İbrâhim b. mehdî

Ramazan 162'de (Haziran 779) Bağdat'ta doğdu. Babası Halife Mehdî-Billâh, annesi Şekle (Şikle) adında Deylemli bir câriyedir; annesine nisbetle İbn Şekle diye de anılır. Üvey kardeşi Hârûnürreşîd zamanında (786-809) Dımaşk valiliği yapan İbrâhim, hilâfetin Me'mûn'a geçmesi ve daha sonra onun Merv'e yerleşerek 2 Ramazan 201'de (24 Mart 817) Hz. Hüseyin'in neslinden gelen Mûsâ el-Kâzım'ın oğlu Ali er-Rızâ'yı veliaht tayin edip bayrağın ve asker üniformasının rengini Abbâsî siyahından Şiî yeşiline çevirmesi üzerine bu durumu kabullenemeyen Bağdat'taki Abbâsîler ve Bağdat halkı tarafından, gıyabında hal'ettikleri Me'mûn'un yerine halifeliğe getirildi (201/817). Tahta geçince Mübârek unvanını alan İbrâhim, 5 Muharrem 202'de (24 Temmuz 817) Bağdat Ulucamii'nde hutbe okudu ve Ubeydullah b. Abbas b. Muhammed ile Mansûr b. Mehdî'nin başlattıkları biatları kabul etti. Fakat biat töreninin hemen arkasından ordu içinde huzursuzluklar baş gösterdi. İbrâhim b. Mehdî sükûneti tesis ettikten sonra Kûfe, Hîre ve Sevâd'a hâkim olarak Medâin'de karargâh kurdu ve Me'mûn'un kuvvetlerine karşı mücadeleye girişti. Ancak kumandanlarından Saîd b. Sâcûr ve Îsâ b. Muhammed, 26 Receb 202'de (7 Şubat 818) Vâsıt yakınlarında Me'mûn'un Irak valisi Hasan b. Sehl tarafından bozguna uğratıldı. Ardından İbrâhim'in adamları Me'mûn adına faaliyet göstermeye başladılar. Bu arada İbrâhim b. Mehdî, Îsâ b. Muhammed'in Hasan b. Sehl ile mektuplaştığını öğrenerek onu hapse attıysa da kısa bir süre sonra serbest bırakmak zorunda kaldı; Me'mûn'un Bağdat'a doğru yola çıkması üzerine de halifelik iddiasından vazgeçti. Me'mûn'un Bağdat'a girişinden (15 Safer 204 / 11 Ağustos 819) kısa bir süre önce gizlenen İbrâhim altı yıl kadar sonra yakalanarak halifenin huzuruna çıkarıldı. Me'mûn, Abbâsî ailesinden bazılarının öldürülmesini istemelerine rağmen kendisinden özür dileyen ve bağışlanmasını isteyen İbrâhim'i affetti. Bu af olayında İbrâhim'in inşad ettiği uzun bir kasidenin rol oynadığı ve sonunda Me'mûn'un, "Ben de şimdi Yûsuf peygamberin kardeşlerine söylediğini söylüyorum" diyerek, "Bugün sizi kınamak yok. Allah sizi affetsin; O merhametlilerin en merhametlisidir" (Yûsuf 12/92-93) âyetlerini okuduğu rivayet edilir (Taberî, VIII, 604-606). O tarihten sonra İbrâhim'in saraya sık sık gidip geldiği ve vefatında da (Ramazan 224 / Temmuz 839) cenaze namazını Halife Mu'tasım-Billâh'ın kıldırdığı bilinmektedir.

İbrâhim b. Mehdî'nin en önemli özelliklerinden biri devrin önde gelen mugannî ve bestekârlarından olmasıdır. Altı yaşında babasını kaybettikten sonra sesi ve mûsiki bilgisiyle ünlü annesinin himayesinde hayatını sürdüren İbrâhim, üvey kız kardeşi Uleyye ile birlikte mûsiki çalışmaya başladı; Hârûnürreşîd de onların bu yöndeki eğitimiyle bizzat ilgilendi. Kaynaklarda, sarayın en büyük mûsikişinaslarından ikisinin halifenin kardeşleri olduğu ve bunlardan İbrâhim okumaya başladığı zaman herkesin meşguliyetini bırakıp onu dinlediği rivayet edilmektedir. Fakat yine de İbrâhim'in hilâfet ailesine mensubiyeti mûsikideki ilerlemesini sınırlamıştır. İbrâhim b. Mehdî, İbn Câmi' ile birlikte, o dönemin diğer büyük mûsikişinasları ve klasik ekolün savunucuları olan İbrâhim el-Mevsılî ile oğlu İshak el-Mevsılî'ye karşı yenilikçi ekolü temsil etmişlerdir. Özellikle İbrâhim onların geleneksel tavrına karşılık yeni arayışlar içerisindeki serbestliğiyle tanınıyordu. Arap ve Fars mûsikisi lahinlerini birleştirerek romantik bir üslûp geliştirmiş, neticede Fars romantik mûsiki hareketinin öncüsü olmuştu. Ancak aralarındaki çekişmeye rağmen İbrâhim el-Mehdî ile İshak el-Mevsılî'nin birbirlerine bestelerini gönderdikleri, İshak'ın onun sesini ve bestelerini çok beğendiği nakledilir. Aynı zamanda iyi bir mûsiki nazariyatçısı, hocası ve enstrüman icracısı olan İbrâhim b. Mehdî birçok öğrenci yetiştirmiştir; bunlar arasında Muhammed b. Hâris ve Amr b. Bâne en önemlileridir. Kurduğu mûsiki ekolü ancak üçdört nesil sonra iyice yerleşen İbrâhim b. Mehdî ayrıca şiir, tabii ilimler, fıkıh, mantık ve hadis konularında da bilgi sahibiydi.

Kaynaklar İbrâhim b. Mehdî'yi iri cüsseli olarak tanıtır ve kendisine bundan dolayı "Tinnîn" (ejderha) denildiğini kaydeder. Daha önceki halife çocukları içinde ondan daha güzel konuşan ve daha güzel şiir yazan kimsenin bulunmadığı söylenir. İbnü'n-Nedîm'in verdiği bilgiye göre İbrâhim Kitâbü'l-Edeb, Kitâbü'ṭ-Ṭabîḫ, Kitâbü'ṭ-Ṭayyib, Kitâbü'l-Ġınâ adlı eserlerin de sahibidir (el-Fihrist, s. 129). Kendisinin özel kâtipliğini yapmış olan Ebü'l-Hasan (Ebû Ya'kūb) İbnü'd-Dâye'nin günümüze ulaşmayan Aḫbâru İbrâhîm b. el-Mehdî adlı bir eser yazdığı kaydedilir (bk. İBNÜ'd-DÂYE).

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN