İbnü’l-hayyât et-tağlebî

450 (1058) yılında Dımaşk'ta doğdu. Babası terzi (ḫayyât) olduğu için İbnü'l-Hayyât künyesiyle tanındı. Soyu Tağlib kabilesine dayandığından Tağlebî nisbesiyle anılır. Çocukluğunda, komşuları olan Dımaşk şairlerinden Emîr Ebü'l-Fityân İbn Hayyûs'a özenerek şiire büyük bir ilgi duydu. On yaşında iken Fâtımîler'in Şam bölgesindeki hâkimiyetleri sona erdi. 461'deki (1069) büyük yangın ve 469 (1076-77) yılında had safhaya ulaşan açlık ve fakirlik sebebiyle az sayıda insan hayatta kalabildi. İbnü'l-Hayyât bu dönemde Dımaşk'tan ayrılarak Hama'ya gitti. Burada Emîr Ebü'l-Fevâris Muhammed b. Mânek'le yakın dost oldu. Bir süre onun yanında kâtip olarak çalıştı ve kâtip unvanı ile tanındı. Daha sonra şair olarak dikkat çekmeye başladı. 464'te (1072) Dımaşk'tan Halep'e göç etmiş olan eski komşusu ve şiirde ustası İbn Hayyûs'la görüşmek üzere Halep'e gitti. Şiirlerini ona arzederek takdirini kazandı. Ardından Trablus ve Sûr gibi Suriye'nin önemli şehirlerini ziyaret etti. 476-486 (1083-1093) yılları arasında Trablusşam'da şehrin hâkimi olan Benî Ammâr ailesinin himayesinde rahat bir hayat sürdü. Ailenin ileri gelenleri için şiirler yazdı. Burada özellikle Ahmed b. Muhammed et-Tuleytılî ve diğer bazı ediplerden istifade etti. 484'te (1091) Trablus'tan ayrılarak Sûr Valisi Münîrüddevle'ye elçi olarak gitti. Orada Münîrüddevle için bir kaside yazdı. Bir süre sonra Trablus'a geri dönen şair 486 (1093) yılı dolaylarında tekrar Dımaşk'a geldi. Bu sıralarda şehirde Selçuklu Sultanı Alparslan'ın oğlu Tâcüddevle Tutuş hüküm sürüyordu. İbnü'l-Hayyât, 487'de (1094) Tâcüddevle Tutuş'un veziri Hibetullah b. Bedî' el-İsfahânî ile yakın dost olarak onunla birlikte Rey'e gitti. Rey'de İsfahânî hakkında yazdığı bir methiye ile 1000 dinar kazandı. Bundan sonraki yıllarda devam eden seyahatleri esnasında zamanının ünlü kişileri ve emîrleriyle tanıştı. Onlar için de kasideler yazdı. Ayrı kaldığı sürelerde doğum yeri Dımaşk'a büyük özlem duyan, bu duygusunu şiirlerine yansıtan şair 11 Ramazan 517'de (2 Kasım 1123) Dımaşk'ta vefat etti. İbnü'l-Hayyât'ın çocuklarından birinin şehrin valisinin kâtipliğini yaptığı, diğerlerinin de yüksek adlî görevlere getirildiği kaydedilmektedir.

Nesirde de başarılı olan şair, İbn Hayyûs'un ölümünden sonra Dımaşk şairlerinin en büyüğü olarak kabul edilmiştir. Klasik temalarda kaleme aldığı şiirlerinde tatlılık, güzellik ve fesahat vardır. Şiirleri arasında fahr ve hiciv temalarının nâdir olması, bunların özellikle övgüde yoğunlaşması, nefsiyle ve insanlarla barışık mütevazi bir karakteri yansıtmaktadır. Çocukluk ve gençlik yıllarında çektiği sıkıntıların etkisi şiirlerine de aksetmiştir. Şiirlerinde varlıklı olduğu dönemlerde de zamandan, talihsizliklerden ve yoksulluktan şikâyetini dile getirmiştir. Onun şiirlerinde Hama, Halep, Trablus, Sûr, Rey, Şîraz gibi bulunduğu yerlerle ilgili izlenimler de yer alır. Başta Hama Emîri Ebü'l-Fevâris Muhammed b. Mânek olmak üzere Trablusşam'da hüküm süren Benî Ammâr ve bazı Selçuklu emîrleriyle zamanın ileri gelen birçok devlet adamı için kaleme aldığı methiyeleri vardır.

İbnü'l-Hayyât'ın divanı öğrencilerinden İbnü'l-Kayserânî tarafından derlenmiş, ayrıca Ebû Tâhir Ahmed b. Muhammed es-Silefî de (ö. 576/1180) şiirlerinden bir ciltlik seçme yapmıştır. 3300 beyit ihtiva eden divanda 156 şiiri bulunmaktadır. İbnü'l-Hayyât'ın divanı Muhsin el-Cevâhirî (Necef 1343) ve Halîl Merdem Bek (Dımaşk 1377/1958) tarafından yayımlanmıştır.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN