İnayet Hamid kimdir?

30 Ağustos 1932'de Tahran'da doğdu. Lise ve üniversite öğrenimi sırasında İngilizce, Fransızca ve Arapça öğrendi. 1954'te Tahran Üniversitesi'nin Hukuk ve Siyasal Bilimler fakültelerinden mezun oldu. Tahran'daki Japon elçiliğinde tercüman olarak çalışmaya başladı. Bu görevde kaldığı birkaç yıl boyunca çeşitli konularda çeviriler yapma ve Tahran'ın fikrî çevreleriyle temas kurma imkânı buldu. 1956'da İngiltere'ye gitti. O sırada Başbakan Muhammed Musaddık'ın İran petrollerinin millîleştirilmesi hareketinden çok etkilenen İnâyet çalışmalarını bu alanda yoğunlaştırdı ve iki yıl sonra London School of Economics'te İngiliz kamuoyu ve İran petrol krizi konusunda bir yüksek lisans tezi hazırladı. 1962'de aynı yerde The Impact of the West on Arab Nationalism (1952-1958) adlı doktora tezini tamamladı. Ardından iki yıl boyunca BBC World Service'te Farsça yayınlar bölümünde çalıştı. 1965-1966 yıllarında Sudan Hartum Üniversitesi'nde İslâm siyaset düşüncesi dersini okuttu. Daha sonra ülkesine dönüp Tahran Üniversitesi'nde siyaset bilimi doçenti oldu, ardından profesörlüğe yükseltildi. Verdiği derslerle kısa sürede üne kavuştu. 1973'te Oxford Üniversitesi St. Antony's College'a misafir profesör olarak gitti ve Oriental Institute'te modern Fars edebiyatının içtimaî ve siyasî muhtevası konusunda dersler verdi.

Tahran'daki üniversite hocalığından itibaren oldukça verimli bir döneme giren İnâyet, klasik ve çağdaş Avrupa düşünürlerinin fikirleri üzerine çeşitli konferanslar verdi. Bu arada kardeşi Mahmûd İnâyet'in çıkardığı Negîn dergisine yazılar yazdı. 1974'te, Tahran Üniversitesi İslâm felsefesi profesörü Âyetullah Murtazâ Mutahharî'nin evinde düzenli olarak toplanan bir tartışma grubunun çalışmalarına katıldı. Batı'nın entelektüel geleneğinin ülkesinde tanınmasını sağlamak amacıyla tercümeler yaptı. 1976'da modern Farsça'ya katkılarından ötürü Forough Edebiyat Ödülü'ne lâyık görüldü. Hocalığı esnasında, o zamana kadar akademik çevrelerin pek alışık olmadığı, modern Ortadoğu'nun tarihi ve modern İslâmî akımların içtimaî ve fikrî etkileri konularında ihdas ettiği dersler büyük ilgi gördü. 1980'de Oxford Üniversitesi St. Antony's College'da Albert Habib Hourani'den boşalan modern Ortadoğu tarihi hocalığına getirildi ve aynı okulun dâimî öğretim üyeliğine seçildi. 25 Temmuz 1982'de Londra'da öldü.

İnâyet'in bir siyaset bilimci olarak üzerinde önemle durduğu konu çağdaş İslâm siyaset düşüncesindeki akımlar ve ekoller olmuştur. Bu hususta yazdığı Seyrî der Endîşe-i Siyâsî-yi ʿArab adlı eserinde Arap millî şuurunun oluşum sürecini ele almış ve bu gelişmeleri üç temel âmile bağlamıştır. Bunlardan ilki Osmanlı Devleti'nin zayıflaması ve sistemin bunalıma girmesi, ardından Arap aydınlarının hilâfet kurumu hakkında kuşkular ortaya koymaları ve giderek bu kurumun Türkler'in elinde bulunuşuna yer yer karşı çıkmalarıdır. Arap aydınlarının bu tavrına, Araplar'ın geri kalmasının esas sorumlusu olarak Osmanlı idaresini göstermeleri ve hatta Osmanlılar'ın Araplar'ı sömürdüğü şeklindeki kanaatleri de eşlik etmiştir. Batı'nın Ortadoğu'daki işgal ve sömürüsü ile İsrail Devleti'nin kuruluşu ve siyonizmin gerçek bir tehdit olarak algılanması, Arap aydınlarında millî şuurun gelişmesine yol açan diğer iki âmil olup bunlar zaman içinde Arap birliği fikrinin temellerini hazırlamıştır.

En son ve en önemli eseri olan Modern Islamic Political Thought'ta esas itibariyle Sünnî ve Şiî siyaset düşüncesi geleneğinin tahlili, mukayesesi ve modern arayışlar bakımından rolü üzerinde duran İnâyet'e göre Sünnî siyaset düşüncesi geleneği realist, Şiî siyaset düşüncesi geleneği idealisttir. Sünnî düşünürler -meselâ Gazzâlî ve Mâverdî- çağın siyasî gelişmelerini gerçekçi bir tarzda değerlendirip hükümdar-halife ikiliğini kabul etmişlerdir. Şiî geleneği ise Hz. Peygamber'den sonra müslümanları yöneten siyasî otoriteyi başından beri gayri meşrû sayıp sürekli muhalefette kalmış, mevcut siyasî otoriteyle -meselâ Safevî iktidarı- uzlaşır gibi göründüğü zamanlarda bile ideal Şiî görüşün gelecekte gerçekleşeceği ümidini daima muhafaza etmiştir. Geleneksel Şiî idealizminin idealle realite arasında doğurduğu boşluk modern yönelişleri bu noktada yeni arayışlara itmiştir. Anayasal düzen fikri bu arayışların en önemli sonucudur. Geleneksel "takıyye" ilkesinin, pasif tutumların mazereti olmaktan çıkarılıp samimiyet ilkesiyle çelişmeyecek tarzda sınırlandırılmaya çalışılması da modern zamanlardaki bir yöneliştir. Hz. Hüseyin'in Kerbelâ'da şehid edilmesine karşı geleneksel matemci ve mitolojik yaklaşımın aşılması ve onun ayaklanmasının bir İslâm devleti kurma çabasının siyasî bir sembolü olarak tanımlanması da modern eğilimlerin tipik bir sonucudur. Yine bu eserinde, İslâm modernizminin Şiî-Sünnî yakınlaşmasına vesile olduğunu tesbit ederek bu iki kesim arasında barış imkânını araştıran İnâyet'e göre Sünnîler idealizme, Şiîler de realizme yöneldikçe yakınlaşma imkânları artacaktır. Sünnî ve Şiî çevrelerindeki çağdaş eğilimler, farklı geçmişler fikrini yavaş yavaş ortak gelecekler ümidine dönüştüren entelektüel bir uyuma yol açmaktadır.

Çağdaş müslüman ülkelerde milliyetçilik ve sosyalizm taraftarı fikirlerin yeşerdiği ortamı da değerlendiren İnâyet, milliyetçiliğin esas itibariyle İslâmiyet'le çeliştiğini belirterek bu ideolojinin müslüman toplumlarda Osmanlı Devleti'nin çöküşüyle başladığını vurgular. Sosyalizmin eşitlikçi ve antiemperyalist iddialarının bazı müslüman lider, düşünür ve gençlere uzun bir süre ilginç gelmesinin anlaşılabilir olduğunu ima eden İnâyet, bu ideolojinin içinde doğduğu Batı dünyasına has şartların İslâm dünyasına uymadığını ve sosyalizmin müslüman kitleleri harekete geçirecek bir terminolojiye sahip bulunmadığını belirtmektedir.

İnâyet, İslâm ve demokrasi hakkındaki değerlendirmesinde her din gibi İslâmiyet'in de değişmez ve sorgulanamaz bir inanç sistemine dayandığını, demokrasinin dinin temel ilke ve başlıca kutsallarını da tartışma konusu yapabilme hürriyeti olarak tanımlanması durumunda İslâm'a bir meydan okuma olarak algılanacağını ileri sürmektedir. Ancak demokrasi kavramıyla diktatörlük karşıtı bir yönetim biçimi kastediliyorsa İslâm demokrasiyle uyuşmaktadır. Zira İslâm'da bir kişinin yahut bir grup insanın keyfî ve indî yönetimine yer yoktur. Bu çerçevede İnâyet, İslâmî yönetim şeklinin bir teokrasi değil bir nomokrasi (hukuk rejimi) olduğunu ileri süren fikirlere dikkat çekmekte, fakat İslâm'da hukukun kutsal vahiyle olan ilişkisinin bu ayırımın değerini tartışılır kıldığını vurgulamaktadır.

Eserleri. A) Telif Eserleri. Bünyâd-ı Felsefe-yi Siyâsî der Ġarb ([ez Herâklit tâ Hâbs], Tahran 1349 hş./1970, 1351 hş./1972); İslâm ü Sosyalizm der Mıṣr ve Sehl Güftâr-ı Dîger (Tahran 1350 hş./1971); Cihân ez Hûd Bîgâne Mecmûʿa-yı Maḳālât (Tahran 1351 hş./1972); Şeş Güftâr der Bâre-yi Dîn ü Câmiʿa (Tahran 1352 hş./1973); Seyrî der Endîşe-yi Siyâsî-yi ʿArab: ez Ḥamle-i Napoleʾûn be Mıṣr tâ Ceng-i Cihânî-yi Devvum (Tahran 1356 hş./1977, 1358 hş./1979; T trc. Hicabi Kırlangıç, Arap Siyasi Düşüncesinin Seyri [İstanbul 1991]); Modern Islamic Political Thought: The Response of the Shiʿi and Sunni Muslims to the Twentieth Century (London 1982; eserin Far. tercümeleri: Tefekkür-i Novîn-i Siyâsî-yi İslâm [trc. Ebû Tâlib Sâremî], Tahran 1362 hş./1983; Endîşe-i Siyâsî der İslâm-ı Muʿâṣır [trc. Bahâüddin Hürremşâhî], Tahran 1362 hş./1984; Ar. trc. Şetâ - İbrâhim ed-Desûkī, el-Fikrü's-siyâsî el-İslâmî el-muʿâṣır [Kahire 1982]; T trc. Yusuf Ziya [Cömert], Çağdaş İslâmî Siyasî Düşünce, İstanbul 1988).

B) Tercümeleri. Se Dâstân-ı İntiḳām-ı Muʿcize-i Âsyâ (Tahran 1333 hş.; G. Bernard Shaw, J. London ve Guy de Maupassant'dan seçtiği üç hikâye); Se Âhengsâz (Tahran 1334 hş., Romain Roland'ın Les musiciens d'aujourd'hui ve Les musiciens d'autrefois adlı kitaplarından yaptığı seçmelerin tercümesine bir terminoloji eklemiştir); Ḳayser u Mesîḥ (Tahran 1341 hş., Will Durant'ın The Story of Civilization adlı eserinin Caeser and Christ başlıklı III. cildinin çevirisi); Felsefe-i Hegel (Tahran 1348 hş. [W. T. Stace, The Philosophy of Hegel]); ʿAḳl der Târîḫ (Tahran, ts. [Hegel, Phénoménologie des geistes]); Târîḫ-i Ṭabîʿî-yi Dîn (Tahran 1348 hş. [David Hume, The Natural History of Religion]); Siyâset (Tahran 1349 hş. [Aristo, Politica]); Levi Estraus (Tahran 1350 hş. [Edmund Leach, Levi-Straus]); Mârkûzeh (Tahran 1352 hş. [Alasdair MacIntyre, Marcuse]). Hamîd İnâyet ayrıca çeşitli dergilerde çok sayıda Farsça ve İngilizce ilmî makale yayımlamıştır.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN