Kelede'ye nisbetle anılmayı reddetmesi de bunu göstermektedir. Mesrûh'un Hâris b. Kelede'ye nisbet edilmesi onun kölesi olması sebebiyledir (bk. EBÛ BEKRE). Basra'nın kuruluşu sırasında kabilesiyle beraber gelip şehre yerleşen İbn Ebû Bekre'nin ailesi burada oluşan zengin çiftlik sahipleri zümresi içinde yer almıştır. İbn Ebû Bekre'nin Basra'da 10.000 dinar harcayarak yaptırdığı ev Abbâsî Halifesi Mehdî-Billâh devrine kadar ayakta kalmış, bu dönemde câmi-i kebîri genişletmek için istimlâk edilerek yıkılmıştır (Belâzürî, Fütûh, s. 503). İbn Ebû Bekre'nin Muâviye b. Ebû Süfyân tarafından Basra kadılığına tayin edildiği dikkate alınırsa iyi bir tahsil gördüğü veya babasının anne bir kardeşi olan amcası Ziyâd b. Ebîh'in bu tayinde etkili olduğu söylenebilir. Onun tahsili konusunda bilinen tek husus kıraat dersi aldığı, fakat Kur'ân-ı Kerîm'i makamla okuma hevesinden dolayı "lahn"a düştüğüdür.

Ziyâd b. Ebîh Irak valisi olunca İbn Ebû Bekre'yi Fars'a gönderip oradaki âteşkedeleri ele geçirmesini istedi; o da birkaç ay içerisinde bu görevi başarıyla yerine getirdi. Daha sonra 50 (670) yılında Muâviye tarafından Basra kadılığına tayin edildi ve onun yakın adamları arasında yer aldı. Ertesi yıl Rebî' b. Ziyâd el-Hârisî'yi azleden Ziyâd b. Ebîh'in emriyle Sîstan (Sicistan) valiliğine getirildi ve Ziyâd'ın ölümüne kadar iki yıl bu görevini sürdürdü. Valiliği sırasında Sîstan'daki Zerdüştîler'e karşı sert tedbirler aldı; Arap kaynaklarının Rutbîl veya Zunbîl şeklinde kaydettikleri Türk hükümdarının topraklarına (Kâbilistan, Zâbulistan) akınlar düzenledi. Bunun üzerine Rutbîl elçi gönderip 1.200.000 dirhem ödeme taahhüdüyle barış istedi. İbn Ebû Bekre bu teklifi 200.000 dirhemini bağışlamak suretiyle kabul etti ve durumu Ziyâd b. Ebîh'e bildirdi; Ziyâd da antlaşmayı onayladı (a.g.e., s. 576-577).

İbn Ebû Bekre, Halife Abdülmelik b. Mervân tarafından Abdullah b. Zübeyr'in kardeşi ve Basra Valisi Mus'ab b. Zübeyr'in üzerine gönderilen Hâlid b. Abdullah b. Hâlid b. Esîd'in idaresindeki orduda birlik kumandanı olarak görev aldı. Basra yakınlarındaki Cufra'da (Cufratünâfi') günlerce devam eden savaş Hâlid'in yenilgisiyle sonuçlandı (71/690) ve o günden sonra burası Cufratühâlid, mağlûp Emevî kuvvetleri Cufriyye, Hâlid ile diğer kumandanlar İbn Ebû Bekre, Humrân b. Ebân ve Mugīre b. Mühelleb de Cufrî lakabıyla anıldılar (Taberî, VI, 152-153). İbn Ebû Bekre, aynı yıl Mus'ab b. Zübeyr ile yapılan ve onun ölümüyle sonuçlanan savaşta da önemli rol oynadı ve arkasından Basra valiliğine getirilen Hâlid b. Abdullah b. Hâlid b. Esîd'e vekâleten bir süre Basra'yı idare etmekle görevlendirildi.

78 (697) yılında İbn Ebû Bekre'yi Sîstan valiliğine tayin eden Irak genel valisi Haccâc b. Yûsuf es-Sekafî, ona son zamanlarda taahhüdünü yerine getirmeyen Türk Hükümdarı Rutbîl'i yakalayıp öldürmesini, ülkesini tahrip etmesini ve ailesini de esir almasını emretti. Hemen harekete geçen İbn Ebû Bekre pek çok ganimet aldıktan sonra geri çekilen Rutbîl'i takip ederek ülkenin içlerine kadar ilerledi ve böylece Türkler'in arkadan çevirme oyununa geldi; bir anda ordusuyla birlikte tamamen yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Ancak pek çok askerini kaybettikten sonra 500.000 veya 700.000 dirhem ödemek ve üç oğlu ile bazı kumandanlarını rehin bırakmak suretiyle canını ve askerlerinin geri kalanını kurtarabildi (79/698). O tarihten sonra verdiği ağır kayıplar sebebiyle bu ordudan "ceyşü'l-fenâ" diye bahsedilmiştir. Bu yenilgiye çok üzülen ve endişeye kapılan Haccâc b. Yûsuf, Halife Abdülmelik b. Mervân'a bir mektup yazarak Türkler'in kendilerini devamlı tehdit eden bir tehlike olduğunu ve bu tehlikenin daha fazla büyümeden bir an önce bastırılması gerektiğini bildirip ondan Sîstan'a kuvvetli bir ordu göndermesini istedi. Kaynaklar, 80 (699) yılında mevcudu 40.000'i aşkın bir ordunun Abdurrahman b. Muhammed b. Eş'as kumandasında Türkler'i yendiğini bildirmektedir.

Halife Abdülmelik b. Mervân, savaş meydanlarındaki kahramanlık ve cesaretiyle tanınan İbn Ebû Bekre'den Habeş asıllı olması sebebiyle "el-edgam seyyidü ehli'l-Meşrik" (Şarklılar'ın efendisi siyahî) diye söz ederdi. Kaynaklarda, İbn Ebû Bekre'nin komşusu saydığı 160 aileye devamlı yardımda bulunduğu ve her bayram 100 köle âzat ettiği bildirilmekte, cömertliğinden dolayı kendisine "ecvedü'l-Arab" denildiği, hatta bu hususta ünlü Hâtim et-Tâî'yi dahi geçtiğini ihsas için Ebû Hâtim künyesiyle anıldığı belirtilmektedir. 79 (698) yılında Türkler'in karşısında uğradığı ağır mağlûbiyetin üzüntüsünden veya kulağındaki bir rahatsızlıktan dolayı Büst'te vefat etmiştir; 80 (699) yılında ölmüş olması da muhtemeldir. Hastalığı sırasında oğlu Ebû Berdea'yı yerine vekil bıraktığı, Basralı şair İbn Müferriğ el-Himyerî'yi Sîstan'a çağırarak kendisini öven kasideler yazdırdığı, babası Ebû Bekre, Hz. Ali, İbn Sîrîn, Saîd b. Cümhân ve başkalarından hadis rivayet ettiği belirtilmektedir.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN