İbnü’n-nahvî

433 (1041) yılında Tunus'un Tevzer kasabasında doğdu. Derslerinde nahiv ilmine ağırlık verdiği için İbnü'n-Nahvî künyesiyle tanındı. Öğrenimine Tevzer'de başladı. Ardından Kayveran'a giderek Abdülcelîl er-Rabaî ed-Dîbâcî, Abdülhâliḳ es-Süyûrî, Ebû Abdullah el-Mâzerî ve Ebü'l-Hasan Ali b. Muhammed el-Lahmî gibi âlimlerin derslerine devam etti. Öğrenimini tamamladıktan sonra Tunus'ta ders vermeye başladıysa da yöneticilerle anlaşamayıp buradan ayrıldı. Bir süre Bicâye (Bougie) yakınlarındaki Benî Hammâd Kalesi'nde kaldı, ardından Sicilmâse'ye ve Fas'a gitti. Sert bir tabiata sahip olması sebebiyle bu şehirlerde fazla barınamayıp Benî Hammâd Kalesi'ne geri döndü. Buradan hacca gitmek üzere yola çıktı ve uzun süren hac seyahatinden sonra yine Benî Hammâd Kalesi'ne döndü ve burada vefat etti. Şiirlerinden hac dönüşü bir müddet Mısır'da kaldığı anlaşılmaktadır.

Gazzâlî'ye son derece bağlı olan İbnü'n-Nahvî'nin, ramazan aylarında otuza böldüğü İḥyâʾü ʿulûmi'd-dîn'i her gün bir kısmını okumak suretiyle hatmettiği kaydedilir. Tevzer'deki çiftliğinin geliriyle geçinen İbnü'n-Nahvî, Ebû Muhammed et-Tâhertî, Ebû Abdullah İbnü'r-Remmâme ve Ebû İmrân es-Sanhâcî gibi birçok öğrenci yetiştirmiştir. Kendisine nisbet edilen bazı kerametler İbn Hirzihim tarafından nakledilmiştir.

İbnü'n-Nahvî'nin el-Ḳaṣîdetü'l-münferice (el-Ferec baʿde'ş-şidde, Ümmü'l-ferec, el-Fütûḥ, el-Münferice) adlı kasidesini, kendisi Tevzer dışında iken malının gasbedildiğini duyması üzerine nazmettiği rivayet edilir. Allah'a teslimiyeti dile getiren bu kaside büyük bir üne kavuşmuş, sıkıntılı ve kederli insanların virdi haline gelmiştir. Sübkî el-Ḳaṣîdetü'l-münferice'nin ism-i a'zamı içerdiğine, bu sebeple kasideyi dua olarak okuyan kişinin duasının mutlaka kabul olacağına inanıldığını söyler (Ṭabaḳāt, VIII, 60). Nüshalarına göre kırk ile elli beyit arasında değişen kaside, çok az kullanılan ve "feilün" tef'ilesinin sekiz defa tekrarından oluşan "habeb" bahrinde yazılmıştır. el-Ḳaṣîdetü'l-münferice şerhleriyle birlikte birçok defa basılmış (İstanbul 1290, 1302; Bombay 1299; Bulak 1303; İskenderiye 1304), üzerinde şerh, tercüme, tahmîs, tesbî', taştîr, taklid, muâraza ve tazmîn türü çalışmalar yapılmıştır. Ebû Yahyâ Zekeriyyâ b. Muhammed el-Ensârî'nin el-Eḍvâʾü'l-behice fî ibrâzi deḳāʾiḳı'l-Münferice (İstanbul 1302; Kahire 1323; Cezayir 1854-1855) ve İsmâil Rusûhî Ankaravî'nin el-Hikemü'l-münderice fî şerḥi'l-Münferice (Bulak 1300) adlı şerhleri basılmıştır. Ebü'l-Abbas Ahmed b. Abdurrahman el-Bicâî en-Nekāvüsî'nin el-Envârü'l-münferice fî basṭı esrâri'l-Münferice adlı şerhinin girişinde İbnü'n-Nahvî'nin biyografisine de yer verilmiştir (kasidenin diğer şerhleriyle bunların yazma nüshaları için bk. Brockelmann, GAL [Ar.], V, 110-111; Muhammed Ezher Bây, sy. 29 [1988], s. 178-180). Abdullah b. Hayreddin el-Bergamavî tarafından Türkçe'ye çevrilip şerhedilen kasideyi Hüseyin b. Es'ad el-Müeyyedî Farsça'ya tercüme etmiştir.

el-Ḳaṣîdetü'l-münferice Ahmed b. Âmir et-Teazzî, Ebû Bekir İbn Hamsîn, İbnü'ş-Şübbât et-Tevzerî, Alâeddin el-Fükâî, İbn Nuaym el-Kurtubî, Abdülhamîd Harpûtî ve İbn Melik el-Hamevî tarafından tahmis edilmiş, son tahmîs kasidenin metniyle birlikte yayımlanmıştır (İskenderiye 1304). Abdülhamîd Harpûtî'nin tahmîsiyle oğlu Kemâleddin Harpûtî'nin buna yazdığı şerh ile (Ma'mûretülazîz 1317) adı bilinmeyen bir kişi tarafından yapılan Türkçe tahmîs de basılmıştır (İstanbul 1290). Kaside için yazılan sekiz tahmîsi Sellâm b. Ömer el-Mizâhî el-Leʾâliʾü'l-mübehrece fî taḫmîsi'l-Münferice adıyla bir araya getirmiştir. Kaside üzerine, Mustafa b. Kemâleddin es-Sıddîkī ile Abdülganî b. İsmâil en-Nablusî ve diğer bazı kimseler taklid, Ebü'l-Fazl Muhammed b. Ahmed ed-Dımaşkī tazmîn (taştîr), Cemâleddin Muhammed İbnü'l-Vefâ tesbî' Ebû Abdullah Muhammed b. Ahmed el-Buhârî ile Muhammed b. Abdürrahîm b. Yahbiş et-Tâzî muâraza tarzında çalışmalar kaleme almışlardır. Bunun dışında el-Vaṣıyye adlı bir risâlesiyle, hocası Şukrâtısî'nin kasidesinin ta'şîri olan ed-Dîbâcü'l-müneşşer ve'l-minhâcü'l-muʿaşşer adlı uzun bir manzumesi olduğu bilinen İbnü'n-Nahvî'nin kaynaklarda bazı şiirlerine de rastlanmaktadır (Kādî İyâz, I, 252; İmâdüddin el-İsfahânî, I, 326; İbnü'z-Zeyyât et-Tâdilî, s. 74; İbn Ebû Zer', s. 34; Süyûtî, II, 362).

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN