İbnü’l-gurbâlî

Endülüslü seçkin bir ailenin çocuğu olarak Kurtuba'da (Cordoba) doğdu. Büyük dedelerinden Âsım'a nisbetle İbn Âsım diye de anılır; İbnü'l-Gurbâlî lakabını neden aldığı ise bilinmemektedir. Tahsilini Kurtuba'da yaptı; muhtemelen 330 (941) yılında şehre yerleşen nahivci Ebû Ali el-Kālî'nin talebesidir. Öğrenimini tamamladıktan sonra şurta teşkilâtına girerek sâhibü'ş-şurtalığa kadar yükseldi. Emîr Muhammed b. Abdurrahman'ın güvenini ve dostluğunu kazandığı için üst düzey bir yetkili sıfatıyla saraydaki toplantılara katıldı (Humeydî, II, 417). Endülüs'te karışıklık ve isyanların baş gösterdiği bir dönemde âsi Berberîler'in Kurtuba'yı ele geçirmeleri sırasında 5 veya 6 Şevval 403 (19 veya 20 Nisan 1013) tarihinde öldürüldü (İbnü'l-Ebbâr, II, 445). Özellikle astronomi, meteoroloji, ziraat ve coğrafya gibi ilim dallarında geniş bilgiye sahip olan İbnü'l-Gurbâlî, bu konularda kaleme aldığı Kitâbü'l-Envâʾ ve'l-ezmine adlı eserinde kendinden öncekilerden intikal eden bilgileri tenkide tâbi tuttu ve bizzat ilmî gözlemlerde bulunarak müphem noktalara açıklık getirmeye çalıştı. Arap dili ve edebiyatına dair yazdığı bildirilen Muḫtaṣarü'l-Beyân ve't-tebyîn adlı eser de aynı zamanda edip olduğunu gösterir; ayrıca klasik kaynaklar onun şairliğinden bahseder ve şiirlerinden örnekler verir.

Eserleri. İbnü'l-Gurbâlî'nin günümüze ulaşan tek eseri Kitâbü'l-Envâʾ ve'l-ezmine ve maʿrifeti aʿyâni'l-kevâkib, müslüman Araplar'ın özellikle halk astronomi ve meteorolojisiyle ilgili birikimlerini ortaya koydukları "kitâbü'l-envâ' ve'l-ezmine" türünün en önemli örneğidir. Bu türde yazılan yaklaşık elliye yakın eserden günümüze gelebilenler sadece dört tane olup bunlar arasında İbnü'l-Gurbâlî'ninki tarih itibariyle ikinci, muhteva ve metot itibariyle birinci durumundadır. Eser, bir girişle otuz üç bölüm (kavl) ve bu bölümlerin çeşitli sayıdaki alt bölümlerinden oluşmuştur. Araplar'ın gökyüzünü, felekleri, kutupları ve burçları adlandırmadaki metotlarını, güneş, ay ve gezegenlerin hareketlerini, kıble tayinini ve atmosferde meydana gelen olayların tesbitini ele alır. Ayrıca develerle koyunların aşım, doğum ve yavrularının sütten kesilme zamanları gibi çiftçilikte bilinmesi gerekli hususlarda ve çeşitli ziraî konularda da bilgi vermektedir. Eserin dikkat çeken bir yönü de lengüistik bir özelliğe sahip olmasıdır. Genellikle terim ve kavramların tahliline girişilmekte ve pek çok yerde etimolojik açıklamalar yapılmaktadır. Konuların yorumunda ise âyet, hadis, emsâl ve dil kurallarına başvurulmuş, yer yer de Arap efsanelerinden faydalanılmıştır. Müellif tarafından da belirtildiği gibi kitap, bu alanda yazılmış pek çok eserin gözden geçirilmesi ve onlardaki dağınık bilgilerin bir araya toplanarak özetlenmesi suretiyle meydana getirilmiştir. İbnü'l-Gurbâlî'nin faydalandığı müellifler arasında Kisâî, Yahyâ b. Ziyâd el-Ferrâ, Ebû Zeyd el-Ensârî, Asmaî, İbnü's-Sikkît, İbn Kuteybe, Ebû Hanîfe ed-Dîneverî ve Ebû Ali el-Kālî gibi şahsiyetler bulunmakta, bununla birlikte onun kitabını hazırlarken öncekilere tamamen bağımlı kalmadığı, seçici, eleştirici ve yenilikçi olduğu görülmektedir. Eserin bilinen tek yazma nüshası İstanbul'da olup (TSMK, III. Ahmed, nr. 3508) önce Fuat Sezgin tarafından tıpkıbasımı (Frankfurt 1985), arkasından bazı bölümlerinin Rafael Munoz tarafından İspanyolca'ya çevirisi (Revista del Instituto Egipcio de Estudios Islamicos en Madrid, XXV [1991-1992], s. 102-117) ve Nûrî Hammûdî el-Kaysî ile Muhammed Nâyif ed-Düleymî tarafından tahkikli neşri yapılmıştır (Beyrut 1996). Daha sonra Hüseyin Elmalı kitabı bir giriş yazısı ile birlikte tekrar yayımlamıştır (Ankara 1997). İbnü'l-Ebbâr'ın verdiği bilgiye göre İbnü'l-Gurbâlî, Câhiz'in Arap dili ve edebiyatı konusunda yazdığı en önemli eseri olan el-Beyân ve't-tebyîn'i de ihtisar etmiştir

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN