İbnü’l-mukrî el-yemenî

Genellikle kabul edilen rivayete göre 754 (1353) yılında, Yemen'in Kızıldeniz sahilinde bulunan Şerce bölgesindeki Ebyâtü Hüseyin'de dünyaya geldi ve orada yetişti. Doğumu için 755 (1354) ve 765 (1363) yılları da verilmektedir. Benî Şâver kabilesine mensuptur. İlk öğrenimini bölgenin hocalarından gördükten sonra 782'de (1380) Zebîd'e gitti. Ebû Abdullah Cemâleddin Muhammed b. Abdullah er-Reymî'den fıkıh, Muhammed b. Zekeriyyâ ve Sirâcüddin Abdüllatîf b. Ebû Bekir eş-Şercî gibi âlimlerden Arap dili ve edebiyatı okudu. Fıkıh, fıkıh usulü, mantık ve Arap dilinde uzmanlaşarak bölgenin önde gelen âlimleri arasında yer aldı. İlmî münakaşalarda büyük başarı gösterdiği, özellikle Muhyiddin İbnü'l-Arabî taraftarları ile yaptığı tartışmalarda ortaya koyduğu görüşlerinin takdir topladığı kaydedilmektedir. Arap edebiyatının nazım ve nesrinde usta olan İbnü'l-Mukrî'nin, şiirlerinde başta cinas olmak üzere edebî sanatların bütün inceliklerini ustalıkla kullandığı için bu hususta Mütenebbî'den üstün olduğu söylenmiştir.

İbnü'l-Mukrî, Resûlî Devleti'nin hükümdarı el-Melikü'l-Eşref İsmâil tarafından önce Taiz'deki Mücâhidiyye Medresesi'ne, ardından Zebîd'deki Nizâmiyye Medresesi'ne müderris tayin edildi. O dönemde kendisine idarî ve siyasî bazı görevler de verildi; Mehâlib'e emîr ve arkasından Mısır'a elçi olarak gönderildi. Ayrıca çeşitli yerlerde kadılık yaptı. 808 (1406) yılında hac maksadıyla gittiği Mekke'de Şerîf Bedreddin Hasan b. Aclân ile görüşüp kendisi için yazdığı kasideyi sunduktan sonra Halye (Yemen) Emîri Mûsâ b. Harâmî'nin barış teklifini ileten İbnü'l-Mukrî, hem bu teklifin kabul edilmesini sağladı hem de 30.000 dirhemle ödüllendirildi (kaside için bk. İbn Tağrîberdî, V, 95-97). 837 yılı Safer ayı sonunda (Ekim 1433) Zebîd'de vefat etti.

Eserleri. 1. İrşâdü'l-ġāvî ilâ (fî) mesâliki'l-Ḥâvî (Kahire 1302, 1320). Abdülgaffâr b. Abdülkerîm el-Kazvînî'nin el-Ḥâvi'ṣ-ṣaġīr adlı kitabının muhtasarı olup Şâfiî fıkhının önemli eserlerinden Muḫtaṣarü'l-Ḥâvi'ṣ-ṣaġīr olarak da bilinmektedir. İbnü'l-Mukrî bu eserinde kendi görüşlerine de yer vermiş, zaman zaman kısa açıklamalarda bulunmuştur. Sıbt İbnü'l-Acemî ve Ebü'l-Fazl Şehâbeddin İbnü's-Sayrafî'nin manzum hale getirdiği İrşâdü'l-ġāvî üzerine bizzat müellif (aş.bk.), ayrıca Kemâleddin İbn Ebû Şerîf el-Makdisî (el-İsʿâd bi-şerḥi'l-İrşâd), Şemseddin Muhammed b. Abdülmün'im el-Cevcerî ve Muslihuddin Mehmed Lârî tarafından birer, İbn Hacer el-Heytemî tarafından biri küçük (el-İmdâd fî şerḥi'l-İrşâd), diğeri büyük (Fetḥu'l-cevâd bi-[fî] şerḥi'l-İrşâd) iki şerh kaleme alınmıştır. Eser ayrıca Ahmed b. Muhammed el-Kastallânî tarafından telhis edilmiştir. 2. İḫlâṣü'n-nâvî fî İrşâdi'l-ġāvî ilâ mesâliki'l-Ḥâvî (Kitâbü't-Temşiye bi-şerḥi İrşâdi'l-ġāvî fî mesâliki'l-Ḥâvî). Müellifin bir önceki eserine yazdığı iki ciltlik şerhtir. Şâfiî mezhebinin altmış beş temel kaynağından istifade ile hazırlanmış olan eser 90.000 civarında meseleyi ihtiva etmektedir. Bilhassa Afrika ile Yemen'de ders kitabı olarak okutulan İḫlâṣü'n-nâvî birçok defa yayımlanmıştır (nşr. Abdülazîz Atıyye Zelat, I-IV, Kahire 1409-1411/1989-1991; nşr. Mahmud Abdülmütecellî Halîfe, I-III, Kahire 1409/1988, Ahmed Osman Muhammed eş-Şâşî es-Somâlî'nin et-Taʿlîḳ'i ile birlikte). 3. Ravżü'ṭ-ṭâlib. Nevevî'nin Ravżatü'ṭ-ṭâlibîn'inin ihtisarı olup Zekeriyyâ el-Ensârî'nin Esne'l-meṭâlib adlı şerhiyle birlikte dört cilt halinde basılmıştır (Kahire 1313). Bu şerhe Abdullah b. Ömer Bâ Mahreme bir hâşiye, Ravżü'ṭ-ṭâlib'e de İbnü'l-Mukrî'nin talebesi Fetâ (el-İlhâm limâ fi'r-Ravżi mine'l-evhâm) ve Şemseddin Muhammed b. Abdurrahman İbn Sûle ed-Dimyâtî (Şerḥu'r-Ravż) birer şerh yazmıştır. 4. ʿUnvânü'ş-şerefi'l-vâfî fî ʿilmi'l-fıḳh ve'l-ʿarûż ve't-târîḫ ve'n-naḥv ve'l-ḳavâfî (Haydarâbâd-Dekken 1272; Halep 1294; Kahire 1272, 1318; Kalküta 1294; Taiz-Dımaşk 1987). Aslında bir fıkıh kitabı olmakla birlikte satır başları, ortaları ve sonlarındaki harf ya da kelimeler aynı zamanda birer sütun içinde yukarıdan aşağıya sıralandığı takdirde aruz, tarih, nahiv ve kafiye alanında dört ayrı eser oluşturmaktadır. İbnü'l-Mukrî, el-Melikü'l-Eşref'e takdim etmek üzere hazırladığı bu kitabı, tamamlanmasından önce sultanın vefatı sebebiyle yerine geçen oğlu el-Melikü'n-Nâsır Ahmed'e sunmuştur. Sultanın iltifatını ve bölge âlimlerinin takdirini kazanan eser, İbn Kādî Şühbe tarafından Ebû İshak eş-Şîrâzî'nin et-Tenbîh'i ile aynı değerde sayılmıştır. Son olarak Abdullah İbrâhim el-Ensârî'nin yaptığı tahkikli neşirde (Devha 1396/1976, 1400/1980), renklendirme yardımıyla ana metni ve diğer eserleri belirginleştiren ve kitabın bu özelliğini ön plana çıkaran bir basım tekniği uygulanmıştır. 5. el-Cevâhirü'l-lâmiʿa fî tecnîsi'l-ferâʾidi'l-câmiʿa li'l-meʿâni'r-râʾiʿa (el-Bedîʿiyye). İzzeddin Ali b. Hüseyin b. Ali el-Mevsılî ve Safiyyüddin el-Hillî gibi bazı şairlerin bedîiyyâtı tarzındaki bu eser el-Melikü'n-Nâsır Ahmed'in emriyle hazırlanmıştır. 144 beyitte 150 bedîî sanatın ortaya konduğu kitabın birçok kütüphanede yazma nüshası vardır (Süleymaniye Ktp., Hâlet Efendi, nr. 814, Şehid Ali Paşa, nr. 2396; ayrıca bk. Brockelmann, GAL Suppl., II, 254). Princeton Üniversitesi Kütüphanesi'nde bir yazması bulunan el-Cümânâtü'l-bedîʿa fî medḥi ʿalemi'ş-şerîʿa adlı eser de bu kitap olmalıdır (Hitti v.dğr., s. 38-39). 6. el-Ferîdetü'l-câmiʿa li'l-meʿâni'r-râʾiʿa. Müellifin bir önceki eserine yazdığı şerhtir (nşr. Abdurrahman Abdullah Ahmed el-Hadramî, San'a 1406/1985). 7. Dîvân (Mecmûʿu'l-Ḳāḍi'l-Fâżıl Şerefiddîn İsmâʿîl b. Ebî Bekr el-Muḳrî) (Bombay 1305). Emîrlere methiye niteliğinde kasidelerden müteşekkil olup İbnü'l-Mukrî'nin bir çağdaşı tarafından derlenmiştir. 8. Dîvânü İbni'l-Muḳrî (nşr. Abdullah b. İbrâhim el-Ensârî, Devha 1988). Ahmed b. Ahmed eş-Şercî'nin derlediği bu divan öncekinden farklıdır. 9. Lâmiyyetü İsmâʿîl b. Ebî Bekr el-Muḳrî. Birçok defa basılan bu kaside (Kalküta 1811, Ahmed b. Muhammed el-Yemenî eş-Şirvânî'nin Nefḥatü'l-Yemen'i ile birlikte; Bombay 1286/1869, 1297/1880), çeşitli kütüphanelerde yazma nüshaları bulunan Muʿârażatü Lâmiyyeti'l-ʿAcem ile aynı eser olmalıdır. 10. el-Ḳaṣîdetü'd-dâmiġa (Süleymaniye Ktp., Fâtih, nr. 3144, vr. 184b-188a). 186 beyit olup Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin tasavvuf anlayışını ve özellikle vahdet-i vücûd nazariyesini Hz. Peygamber'e şikâyet üslûbunda eleştirmektedir. 11. Tevsîʿu beyteyi'l-Ḥarîrî. Harîrî'nin benzeri yazılamayacağı ileri sürülen iki beytine benzer olarak hazırlanan elli beyitlik bir kasidedir (Süleymaniye Ktp., Lâleli, nr. 1854; Şehid Ali Paşa, nr. 2159). 12. eẕ-Ẕerîʿa ilâ naṣri'ş-şerîʿa. Ömer b. Yûsuf el-Mahrûmî'nin el-ʿAṭâ bi'n-nûri'l-vehbî ʿan esrâri cevâhiri İbni'l-ʿArabî adlı eserinde yer alan tasavvufî bid'atlara reddiye mahiyetinde yazılmış 162 beyitlik bir kasidedir (Brockelmann, GAL, II, 243; Suppl., II, 254). 13. ʿAkīdetü İsmâʿîl el-Muḳrî. Mektebetü câmiati'l-Melik Suûd'da (Usûlüddin, nr. 1139/3) yedi varaklık bir nüshası vardır. Müellifin çeşitli kütüphanelerde yazma nüshaları bulunan diğer eserleri de şunlardır: Ḳaṣîdetü'l-ezkiyâʾ fî ṭarîḳati'l-evliyâʾ, el-Ḳaṣîdetü't-tâʾiyye, Risâle fî mesâʾili'l-ḫilâf, er-Rikâzü'l-muḫammes fîmâ ḳīle mine'l-evcüh fi'l-mâʾi'l-müşemmes, Manẓûmetü'd-dimâʾ (Dimâʾü'l-ḥâc ve'l-iʿtimâr), Esmâʾüllâhi'l-ḥüsnâ, Taḫmîsü'l-Ḳaṣîdeti'l-Muḍariyye (Brockelmann, GAL Suppl., II, 254-255; Mach – Ormsby, s. 256).

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
SON DAKİKA