İbnü’l-kerekî

Aslen Ürdün'ün doğusundaki Kerek'ten olup 9 Ramazan 835 (10 Mayıs 1432) tarihinde Kahire'de doğdu. Mukrî olan babası Abdurrahman el-Kerekî İbn Tolun Camii'nin imamı idi. Aynı zamanda Atabeg Yeşbeg'in imamlığını yapıyor ve câriyelerine ders veriyordu. Yeşbeg, Çerkez asıllı câriyelerinden birini onunla evlendirdi ve İbrâhim bu hanımdan doğdu (Sehâvî, IV, 124). Alemüddin Sâlih b. Ömer el-Bulkīnî, İbn Hacer el-Askalânî, Alâeddin el-Kalkaşendî, Sa'deddin İbnü'd-Deyrî, Emînüddin el-Aksarâyî, Takıyyüddin eş-Şümünnî, İbnü'l-Hümâm, Şemseddin es-Sehâvî ve Muhyiddin Kâfiyeci gibi birçok âlimden ders ve icâzet alan İbnü'l-Kerekî, Kur'ân-ı Kerîm'i ve çeşitli ilim dallarına ait temel metinleri ezberledi. Ayrıca Zeynüddin ez-Zerkeşî, İzzeddin Abdüsselâm el-Bağdâdî ve Şehâbeddin İbnü'l-Attâr'dan hadis okudu.

Fıkıh, hadis, tefsir, kıraat, Arap dili ve edebiyatı alanlarında yetişen İbnü'l-Kerekî, Türkçe bilmesi sayesinde Memlük sultanlarına yakın olma imkânı buldu. Kayıtbay'ın emirliği sırasında onunla dostluk kurdu ve özel imamı oldu. Kayıtbay'ın tahta çıkmasından (872/1468) sonra bu yakınlık daha da güçlendi. Birçok medresede müderrislik, hitabet ve meşihatlık görevleri yanında İbn Tolun Camii'nde imamlık görevine getirildi. Büyük maddî imkânlara kavuştu. Dımaşk, Halep, Kudüs ve Haremeyn seferlerinde sultanın yanında bulundu. Mekke medresesinde görev almayı talep ettiği halde sultan onu yanından ayırmak istemediği için bu talebini kabul etmedi. Ancak 886 (1481) yılında bir olay üzerine sultan İbnü'l-Kerekî'nin huzuruna girmesini yasakladı. İbnü'l-Kerekî bundan sonraki hayatını evinde ders okutmak ve fetva vermekle geçirdi. Bu sırada üç defa hacca gitti. 898'de (1493) tekrar imamlık görevine getirildi. Bir yıl sonra da hadis hocası olarak Eşrefiyye Medresesi müderrisliğine tayin edildi. Kayıtbay'ın oğlu Nâsırüddin Muhammed zamanında 903'te (1497) Hanefî başkadılığına getirilen İbnü'l-Kerekî üç yıl sonra azledildi. Sultan Kansu Gavri döneminde kendisine yeniden bu görev teklif edildiyse de kabul etmedi. İbnü'l-Kerekî, 5 Şâban 922 (3 Eylül 1516) tarihinde evinin önündeki havuzdan abdest alırken havuza düştü ve boğularak öldü; Sultan Kayıtbay'ın kabrinin yakınındaki Atabeg Türbesi'ne defnedildi.

Eserleri. İbnü'l-Kerekî'nin kaynaklarda sadece üç eserinin adı geçmektedir. Kısaca el-Feyż veya Fetâvâ olarak da anılan Feyżü'l-mevla'l-kerîm ʿalâ ʿabdihî İbrâhîm, Hanefî fıkhına dair klasik sistematiğe uyularak kaleme alınmış bir fetva kitabıdır. İstanbul kütüphanelerinde çeşitli yazma nüshaları mevcut olup (Süleymaniye Ktp., Cârullah Efendi, nr. 956, Yenicami, nr. 649, 650, 651, Fâtih, nr. 2396, Esad Efendi, nr. 1113, Bağdatlı Vehbi Efendi, nr. 407, 652, Damad İbrâhim Paşa, nr. 712, Hamidiye, nr. 604, Hafîd Efendi, nr. 104, Turhan Vâlide Sultan, nr. 169, Ayasofya, nr. 1574, Beşir Ağa, nr. 323; TSMK, III. Ahmed, nr. 1147) Yale Üniversitesi Kütüphanesi'nde Mecmûʿu'l-mesâʾil adıyla kayıtlı (nr. A-150) eser de bu kitap olmalıdır. Kaynaklarda onun İbn Hişâm en-Nahvî'nin Evḍaḥu'l-mesâlik ilâ Elfiyyeti İbn Mâlik (et-Tavżîḥ) adlı eserine bir hâşiye yazdığı belirtilmekte, Bibliothèque Nationale'de tarihe dair bir çalışmasının bulunduğu haber verilmektedir (De Slane, s. 345). İbnü'l-Kerekî, Celâleddin es-Süyûtî ile çeşitli konularda tartışmış, Süyûtî ona reddiye olarak el-Cevâbü'z-zekî ʿan ḳumâmeti İbni'l-Kerekî, es-Sârimü'l-Hindekî fî ʿunuḳı İbni'l-Kerekî ve Ṭarazü'l-ʿamâme fi't-tefriḳa beyne'l-maḳāme ve'l-ḳumâme adlı risâleleri kaleme almıştır.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN